0322 239 88 08 0532 266 40 41

Halep Keçisi yetiştiriciliği
Halep Keçisi satışları tıklayınız>>>

Kıl Keçisi Yetiştriciliği.
Keçilerin Kralı , Kıl Keçisidir.
tıklayınız>>>

Saanen Keçisi yetiştiriciliği
Saanen Keçisi satışları tıklayınız>>>

Torunoğlu Keçi Çiftliği Ülkemizin En Modern,En Büyük ve En İyi Mimariye Sahip Keçi Çiftliklerinden Biridir..Sizler İçin Çok Sıkı Seleksiyondan Geçmiş Üstün Verimli Halep Keçileri Üretmekteyiz.

Niçin Halep Keçisi

Halep keçisi tükettiği yeme oranla çok fazla süt verimi,et ve yavru verimine sahip olması,bakım ve beslemesinin kolay olması çabuk doyan bir süt keçisi olması ve son derece dayanıklı olması halep keçisini bir altın keçi haline getirmiştir. 

Türk Halep Keçisi     


İkiz Yavrulu yeni doğum yapmış, (2. doğum) Halep Keçisi Torunoğlu Halep Keçi Çiftliği 

 

Selcuklu İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu Zamanında Vatan Birken Keçi Tiçaretini Halepli Şamlı Türkmen Aşiretlerine Bağlı Tüççarlar Yaptığından,Doğu Akdeniz'deki Uzun Kulaklı Sütcü Bu Güzide Keçi Irkımızın Adı Halep Keçisi,Şam Keçisi,Şami Keçisi,Damascus Keçisi Kalmıştır.Yoksa Halep Keçisinin Halep Şehri'yle Doğrudan Bir İlgisi Yoktur.En Kalite Yüksek Verimli Halep Keçisi Türki'ye ve KKTC'de Bulunmaktadır.Halepkeçisinin Asıl Gen Kaynağı Çukurova Bölgesi'dir.O Nedenle Halep Keçisi Satın Almak İstiyen Çok Sayıda Ülke Türkiye'ye ve Çiftliğimize Başvurmaktadır.Halep Keçisi Sahibinden,Saf Kan Halep Keçisi Satın Almak İçin,Keçi Yatırımcılarını .Türkiye'nin En Büyük,En Modern Keçi Çiftliğine, Adana Torunoğlu Halep Keçisi Çiftliği'ne Bekliyoruz.Halep Keçisi Fiyatları 2014 rakamlarını Öğrenmek için 0532 2664041 Vet.Hekim Cengiz Torun'u arayınız.

 Keçi Ağılı inşasında Isı Yalıtım ve İşçiliği En Aza İndiren,Keçi Sağlığını Öne Çıkaran Bir Anlayışla inşa edilmiştir.Keçi ağılımızı Emka Park Firması İnşa etmiştir. www.emkapark.com

 

Halep Çiftliğimize Dünyan'nın Bir Çok Ülkesinden Ziyaretçiler Gelmektedir.

Keçi Çiftliğimize Gelen Büyük Elçi Misafirimiz.  


Libya'dan çiftliğimize halep keçisi satınalmak  için gelen misafirlerimiz.

Ülke Genelinden Halep Keçisi Çiftliğimize Binlerce Keçi Yatırımcısı Misafir Olmuştur. 

 Azerbaycan'ailk parti halep keçisi satışını gercekleştirdik.Azerbaycan'da halep keçisine büyük ilgi oluşturduk.

 


Halep Keçileri İçin 7 Yıldızlı Otel ******* Konforlu Keçi Ağıllarımızı Sizde Yakından Tanıyın.  

Her keçi önündeki yeme razı oluyor ahşap yemlik kavga etmelerine engel oluyor. 

Ahşap ızgaralı ağıllarımız.Keçilerin dışkı ve idrarları ızgaradan aşağı süzülüyor.İzgara altında otomatik sıyırıcılar gübreyi sıyırıp gübre çukuruna atmaktadır.Keçiler kuru ve temiz bir ortamda yatıyor.Islak ve soğuk ağıllar keçileri hasta eder.

Çiftliğimizde keçiler otomatik yem mikseriyle yemlenmektedir.


Halep keçisi sağım;halep çiftliğimizde ileri teknoloji DELAVAL sağım sistemleri kullanılmaktadır.

deleval keçi sağım makinası-keçi sağım sistemleri

 

delaval sağım sistemleri

sağım makainaları


Sağmal 1. Doğumu Yapmış Halep Keçisi Çebiçimiz.


Halep keçisi videoları(Halep keçilerimiz alaca karanlıkta yeme koşuyor,halep keçi sürümüz tarlada)

 

 HASSAS KAN TESTLERİ YAPILMIŞ,BRUