0322 239 88 08 0532 266 40 41

Halep Keçisi yetiştiriciliği
Halep Keçisi satışları tıklayınız>>>

Kıl Keçisi Yetiştriciliği.
Keçilerin Kralı , Kıl Keçisidir.
tıklayınız>>>

Saanen Keçisi yetiştiriciliği
Saanen Keçisi satışları tıklayınız>>>

Keçi Hastalıkları

Keçi Hastalıkları

Keçi Sağlığı ve Hastalıkları

Keçiler de diğer çiftlik hayvanları gibi gözlenmeli, günlük normal yaşamlarında sapmalar olursa, kısa sürede müdahale edilmeli, koruyucu hekimlik ilkelerinden vazgeçilmemelidir.  Diğer çiftlik hayvanları için geçerli olan birçok kural keçiler için de geçerli olup, en önemli kuralın "kuru ve temiz" ilkesi olduğu unutulmamalıdır.

Keçi sürülerinde dikkat edilmesi,  gözlenmesi gereken önemli hususların başında "sürüden ayrı durma" gelir.  Sürüden ayrı duran, sürünün arkasında kalan keçiler kontrol edilmelidir.  Keçilerin yürüyüşleri, dışkıları, deri ve tüyleri her zaman gözlenmeli, vücuttan gelen herhangi bir anormal akıntı ciddiye alınmalıdır.  Bu konular dikkate alındığı zaman erken teşhis ve kısa süre içinde önlem almak mümkün olacaktır. Yine sürüde zayıflama ya da aniden zayıflayan birkaç keçi bize problemler hakkında bilgi verecektir.  Keçi sürülerinde ölüm, atık, anormal dışkı gibi istenmeyen olaylar söz konusu olduğunda kesinlikle laboratuar kontrolü istenmelidir.

Keçilerin normal vücut sıcaklıkları 38,6 - 39,7 0C olup, 39,1 0C ortalama olarak kabul edilir.  Keçiler dakikada 12 - 15 kez, oğlaklar ise 20 - 35 kez soluk alıp verirler.  İşkembeleri normal olarak dakikada 1 - 1,5 hareket yapar, nabızları yine dakikada 70 - 80 kez atar.

Keçilerin birçok derdi olmakla birlikte, her derdin de bir çaresi vardır.  Problemlerin olabileceği öngörülerek uygun aşılama programlarının aksatılmadan sürdürülmesi, dengeli ve eksiksiz bir yemleme ile koruyucu hekimlik işlevi yerine getirilmiş olur.

Başlıca Keçi Hastalıkları ve Önerilen Çözümler:

1- Pasteurellosis:  Öksürük ve sık soluma ile kendini gösterir.  Antibiyotiklerle tedavisi mümkün olabilir. En etkili yol koruyucu önlemlerdir. Aşı yapılmalıdır.

2- Enterotoksemi:  Ani ölümlere sebep olan bir hastalıktır. Çaresi aşılamadır.

3- Tetanoz: Kasılmalarla kendini gösteren bir hastalıktır.  Kırkım söz konusu olduğunda daha çok ortaya çıkar.  Herhangi bir yaranın oksijenli suyla silinmesi koruma bakımından önemli olup, aşısı vardır.

4- Leptospiroz: Kan işeme ile ortaya çıkan bir hastalıktır.  Kesilen ya da ölen hayvanların gövdeleri sararmıştır.  Antibiyotik tedavisi düşünülebilir.  Ancak; antibiyotikle tedavi çözüm değildir.  Aşılama yapılmalıdır.

5- Piyeten, Ayak Çürüğü: Tırnakları çürüten bir hastalıktır.  Sürüde hızla yayılabilir.  Topallığa sebep olur.  Tırnakların uygun şekilde kesilmesi, kuru- temiz barınaklar, ayak banyoları ile önlenebilir.  Uğraştırıcı bir hastalıktır.  Antibiyotik tedavileri denenebilir.   Antibiyotiklerle tedavi girişimleri her zaman başarılı olmayabilir.  O yüzden temiz ve kuru barınakların önemine inanmak şarttır.  Aşılama denenebilir.

6- Kazeöz Lenfadenitis, Koyun Pseudotüberkülozu:
Halk arasında çıban, cırtlak diye bilinen, lenf yumrularının apseli yangısıdır.  Ancak; apse kalın bir kapsula içerisinde çok az miktardadır.  Apseyi açıp akıtmak yemlik kenarlarına etkenin bulaşmasını, dolayısıyla sürüde hastalığın hızla yayılmasını kolaylaştıracağı için, hiçbir şekilde tavsiye edilmez.  Aşılama, aşılıların ve sağlamların hastalardan ayrılması,  aşılamaların programlı bir şekilde sürdürülmesi önerilir.  Apseler çene altında, kasık ve koltuk altlarında bulunacağı gibi, dışarıda görünmeyen, kesilince ortaya çıkan lenf yumrularında da bulunabilir.  Kesildikten sonra ortaya çıkan hastalık durumlarında derhal aşılamaya geçilmelidir.  Aşılama sadece hasta olmayanları korur.  Lenf yumruları şişmiş ve apseleşmiş olanlarda aşının bunları yok etmesi beklenemez.

7- Kuduz: Çok tehlikeli, insanlara da bulaşabilen, virus etkenli bir hastalıktır.  Problemli bölgelerde sistemli aşılar yapılmalıdır.

8- Clamidiosis: İnsanlara da bulaşabilen, yavru atmaya sebep olan bir hastalıktır.  Koyunlarda uygulanan aşı, keçiler için ruhsatlanmamış olsa da, denenebilir.  Antibiyotik tedavisinden sonuç alınır.

9- Ektima:  Dudak kenarlarında yara ile karakterize olan bu hastalık, yem yemeyi engellediği için öldürücü olabilir. Çok bulaşıcıdır.  Aşılama dışında çaresi yoktur.

10- Camphylobacter Fetus Enfeksiyonu (Vibriosis): Yavru atmaya sebep olan bir hastalıktır.  Tedavisi antibiyotiklerle mümkün olsa da, aşılama en akılcı yoldur.

11- Yanıkara - Malignant Ödem: Vücutta kötü kokulu, çıtırtılı şişlik ve yaralarla kendini gösteren bu öldürücü hastalığın tek çaresi aşılamadır.

12- Cryptosporidiosis: İshale sebep olan bir hastalıktır.  Aşısı yoktur.  Bazı tedavi yöntemleri denenebilir.  Başlıca önlem; temiz ve kuru ilkesine her yönden, her yerde uyulmasıdır.

13- Coccidiosis: Kanlı ishale sebep olan bir hastalıktır.  Özellikle suyla verilen ilaçlar kullanılarak tedavi edilebilir.

14- İç ve Dış Parazitler: İç parazitler deyince akla kıl kurtları, şeritler ya da karaciğer kelebekleri gelir.  Dönemsel olarak enjeksiyonluk ilaçlarla ya da ağızdan verilen ilaçlarla tedavileri yapılmalıdır.  Dış parazitlerden pire, kene, uyuz etkenleri, bit ve sinekleri sayabiliriz.  Her birinin uygun koruma ve tedavi şekilleri vardır.  Banyo tarzında olabileceği gibi, sırta dökülen ilaçlardan da yararlı sonuçlar alınabilir.  Keçilerde tüy yapısı sebebiyle sırta dökülen her ilaç koyun ve sığırlarda olduğu gibi iyi sonuç vermeyebilir.  Böyle durumlarda banyo tarzı ilaçlar daha çok tercih edilmelidir.

15- Beyaz Kas Hastalığı:  E vitamini ve selenyum eksikliğinde ortaya çıkan bir hastalıktır.  Selenyum, E vitamini birlikte vücuda yararlı olduklarından bu kombinasyonun yemlere katılarak ya da enjeksiyon şeklinde verilmesi gerekir.

16- Çiçek Hastalığı: Yaygın bir virus hastalığı olup, vücudun tüysüz bölgelerinde kabartılarla kendini gösterir.  Göz kapaklarında şişme olur ve burun deliklerinden akıntı gelir.  Hastalık ölümcül olabilir.  Aşılama dışında çaresi yoktur.

17- Şarbon, Anthrax: Ani ölümlerle kendini gösterir.  Odak bölgeler varsa yerel olarak problem artar.  Ölüm ani olduğu için antibiyotikle tedavisi söz konusu değildir. İnsanlara bulaşabilen bu tehlikeli hastalığın tek çaresi aşılamadır.

18- Bruselloz: Yavru attıran, insanlara da bulaşabilen, sürüyü ve sürü sahibini zor durumda bırakan, tehlikeli bir hastalıktır.  Atıkların tahlili şarttır.  Rev 1 aşısı ya da göze uygulanan Rev 1 aşısı ile önlenebilir.  Deri altı uygulanan Rev1 aşısının sekiz aylıktan büyük dişi keçilere yapılması tavsiye edilir.

19- Şap Hastalığı: Viral, bulaşıcı bir hastalıktır.  Ağız, ayak, meme bölgelerinde yaralarla ortaya çıkar.  Aşılama yapmak gerekir.

20- Küçük Ruminantların Vebası ( Küçükbaş Geviş Getirenlerin Vebası):  Öldürücü, viral etkenli bir hastalıktır.  Aşısı vardır. Aşılama tek çaredir.

21- Septisemi: Yeni doğan oğlakların ani ölümü ile sonuçlanan bir hastalık olup, aşılama ve yeni doğan oğlağa antiserum uygulaması yaparak başarılı bir mücadele sürdürülür.  Ağız sütünün emilmesi sağlanmalı, kontrol edilmeli ve oğlağın ağız sütünü emdiği gözlenmelidir.

22- Keçi Ciğer Ağrısı: Öksürük, hızlı soluma, burun akıntısı, yüksek ateş ile kendini gösteren, öldürücü bir hastalıktır.  Tedavisi mümkündür. Bazen keçiler belirtiler ortaya çıkmadan ölebilirler. Aşılama yapılması şarttır.

23- Enfeksiyöz Nekrotik Hepatit:  Kara hastalık veya kara bohça diye bilinen öldürücü bir hastalıktır.  Tek çare aşılamadır.  Klostridyum mikroorganizması karaciğer kelebekleriyle birlikte hastalığı oluşturduğu için, karaciğer kelebeği mücadelesi yapmak da önleyici tedbir olarak kabul edilir.

24- Agalaksi: Süt kesen hastalığı olarak da bilinen, meme iltihabı oluşturan ve ölüme sebep olabilen bu hastalığın çaresi aşılamadır.

25- Mastitis: Meme Yangısı: Agalaksi dışında da çeşitli mikroorganizmalar meme yangısına sebep olabilir.  Antibiyotiklerle tedavisi mümkündür.  Aşısı olan mikroorganizmalara karşı aşı ile koruyucu önlem alınabilir.  Temizlik ve dezenfeksiyon kurallarına uymak gerekir.

26- Listeriosis: Yavru atmaya ve sinirsel belirtilere sebep olan, insanlara da bulaşabilen bir hastalıktır.  Dudaklarda titreme, yem yememe, yutma zorluğu, sallantılı yürüyüş ile kendini gösteren bu hastalık ölümle sonuçlanır.  Hastalık erken safhada yakalanırsa antibiyotiklerle sonuç alınabilir.  Ancak; teşhisi klinik olarak zordur.  Sinirsel belirtiler gösteren hayvanların tedavisi genellikle mümkün olmaz.

Keçilerde Aşı Uygulamaları:

1- Enterotoksemi; Kara hastalık (Nekrotik hepatit), yanıkara gibi hastalıklar için karma aşılar uygulanır.  Keçilere yılda 1 kez, deri altı yolla 2 ml yapılması tavsiye edilir.

2- Bruselloz aşısı: Rev1 aşısı teke katımından önce 1 ml deri altı olarak uygulanır.  Teke katımdan 1 ay önce ve yılda 1 kez yapılması önerilir.

3- Ektima aşısı: Doğumu takiben 10 gün içinde arka bacaktan, butun iç kısmına çizik şekilde uygulanır.

4- Mastitis: Özellikle süt verimi yüksek kültür ırkı keçiler mastitis etkenlerine karşı aşılanmalıdırlar.  Mastivac karma veya Lysigin Staphylococcus  aureus aşıları kullanılabilir.

5- Koyun Keçi Vebası Aşısı ( Küçük Geviş Getirenlerin Vebasına Karşı Aşılama):  1 ml kuyruk altından ( deri altı) uygulanır.

6- Keçi Ciğer Ağrısı: Kulak ucundan 0,2 ml deri altına uygulanır.  Yılda bir kez yapılır.  Gebeliğin son iki ayında yapılması önerilmez.

7- Agalaksi Aşısı: Koltuk altındaki tüysüz bölgeden 1 ml. deri altı yolla yapılır.  Gebeliğin son iki ayında uygulanmaz.

8- Şap Aşısı: Deri altı uygulanır (1ml).

9- Pseudetüberküloz Aşısı ( Kazeöz Lenfadenitis Aşısı): Yılda bir uygulanır. Tekrarı vardır.  Aşılama sistemli olarak sürdürülmeli, hastalar sağlamlardan ayrılmalıdır.

10- Piyeten Aşısı: Yılda bir, rapelli olarak (tekrar) uygulanır.  Kuru ve temiz barınaklar en iyi koruyucu yöntemdir.

11- Pasteurella Aşısı: İlk aşılama rapelli olarak(tekrarlanarak), yılda 1 kez uygulanır.

12- Çiçek Aşısı: 6-12 haftalık sağlıklı oğlaklara 0,2 ml. 3 aylıktan büyüklere 0,5 ml. deri altı yolla yapılır.  Hastalık çıkmamış bölgelerde ve gebeliğin son 1,5 ayı içerisinde yapılması önerilmez.

GENEL KURAL: Bütün aşılar prospektüsünde yazdığı şekilde uygulanmalıdır.

Aşılama Dışındaki Uygulamalar:

- Selenyum ve E vitamini kombinasyonları enjeksiyon olarak uygulanmalıdır.
- Parazit mücadelesi yapılmalıdır.
 (İç parazitler) ( Dış parazitler)
- Kuru döneme giren keçilere meme içi olarak kuru dönem için hazırlanmış antibiyotikli preparatlar uygulanmalıdır.
 

KOYUN KEÇİ VEBASI

Küçük ruminantların vebası ( Koyun Keçi Vebası, Peste des Petits Ruminants, PPR) koyun ve keçilerde, yüksek ateş, sindirim sistemi mukozasında hemoraji, erozyonlar, gastroenteritis, ishal ve bronko-pneumoni ile karakterize, mortalite ve morbidite oranı yüksek viral bir hastalıktır.Subklinik ve perakut formların dışında PPR'ın akut formunda klinik bulgular hastalıktan şüphe edilmesi için yeterlidir. Ancak perakut ve subklinik formlarda anemnestik bilgiler değerlendirilerek solunum ve sindirim sistemi semptomlarının birlikte görüldüğü olgularda diğer bakteriyel, viral ve paraziter hastalıklarla birlikte PPR'da göz önünde bulundurulmalıdır, kesin teşhis ancak laboratuar muayeneleri ile mümkündür.Aşağıda belirtildiği şekilde yapılacak sistemik muayenelerde, muayene sonuçları düzenli olarak kayıt edilip alınacak örneklerle birlikte laboratuara ulaştırılmalıdır.

Genel durum;Durgunluk, iştahsızlık, susuzluk, yüksek ateş, geviş getirmeme durumu, ishalin varlığı,

Solunum;Solunum şekli, öksürük,

Lenf yumruları;Lenf yumrularının büyüklüğü,

Gözler; Bakışlardaki durgunluk, konjesyon, göz yaşı akıntısı ve özelliği,

Burun;Burun ucunun kuruluğu, burun akıntısı ve özelliği, burun mukozasının durumu,

Ağız;Diş etleri, ağız mukozası, damak, papillalar ve dilin duru-mu, ağızda koku mevcudiyeti,

Dehidrasyon;Derinin dehidrasyon yönünden durumu,

Ayaklar;Ayak lezyonları, yönünden incelenir.

    Postmortem muayene :Perakut ve subklinik formlarda önemli bir otopsi bulgusuna rastlanmazken tipik otopsi bulguları akut klinik formda görülür. Bu nedenle eğer mevcut ise açık tipik klinik semptom gösteren hasta hayvanlar öldürülerek otopsi yapılmalıdır. Hastalık sonucu ölen hayvanlarda ise postmortem muayeneler mümkün olduğu kadar çabuk yapılmalıdır. Hastalığın çok erken yada son dönemlerinde ölen hayvanların postmortem muayenelerinde önemli bir otopsi bulgusu görülmeyebilir.

Mücadele ve Kontrol :

    Koyun keçi vebası hastalığı, istisnai durumların dışında her zaman hastalıktan ari ülke veya bölgelere hasta hayvan girişleri ile nakledilmektedir. Bu nedenle mücadelede hayvan hareketlerinin kontrolü büyük önem arz eder. Küçük ruminantlarda PPR hastalığının çıkmasından sonra hastalığın çevreye yayılması oldukça hızlıdır. PPR görüldüğünde uygulanacak karantina tedbirleri ve hasta hayvanların imhası hastalığın yayılmasına engel olur. Hastalık tespit edilen yerlerde hastalığın görülmediği fakat sirayete maruz hayvanlara çevreden merkeze olmak kaydıyla yapılacak aşı uygulamaları ile hastalığı kısa sürede kontrol altına almak mümkündür.Koyun keçi vebası hastalığı, 21 Ekim 1997 tarih ve 23147 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 1997/10 No' lu tebliği ile ihbarı mecburi hastalıklar listesine alınmıştır. Şüpheli her vaka mutlaka takip edilmeli, hastalık görülmesi durumunda derhal ihbarı yapılmalıdır. Hayvan hareketlerinin kontrolü, karantina tedbirlerinin uygulanması ve hasta hayvanların imhası için 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanmalıdır.

 

KOYUN ÇİÇEK HASTALIĞI
 

 

 

(SHEEPPOX DİSEASE)
 

 

Koyun-keçi çiçeği, koyun ve keçilerin ateş, generalize papüller, nadiren veziküler, özellikle deri ve akçiğerlerde lezyonlarla karekterize öldürücü viral bir hastalığıdır. 
ETİYOLOJİ
DNA içeren, zarflı ve kubik bir yapıya sahip olan virion en az 30 yapı proteinine ve bir enzime sahiptir. Poxviridae familyası Chordopoxvirinae ve Entamopoxvirinae olmak üzere iki alt familyaya ayrılır. Entamopoxvirinae altfamilyasındaki viruslar sadece insectlerde görülür. Chordopoxvirinae alt familyasında 8 tür bulunur. Capripox viruslar Chordopoxvirinae familyasında yer alıp Koyun Çiçeği, Keçi çiçeği ve Yumrulu Deri Hastalığı viruslarını kapsar.
BULAŞMA
Hastalık direkt temasla, virusla kontamine olmuş yem ve eşya gibi malzemelerle ve aerosol yollarla bulaşır. Sindirim yolu ile bulaşma olmaz. Virus içeren püstül, kuru kabuklar ve yünler , hastalığın bulaşmasında çok etkilidir. Çünkü bu maddeler içindeki virüs, 6 ay kadar canlı kalabilir. Etkenin solunan hava, salya damlacıkları, çiçek döküntüleri ve süt ile saçılmakta, doğal infeksiyonda virus hayvandan hayvana hava ile bulaşmakta, virusun alınmasından sonra viremi meydana gelmekte ve etken bütün vucuda yayılmaktadır.
SEMPTOMLAR
Hastalığın inkubasyon süresi doğal infeksiyonlarda 6-8 gün iken deneysel infeksiyonlarda bu süre 2-3 gündür. 
Hastalık acut seyreder, ateş yükselir, nabız ve solunum sayısı artar, gözler şişer ve hayvanın burnundan mukoz bir akıntı gelir.
Konstipasyon ve idrar zorluğu gözlenir. 
Hastalığın tipik şeklinde hastalığın 1. gününden itibaren derinin yapağısız bölgelerinde, burun, dudaklar,göğüs, bacak aralarında, memede ve karında sırası ile papül , vezikül , püstül ve kabuk teşekkül eder. Bu kabuklar sonradan dökülür ve yerlerinde izler kalır. Papüller 0.5 - 2 cm çapında olup yuvarlak veya elips şeklindedir. Daha sonra püstüller irinleşirler. 
Bazen atipik koyun çiçeğine rastlanır. Bu durumda sadece papül devri görülür ve hayvan iyileşir. 
Koyun çiçeği hastalığı 3-4 hafta kadar sürer, kış aylarında daha fazla sürebilir. 
 Hastalığın şiddetleri devrelerinde yani virusun virulansı yüksek olduğunda kuzularda pnömoni ve bronko pnömoni meydana gelir. 
Koyunlarda mastitis ve abort vakaları görülür. 
Hastalığın seyrinde bakım, besleme ve hijyen şartlarının büyük tesiri vardır. 
Hayvanların hastalığa yakalanmasında konstitüston ve dispozisyonun büyük rolü vardir. Koyunlarda morbidite % 70-80, mortalite oranı ise % 5-50 arasında değişir. Kuzularda mortalite oranı % 80’e çıkabilir. 
Dermoepiteliotrop olan virus en iyi şekilde epidermis ve mukoza epitellerinde ürer. Fakat mezoderma ve iskelet kaslarına karşıda affinitesi vardır. Virus organizmada ilk önce retikülo-endotelial sisteme yerleşir. Buradan vucuda yayılarak deri ve organlarda çiçekle ilgili bozukluklara sebeb olur. Virus etkisini en fazla deride ve az olarakta lenfoid, retikulo-endotelial, hemopoetik, solunum ve sindirim sisteminde gösterir. Deneysel olarak meydana getirilen koyun çiçeği hastalığında koyunlarda tipik çiçek lezyonları oluşmaz. Yalnız vucut ısısı biraz yükselir ve sonradan normale döner. Bazı koyunlarda deri içi inokulasyonların 1. gününden itibaren ödemli eritamatöz nödüller şekillenir. Oluşan bu odaklar 6-7. güne kadar yavaş yavaş büyür ve 3-5 cm çapına ulaşır. Oluşan papüllerin bir kısmı nekroze olur ve nekrotik bir membran oluşur.
TEŞHİS
Klinik Tanı:
Beden ısısı artışı ile birlikte vücudun değişik yerlerinde papül, vezikül ve püstüllerin birbirini takip ederek ortaya çıkması, hastalığın tipik semptomu olarak kabul edilir.
Laboratuar Tanı :  
14 gün süreyle her gün CPE oluşumu yönünden kontrolleri yapılır. Virus izolasyonu için alınan kan örnekleri mümkün olduğu kadar çabuk ve buz içinde taşınmalıdır. Pratik olarak örnekler +4°C de 2 gün süreyle lökositler ayrılarak inokulasyon yapılıncaya kadar muhafaza edilebilir. Uzun süreli muhafaza için -20 °C kullanılabilir. Eğer doku örneklerinin alındığı yer uzak ise ve soğuk zincir yok ise % 10 gliserol + fizyolojik tuzlu su veya fosfat buffer solusyonu veya vasat içinde nakledilir ve virus izolasyonu için alınan biyopsi materyalinin merkezi kısmı kullanılır. Histopatolojik muayeneler için lezyonlu bölgelerden alınan doku örnekleri %10 formol solusyonu içinde muhafaza edilir. Hastalığın teşhisinde serolojik testler arasında en spesifik olanı serum nötralizasyon testidir. Buna ek olarak agar jel immunodiffizyon, ELİSA, İFAT, FAT kullanılabilir.
OTOPSİ BULGULARI
Deri lezyonlarında sırasıyla papül, vezikül, püstül ve kabuk oluşumu gözlenir. Akciğerlerde kataral pnöymoni sahaları görülür.Buralarda küçük boz renkte kazeöz nodüller vardır. Bu odakların boyu 1-2 cm , ortaları beyaz, mat ve balmumu renkli ve çevreleri kırmızıdır. Karaciğer ve böbreklerde de akciğerdekine benzer lezyonlara rastlanır. Sindirim kanalı mukozalarında hemorajik yangılar gözlenir.
MARAZİ MADDE SEÇİMİ VE GÖNDERME ŞEKLİ
Deri lezyonlarından alınan örnekler % 50 gliserinli tuzlu su içinde laboratuvara gönderilir.
TEDAVİ
Kesin tedavisi yoktur, semptomatik tedavi uygulanır.
KORUNMA
Hayvanları infeksiyondan korumada canlı ve inaktif aşılardan yararlanılmakta ve birçok ülkede bu aşılar yaygın olarak kullanılmaktadır. Attenüe koyun çiçek aşıları hastalığa karşı hücresel ve humoral immun yanıt oluşturmakta ve inaktif aşılardan daha uzun süre bağışıklık vermektedir.
 Ülkemizde Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünce; kuzu böbrek hücrelerinde hazırlanan liyolifize, canlı attenüe koyun-keçi çiçek aşısı üretilmektedir. Bu aşı koruyucu amaçla sonbahar mevsiminin başlarında , hastalık çıkan bölgelerde hastalığı takiben iki yıl boyunca yılda bir kez sağlam sürülerde 6-12 haftalıkkuzu ve oğlaklara 0.2 ml ve 12 haftalıktan büyüklere 0.5 ml verilir. 6 haftalıktan küçük kuzu ve oğlaklara uygulanmaz. Aşı koyun ve keçilerin gebeliklerinin son 6 haftasında ve doğumdan sonraki ilk ayda hastalık çıkmayan yerlerde koruyucu amaçla yapılmamalıdır. Aşının uygulama yeri; koyun ve kuzularda koltuk altı yünsüz bölge, keçi ve oğlaklarda kuyrukta deri altı uygulanır. Bağışıklık 21 günde tam olarak oluşur, bağışıklık süresi 8 aydır.
 Ayrıca sahada dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri de; hastalık hayvandan hayvana direkt temasla bulaşmakla birlikte, virus içeren püstül, kuru kabuklar ve yünler, kontamine olmuş yem ve eşya gibi malzemelerin de bulaşmadaki rolü dikkate alınmalıdır. Hastalık görülen yerlerde hastalığın yayılmasını önlemek için sözkonusu bu maddeler sağlıklı hayvanlara zarar vermeyecek şekilde uygun dezenfektanlarla dezenfekte edilmeli, dezenfekte edilemeyenleri ise imha edilmelidir. Hastalıktan korunmada bir başka önemli nokta da; koyun- keçi çiçek virusu direkt güneş ışığı karşısında kısa sürede denatüre olmasına rağmen, hastalıklı sürülerin kaldığı karanlık ve serin ağıllarda 2 yıl, meralarda ise 2 ay canlı kalabildiğinden hayvan hastalıklarıyla mücadele eden tüm Kamu ve Serbest Veteriner Hekimleri hayvan sahiplerini bu konuda bilgilendirerek, bu süreler içerisinde hastalık görülen ağıllara yeniden hayvan sokmaları engellenmelidir.
 
Mevzuat
 

Koyun ve Keçilerde Çiçek
 

 

Madde 111- Yurt içinde koyun ve keçilerde çiçek hastalığının çıktığını haber alan hükümet veteriner hekimi hastalık mahalline gelince hasta hayvanları muayene eder ve hastalık raporunu düzenler. Hayvan sağlık zabıtası komisyonu hastalık çıkış kararını alır ve hastalığı ilan eder.
 

 

a) Çiçek hastalığına yakalanmış koyun ve keçiler ayrı bir yerde muhafaza altına alınır. Hastalıktan şüpheliler müşahede altında tutulur. Hastalığın bulaşması tehlikesi olan bütün koyun ve keçilere çiçek aşısı uygulanır.
 

 

b) Çiçek hastalığından veya hastalık şüphesi altındaki hayvanlardan ölenler derileri ile birlikte yakılarak yahut derin çukurlara gömülmek suretiyle imha edilir.
 

 

c) Karantina bölgesine dışarıdan hayvan girmesine ve içeriden hayvan çıkarılmasına izin verilmez. Karantina kaldırılıncaya kadar buradaki hayvanlar, yün ve derileri, hayvan yemleri ve maddeleri ile sürü köpeklerinin dışarı çıkarılması yasaklanır.
 

 

d) Hastalıklı veya hastalıktan şüpheli hayvanlarda kullanılan her türlü alet ve malzeme dezenfekte edildikten sonra karantina bölgesi dışına çıkarılmasına müsaade edilir.
 

 

e) Karantinaya alınan yerlerdeki hastalıktan ve bulaşmadan şüpheliler ile iyileşmiş hayvanların kapalı vasıtalarla en yakın mezbahada kesilmelerine izin verilir. Bulaşmadan şüpheli hayvanların yün, deri, tırnak ve boynuzlarının dezenfekte edilmesi zorunludur.
 

 

f) Hastalık çıkan yerlerdeki koyun ve keçilerin 10 gün içinde kesilecekleri tespit edilmişse bu hayvanlara aşı uygulanmaz.
 

 

g) Hastalıklı yerden izinsiz olarak çıkarılan sürüler bulunduğu yerde karantinaya alınır. Çıkaranlar hakkında kanuni işlem yapılmak üzere savcılığa müracaat edilir.
 

 

h) Çiçek hastalığına yakalanmış hayvanlarda iyileşenler 15 gün bekletildikten sonra dezenfekte edilerek hastalıksız hayvanların yanına gönderilir.
 

 

i) Koyun veya keçi çiçek hastalığına yakalanmış hayvanların bulundukları yerlere giren bakıcıların çıkışlarında gerekli dezenfeksiyonu yapmaları zorunludur.
 

 

j) Hastalık çıkan yerlerdeki hayvan yemlerinin buradaki hayvanlar tarafından tüketilmesine müsaade edilir.
 

 

k) Koyun veya keçi çiçek hastalığı sebebiyle alınan karantina tedbirleri son iyileşme veya ölümden 60 gün sonra kaldırılır.

 KUDUZ
Kuduz, merkezi sinir sisteminin akut seyirli, öldürücü viral bir enfeksiyonudur. Hastalık, memeli hayvanlar ve insanlar başta olmak üzere diğer hayvan türlerinde de görülür.
Hastalık hayvandan hayvana veya hayvandan insana direkt ısırma ile bulaşır. Ayrıca mevcut yaralara enfekte salyanın bulaşması ile de enfeksiyon meydana gelmektedir. Enfeksiyon zincirinin taşıyıcıları olan köpek, kedi, yaban hayatı etoburları (tilki, çakal, kurt) ve yarasalar virusun arakonakçıları olarak kabul edilebilir. Bu hayvanlar enfeksiyon siklusunda önemli rol oynarlar ve enfeksiyonun son konakçı olan hayvanlara ve insanlara naklinde büyük bir değer taşırlar.
Başıboş ve evcil olmayan köpek ve kedileri etkileyen şehir kuduzu, insanlar için en tehlikeli kuduz şeklidir ve tüm bildirilmiş insan olaylarının %99’unu teşkil eder.
Dünya çapındaki insan kuduz vakalarının yıllık insidansı 33.000’in üzerindedir. Ölümlerin çoğu kuduz köpeklerin sebep olduğu çizikler yada ısırıklara bağlıdır.
Kuduz bir hayvan tarafından ısırılmayı takiben, inkubasyon süresi genellikle 14-90 gündür; fakat bu süre bazen daha da uzun olabilir. İnkubasyon süresinin uzun veya kısa sürmesi, vücuda giren virusun miktar ve virulans derecesinden başka yaranın genişliğine ve derinliğine bağlı olarak değişir. Ayrıca ısırılan bölgenin sinir dokusundan zengin olması da inkubasyon periyodu üzerinde etkilidir.
Klasik kuduz seyrinde enfeksiyonun 3 devresi vardır;
1- Sükunet dönemi: Çok yavaş gelişir. Hareket değişikliği ile karakterizedir. Korkaklık ve sinirlilik en önemli belirtilerdir. Ayrıca evden uzaklaşma, yabancı cisim yeme ve yutkunma güçlüğü vardır. 1-3 gün sürer.
2- Hareketli dönem: Hayvanlarda huzursuzluk artar, ısırma arzusu vardır. Genellikle yavaş seyreder. Bu dönemde saldırganlık söz konusudur.
3- Felç dönemi: Ölümden kısa bir süre önce oluşan bu devrede, yüz kasları, gövde ve ayak kaslarında felç meydana gelir. Alt çene felci nedeniyle hayvan yem ve su alamaz. Bu dönem 3-4 gün sürer ve ölüm oluşur.
Kuduz bulguları birçok olguda çok karakteristiktir. Bu nedenle teşhis klinik bulgular yardımıyla yapılabilir. Bununla birlikte bu durum her zaman geçerli değildir. Klinik teşhisin net olmadığı durumlarda hastalığın teşhisi sadece laboratuar muayeneleri ile yapılabilir.
Türkiye’de Hastalığın Durumu ve Uygulamalar
Türkiye, Asya ve Avrupa kıtaları arasında değişik coğrafik bölgeleri olan bir ülkedir. Ülke genelde dağlık ve ormanlık olması nedeni ile her türlü evcil ve yabani hayvanın barınmasına olanak sağlar. 1970’lerin sonlarına doğru büyük şehirlerin merkez ve çevresinde insan nüfusunun artmasına bağlı olarak köpek sayısında da artışlar olmuş ve buna bağlı olarak da kuduz vakaları artmıştır. Sonuçta uygulanan kontrol programlarıyla ülke genelindeki mihraklarda önemli ölçüde azalma olmasına rağmen özellikle büyük şehirlerde başıboş köpeklerin yoğunluğu nedeniyle hastalıkta artış gözlenmiştir.
Geçmiş yıllarda ülkemizde daha çok kedi-köpek kuduzu görülmüş olmasına rağmen uygulanan kontrol programlarıyla ülke genelindeki mihraklar önemli ölçüde kontrol altına alınmıştır.
Ülkemiz, köpek kuduzunun görüldüğü tek Avrupa ülkesi olmakla birlikte, son yıllarda yaban hayatına ait kuduz vakalarında da belirgin bir artış gözlenmektedir. Özellikle Ege Bölgesinde etkili olan yaban kuduzu ile ilgili olarak artan kuduz vakaları ile mücadele için mevcut tedbirlere ilaveten, yaban hayvanları için ağız yoluyla aşılamanın da, mücadelede etkinliği arttıracağı düşünülmüş ve bununla ilgili bir proje hazırlanmış, fakat finansal yetersizlikler nedeniyle proje ertelenmiştir.
Sahipsiz Hayvanlar
Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde görülmeyen ve özellikle büyükşehirlerde başıboş olarak gruplar halinde dolaşan sahipsiz köpekler ile kediler sahipli hayvanlarla insanların sağlıklarını ciddi anlamda tehdit etmektedir. Bu hayvanlar çevreyi kirletmekte, ısırma ve yaralanmalarla acı vermekte, çöplükleri karıştırarak çöpleri yaymakta, başkalarını rahatsız edecek tarzda gürültü yapmakta ve en önemlisi zoonotik hastalıkların yayılmasına yol açmaktadır. Köpeklerden insanlara 100’den fazla zoonotik hastalık geçebilmektedir. Bu hastalıklar arasında kuduz hastalığı dünyada en eski rapor edilmiş enfeksiyöz hastalıklardan birisidir. Bu nedenle sahipsiz veya sokak hayvanları kontrol altına alınmak durumundadır.
İnsanlarda Hastalığın Durumu ve Uygulamalar
İnsanlarda kuduz şüpheli temas vakalarının hepsi aşı tedavisine alınmaktadır. Aşı uygulamalarında 1987 yılına kadar sadece Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı’nın üretimi olan Semple tipi aşı uygulanmakta iken bu tarihten sonra Semple tipi aşı yanında ithal hücre kültürü aşısı da uygulamaya konulmuş olup 1996 yılından itibaren ise Semple tipi aşı üretimi ve uygulaması tamamen kaldırılmış ve sadece ithal hücre kültürü aşısı uygulamasına geçilmiştir.
Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de yılda ortalama 100.000 şüpheli insan kuduz vakası bildirilmektedir. Dünya çapındaki insan kuduz vakalarının yıllık insidansı 33.000’in üzerindedir. Türkiye’de de insan kuduz vakaları düşmektedir. 1991 yılında 9 olan insan vaka sayısı, 2000 yılında 3 vakaya düşmüştür.
 
Kuduz Hastalığının Kontrolü
Kuduz hastalığı teorik olarak köpek popülasyonunun üremelerinin kontrol altında tutulması ve rezervuar popülasyonun yoğun bir şekilde aşılanması ile kontrol edilebilir. Hastalığın kontrol altına alınmasında ise temel unsurlar şunlardır:
  
1.Sokak Köpeklerinin Kontrolü;
Sokak köpeklerinin kontrolü ve eliminasyonu yasal olarak yerel yönetimlerin görevidir. Bu köpeklerin devamlı barınmaları için köpek bakım üniteleri kurulmalı, hayvanların sağlık kontrolleri ve aşılamaları yapılmalı, sahiplendirilmelerine çalışılmalı ve üremeleri kontrol altına alınmalıdır.
2.Aşılama
İnsanların kuduza maruz kalmasını azaltmadaki en etkili yol, virusun temel konakçısı olan köpeklerde kontrol altına alınmasıdır. Bu amaca ulaşmadaki en uygun yöntem de köpek populasyonunun kontrolü ve bu hayvanların aşılanmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü’de kuduz mihraklarının önlenmesi ya da elemine edilebilmesi için bir populasyondaki köpeklerin en az % 70’inin aşılanması gerektiğini önermektedir.
Kuduz hastalığına karşı mücadelede kullanılan aşılar Bakanlığımıza bağlı Etlik Merkez Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü tarafından üretilmektedir. Koruyucu olarak canlı kelev kuduz aşısı köpek ve kedilerde kullanılmaktadır. İnaktif semple kuduz aşısı ise hastalık çıkan yerlerde tedavi edici olarak koyun, keçi ve sığırlarda uygulanmaktadır. Ayrıca çeşitli ülkelerden ithal edilen aşılarda kullanılmaktadır. Sahipli kedi ve köpeklerin aşılanması zorunludur. Kediler 6 ay, köpekler 3 aylık olduklarında kuduza karşı aşılanırlar. Aşılama çalışmalarında köyler düzeyinde kırsal kesimde problem bulunmaktadır. Köpek popülasyonunun önemli miktarını teşkil eden sahipsiz hayvanların aşılanmasında problem vardır.
3.Karantina
Bir yerde salgın hastalık çıktığını haber alan hükümet veteriner hekimi en seri vasıtayla, 24 saat içerisinde hastalık yerine gitmek zorundadır. Mülki ve mahalli idare makamlarınca gereken her türlü kolaylık ve yardımın yapılması yasal zorunluluktur. Kuduz hastalığı görülen yerlerde köpek, kedi, at, merkep ve sığırlar için 6 ay, koyun, keçi ve kanatlılar için 3 ay süreyle karantina uygulanır. Bu süre içerisinde hayvan giriş ve çıkışları yasaklanır.
Belediyeler ve köy muhtarlıkları kuduz hastalığından veya bulaşmadan şüpheli hayvanların gözetime alınacağı yerleri temin etmek zorundadır. Gözetim süresi 10 gündür. Hastalık çıkması durumunda Bakanlığımız taşra teşkilatı sağlık teşkilatına haber vermek zorundadır.
4.Halkın Bilgilendirilmesi ve Eğitimi;
Kuduzla mücadelede eğitim çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Bu konunun kentte multidisipliner bir şekilde ele alınması gerekmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Mahalli İdarelerin konu ile ilgili olarak işbirliğine gitmeleri bu mücadele için gereklidir.
Kuduzla ilgili eğitim konusunda en etkili yol kitle iletişim araçları olan yazılı basın, radyo ve televizyondur. Konu ile ilgili kişilerle yapılacak olan açık oturumlar ve yayınların eğitime katkısı büyük olacaktır.
  
Mevzuat
Hayvan Sağlık Zabıtası Kanununun 12. maddesi hastalık ihbarının nasıl ve kimler tarafından yapılacağını, geçici kordon konulmasını, 14. maddesi hükümet veteriner hekiminin olaya müdahale etmesini, 15. maddesi mülki amirin yükümlülüğünü, 16. maddesi karantina uygulanmasını, 19. maddesi karantinada tutulan hayvanların hareketlerini, 20. maddesi karantinanın kaldırılmasını, 34/b, 36. ve 50. maddeleri itlaf ve karantina uygulaması ile ilgili olarak düzenlenmiştir. Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliğinin 36. maddesi hastalık çıkışında alınacak genel tedbirleri, 40. maddesi kordon ve karantina ile ilgili tedbirlerin alınması, 41.
maddesi hastalık çıkan yerin ilan edilmesi, 105/h maddesi hastalıklı etlere yapılacak olan uygulamalar, 119. maddesi hastalık çıkışında uygulanacak özel tedbirler ile ilgili olarak düzenlenmiştir
Kuduz hastalığı ile mücadelede 3285 sayılı Hayvan Sağlık Zabıtası Kanununun 34 ve Yönetmeliğinin 119. maddesine göre işlem yapılacak, sahipli kedi ve köpeklerin aşılanması ile birlikte numaralı tasma takılması, kayıtlarının tutulması ve müşahade yerlerinin yapılması konularında mahalli idareler ile ciddi bir işbirliği yapılacaktır.

Ektima

Oğlakların ağız, dil ve ağız etrafında oluşur. Dudak ve dilin üstündeki deriler soyulur, yaralar kanar. Yaraların sağıtımı yapılmaz ise iltihaplanır. Yaralar nedeniyle genç hayvan yeterince beslenemez ve zayıflar. Gerekli önlemler alınmaz ise oğlaklarda ölüm yapabilir. Sağıtım için yumuşak besinler verilir, yaralar üzerine gliserin sürülür. Hastalıktan koruma aşı ile sağlanır. Aşı oğlaklamadan 1-2 gün sonra kasık bölgesine damlatılıp yayılarak yapılır.

 Enterotoksemi

Keçilerde gözlemlenen enterotoksemi hastalığı esas olarak koyunlara özgü bir hastalıktır, çok seyrek olarak keçilerde de görülür. Enterotoksemili hayvanların ne zaman hastalanıp öldüğünü çoğu zaman takip etmek olası değildir. Hastalanan keçi birden duraksar, yem yemeği keser, sendeleyerek yere düşer, sıçramalar ve titremeler gözlemlenir ve çok kısa bir sürede ölür. Keçilerde arada bir kesilip sonra tekrar başlayan ishaller görülür. Ölen hayvanların mide ve bağırsaklarında kan oturmalarına rastlanır. Keçilerde de enterotoksemi hastalığı çok hızlı seyrettiği için sağıtım olanağı yoktur. Hastalığa karşı korunma iki türlü yapılır. Birincisi hastalığın oluşmasında rol oynayan etmenleri ortadan kaldırmaktır. İkincisi ise aşılatmadır. Hastalığa karşı bağışıklık aşılama ile sağlanır. Aşı, dirsek girişi ve deri altına oğlaklara 2 ml miktarında enjekte edilir. 21 gün sonra aynı dozlarda ikinci kez aşı yapılır. İlk aşılamadan 6 ay sonra keçiye ikinci bir aşı daha yapılırsa kuvvetli bir bağışıklık sağlanır.

 Brucella Melitensis


Bu hastalığın başlıca belirtisi gebeliğin 3-4 aylarında gözlemlenen yavru atmadır. Yavru atma oranı ilk yıl oldukça yüksektir. Hastalık atık yapan hayvanların döl yolu akıntıları, yavru zarı atıkları ve atık yavrularla bulaşır. Oğlak ve kuzular, doğumdan sonra analarının sütü ile de bulaşık olabilirler. Sürüye brusellosisli bir hayvanın girmesi bile, bir doğum döneminde sürünün tümünün hastalanmasına neden olabilir. Bulaşık tekelerinin meni suyu da mikrop yayar. İnsanlara taze peynir ve sütle geçebilir. Hastalıktan koruma için öncelikle hastalıklı keçilerin tanısı yapılır. Etkin korunma aşılama ile sağlanır. Aşı, deri altına erkek ve dişi oğlaklara 3-4 aylık olunca, erginlere ise teke katımından 1 ay önce ya da sağımların bitiminden sonra yapılır. Aşının dozu 1 ml dir. Bir defa aşılanan hayvana ikinci kez aşı yapılmaz. Bağışıklık yaşam boyu sürer.

Agalaksi

Agalaksi, memelerde, gözde, eklemlerde ve arka ayak kaslarında yangılar yapar. En çok rastlanan şekli, meme şeklidir. Meme dokusu yumuşar, kısmen küçülür, sertlikler belirir. Memeler ağrılıdır, sağım güçleşmiştir. Sütün görünüşü değişir, yapışkan kıvamda ve pıhtılıdır. Süt kimi zaman kanla karışır gelir. Keçilerin gözlerinde iltihap ve körlük oluşturulabilir. Ayaklarda topallık ve eklemlerde şişlikler olur. Hayvanlar dizleri üzerine basar. Gebe keçilerin çoğu yavru atabilir. Hastalığın bulaşması, bulaşık su ve yiyeceklerle olur. Sağıcılar da hastalığın bulaşmasında rol oynarlar.

Agalaksiye karşı en etkin çare aşılamadır. Aşı, sağım döneminin son iki ayı ile gebeliğin ilk 2 ayında uygulanır. Aşı, koltuk arkası deri altına 1 ml enjekte edilir. Bir aylıktan büyük oğlak ve kuzular dahil, her yaşta keçi ve koyunlar aşılanırlar. Aşının bağışıklığı yapımından 15 gün sonra başlar, 8 ay sürer.

 Keçi Ciğer Ağrısı

Keçilere özgü bir hastalıktır. Hastalığın ilk belirtileri, vücut ısısının yükselmesi, genel durgunluk, iştahsızlık ve bitkinliktir. Ani seyirli hayvanlarda sık sık öksürme, solunum sayısında artma, solunum güçlüğü gözlemlenir. Keçi başını öne uzatıp ağzını açarak nefes almaya çalışır. Hastalanan hayvanların çoğu ölür. Hastalıktan kurtulabilen keçiler ise kaşektik duruma gelir, gençlerin gelişmesi de geri kalır. Hastalık, enfekte hayvanlar ile bulaşır. Bu nedenle hastalık çıkan sürüler ile sağlam sürülerin doğrudan ya da dolaylı temaslarının kesilmesi gerekir. Sağıtım da kimi antibiyotikler yararlı olabilir. En etkin koruma aşı ile sağlanabilir. Aşı, kulağın dış yüzüne, kulak ucundan 2-3 cm aşağıya 0.2 ml miktarında enjekte edilir. Bağışıklık 15 gün sonra başlar. Bağışıklık süresi 3-9 aydır. Gebeliğin son ayı içinde aşının yapılmaması öğütlenir. Altı aylıktan daha büyük oğlak ve çepiçler ile ergin keçilere uygulanır.

ENFEKSİYÖZ NEKROTİK HEPATİTİS


Enfeksiyöz nekrotik hepatitis hastalığı, halk arasında Kara Hastalık, Kara Bohça isimleriyle bilinir. Koyunlarda bazen de sığırlarda ani ölümlere sebep olur.

Genellikle 2 ila 4 yaşlar arasındaki iyi beslenmiş koyunlar hastalığa karşı daha duyarlıdır. Kuzu ve 1 yaşlı koyunlar fazla duyarlı olmamakla beraber 6 aylık kuzularda dahi bu hastalığa rastlanmıştır. Hastalığa sürülerde yakalanma oranı %5 ila %50 arasındadır. Hastalık koyunlarda öldürücü bir seyir takip eder. Bilhassa karaciğer parazitlerinin fazla bulunduğu yerlerde dikkati çeker. Karaciğer parazitlerinin gelişmesine uygun olarak mevsimsel bir seyir takip eder. Bu itibarla daha çok yaz ve sonbahar aylarında görülür.

  Beyaz Kas Hastalığı

Selenyum ve Vitamin E 'nin diyetle alımıyla ilişkili ve bunların diyetle az alınmasıyla ortaya çıkan kas dejenerasyonu hastalığıdır.Hastalık kuzu ve buzağılarda 0-1 yaş arasında görülür.Bu yas arasında gerek annesinin bahsedilen bu vitamin ve minerali yetersiz almalarıyla da yakından ilişkilidir. Yetersizlik vücudun tüm çizgili kaslarında deformasyon yapar.Selenyumun biyokimyasal olarak ilişkili olduğu glutatyon peroksidaz enziminin bozukluğu bu deformasyonu oluşturur.Adının da konulmasından anlaşılır ki kaslarda beyazlaşma şekillenir.Öyle ki şiddetli hallerinde adeta tavuk eti görünümüne kadar yaklaşır.Özellikle ön bacağın ve arka bacağın en büyük kaslarından yapılacak dikey kesitlerle deformasyon izlenebilir.Hastalık esas olarak kalp kasında yaptığı deformasyonla ölüm şekillendirebilir.Deformasyon bir myopati olup,kas fibrillerinde şekillenen bir nekrozdur ve Zenkel nekrozu olarak tanımlanır.Patolojik preparatlarda amiloid bozukluğu olarak rahatlıkla görülür.Bahsedilen enzimin bozukluğu ve de beraberinde Vitamin E yetersizliği de immün sistemi yetersiz kılmakta,bunun sonucunda da sekonder enfeksiyonlar gözükebilmektedir.Ana olarak ölüm sebebi kalp deformasyonu,tali olarak da sonrasında oluşan enfeksiyonlardır.Belli düzeyde oluşmuş kas deformasyonundan sonra geri dönüşüm kaslar şekillenmez.Bu da beraberinde tedaviyi anlamsız kılmaktadır.Bunun için hastalık tedavi edilmez ancak hastalıkta korunulur.Şöyle ki;gebeliğin son iki ayında inek veya koyuna selenyum sülfat gibi kimyasallarla selenyum uygulaması yapılır.Selenyum preparatları bugün için Vitamin E ile de beraber olmuştur.Bununla da beraber verilebilir.Doğan yavruya da ayrıca bahsedilen preparatlardan selenyum uygulaması yapılmalıdır.Hastalığın orta şiddetli halinde sürüden uzak kalma,topallık,ishal gibi semptomlarla kendisini kuşkulandırabilir.Mineral yetersizliğinin görülme sıklığı bu arada önemlidir.Zira bölgede bulunan bazı bitkilerin yapısındaki fitat grubu maddelerin selenyum mineralini bağladığı bilinen bir gerçektir.Bunun yanında fazla yağmurlu bölgelerde de yağmurun minerali toprağın alt kısımlarına kadar yıkımlaması ve kullanılmaz hale getirmesi hastalığın epidemiyolojisiyle ilişkilidir.Kısacası hastalık mineral yetersizle şekillenen bir myopatidir.Korunulması gereken bir mineral yetersizliğidir.Bu arada yabancı adıyla hastalık white muscle disease olarak anılır. Gebe keçiler ve yeni doğan oğlaklara yapılması gerekmektedir.

 Keçilerde paraziter hastalıklar     

                  Kelebek Hastalığı
 Kelebek hastalığı, devrelerine göre farklı belirtiler gösterir. Ani olaylarda hastalık ve ölümler, genç kelebeklerin karaciğeri istila etmesi ile doku tahribatı ve kanamalar sonucu olur.Genellikle yaz sonları ve sonbaharda gözlemlenir. Bulaşık keçiler birdenbire ölürler, ancak hasta hayvanlar ölümden bir hafta önce hareketsizdir, sürü içinde yatarlar. Diğer bulgular arasında hızla zayıflama, bitkinlik ve iştahsızlık gözlemlenir. Hastalık süresi 1-2 hafta kadardır.
 
Kum Kelebeği Hastalığı
 Kum Kelebeği hastalığının etkeni keçilerin safra yollarında bulunur. Hayvanlarda zayıflama, kansızlık, verim düşüklüğü, deri esnekliği gibi belirtilere rastlanır. Arakonakçıları, kara sümüklüleri ile karıncalardır.
 
Mide-Bağırsak Kıl Kurtları
 Sürekli zayıflama, iştah azalması, kimi zamanlar ishal ya da kabızlık, verim düşüklüğü, öksürük başlıca belirtileridir. Dışkı koyu yeşil renkli ve pis kokulu olur. Bağırsak tıkanmaları da gözlemlenir. Kıl kurtları, kelebek hastalığı ile birlikte seyrederse ölüm oranı daha da artar. Mide-bağırsak kıl kurtları dışkı ile bulaşırlar. Dışkıda bulunan yumurtalardan çıkan larvalar otlara tırmanırlar ve bunların yenmesiyle keçilere geçerler.
 
Akciğer Kıl Kurtları
 Kıl kurtları, akciğere yerleşirler. Bu hastalığın belirtileri, solunum zorlukları, öksürük, burun ve göz akıntısı, yorgunluk, kansızlık, zayıflama, kimi zamanlar ishal, vücut ısısında yükselme şeklinde gözlemlenir. Ölüm, soğuk algınlığından olur. Oğlaklar çok duyarlıdır.
 
Delibaş Hastalığı
 Delibaş hastalığının etmeni çoğunlukla, beyinde larva olarak gözlemlenir. Olgun şekli, köpeklerin, kurt, çakal ve tilki gibi yabansal et yiyicilerin bağırsaklarında şerit şeklindedir. Delibaş hastalığına tutulan keçiler başlarını öne ve yana düşük tutarlar. Başlarını duvara, yemliğe dayarlar, yürürken dönme hareketi yaparlar, gözleri görmez olur. İştahları azalır ve giderek zayıflarlar.
 
Bağırsak Şeritleri
 Bağırsak şeritlerinin genel olarak vücutları dört çekmenlidir. Olgunları ince bağırsakta, larvaları iç organlarda bulunur. Şeritler çift eşeylidir ve arakonakçıya ihtiyaç duyarlar. Ergin bağırsak şeritleri halka halka düşerler ve merayı bulaştırırlar. Sayıları az olduğu zaman hayvanlarda belli bir araz yapmazlar, ancak fazla sayıda olduklarında hastalık, kansızlık, sindirim zorluğu, ishal ya da kabızlık yaparlar. Bağırsak tıkanmaları da gözlemlenebilir. Hayvanların sinir sistemlerinde de tahribat yapabilirler. Titreme, çarpıntı, diş gıcırdatma, çizerek dönme gibi klinik bulgular ortaya çıkabilir. Şeritlerin altı aylığa kadar oğlaklarda daha tehlikeli olduğu gözlenir. Bulaşma, keçi ve oğlakların pislikleriyle olur.
 
Ağrıma, Kırçan
 Ağrıma ya da kırçan, keçilerde keneler ile geçen bir hastalıktır. Hastalığın bulaşmasında arakonakçı olarak çeşitli kene türleri rol oynarlar. Ağrımalı keçilerde, kuluçka döneminden sonra 42°'ye kadar yükselen ateş, titreme, düşkünlük ve iştahsızlık gözlemlenir. Kan işeme, hastalığın tipik belirtilerindendir. Sallantılı yürüyüş ve solunum artışı görülür. Hastalığın sağıtımında erken tanı önemlidir.
 
Kanlı İshal (Koksidiyoz)
 Kanlı ishalin keçilerde etmeni tek hücreli kan asalaklarıdır. Keçilerde ve özellikle oğlaklarda kitle halinde ölümlere neden olabilir ya da en azından gelişmelerini olumsuz etkilerler. Kanlı ishal, bir yaşına kadar olan kuzu ve oğlaklarda gözlemlenir. Hayvan 1-2 gün içinde ölür. Ölüm % 10-25 arasındadır. Vücut ısısı 40-41°C'yi bulur. Hayvanlar, iştahsız, takatsiz olur. Şiddetli ishal en tipik belirtisidir. Dışkı, kanlı olabilir. Boyun ve ard bacak kaslarında titreme görülür. Diğer şekli iki yaşına kadar olanlarda gözlemlenir ve % 40-70 arasında seyreder. Kesintisiz devam eden koksidiyoz ise yaşlı ya da iki aylıktan yukarı oğlaklarda % 10-13 oranında ölüme neden olur.
 
Bitler
 Bitler, deriye yakın olarak bulunurlar ve yara kabukları, deri döküntüleri ve kıl ile beslenirler. Kıl tahribatı, sürtünmeden ve kaşınmadan ileri gelir. Kaşıntı ve huzursuzluk yaparlar. Genellikle sonbahar ve kış aylarında görülür.
 
Nokra
 Nokra, keçilerde sık rastlanılan bir asalaktır. Ergin sinekleri tarafından hayvanın vücuduna bırakılan yumurtadan çıkan larvalar derialtı bağ dokusuna yerleşirler. Larvalar, Aralık ayına rastlayan ikincil devrelerinde sırt derisi altında 'Nokra şişlikleri' meydana getirirler. Nokralı keçiler huysuz olur, iştahları azdır, zayıflarlar, keçilerin süt verimi düşer. Nokra savaşımı için en uygun mevsim Ekim-Kasım aylarıdır. Nokra şişlikler şekillenip, larvalar henüz deriyi delmeden önce ilaçlamayı yapmak gerekir.
 
Uyuz
 Başlıca uyuz çeşitleri, baş uyuzu, gövde uyuzu ve seyrek olarak ayak uyuzudur. Baş uyuzu iltihap, kaşıntı ve kellik yapar. Göz yangısı ve körlük yapabilir. Hastalık genellikle uzun sürelidir. Uyuz çıkan sürüde, üçer haftalık aralarla hayvanlardan alınacak deri kazıntılarında canlı uyuz böceği görülmeyene kadar ilaç uygulaması yapılır.
 
Keneler
 Keneler, hayvanların vücutlarına yapışarak yaşarlar. Yumurta, larva ve ergin olmak üzere üç evreleri vardır.  Mera keneleri daha çok dış ortamda ve merada yaşarlar. Mesken ya da yumuşak keneler genellikle barınaklarda yaşarlar.
 

ZEHİRLİ OTLARDAN KORUNMA 
Mer’alarda birçok bitki bulunur. Her bölgenin de kendine özgü bir bitki çeşidi vardır. Bu bitkilerin kimileri hayvanlarda zehir etkisi yaratırlar. Zehir etkisi bitkinin türüne, tür içindeki çeşitlerine, gelişme devrelerine toprağın ve iklimin özelliklerine, tüketilen miktara, yem süresine ve hayvanın duyarlılığına göre ayrım gösterir. 
Başlıca Zehirli Otlar
Bitki adı  Belirtiler Sağıtımı 
Karalahana, hardal, soğan, kolza, yabani hardal, yabani sarımsak  Kansızlık, solunum sayısında artış, taşikardi  Mera’anın değiştirilmesi 
Yakup otu, demir dikeni, sarmaşık türleri, engerek otu  Baş ve memede ödem, solunum güçlüğü, kulak, burun ve gözde ödem  Mera’anın değiştirilmesi 
Acı bakla, mavi lüpen  Sallantılı yürüyüş, düşme, ağızda köpürme, sarılık  Mera’anın değiştirilmesi 
Kanyaş, yumrulu kanyaş, kuş yemi,  Titreme, yere düşme, tutuk yürüyüş, başın öne doğru eğik olması  Mera’anın değiştirilmesi

 

 

 

Facebookta Paylaş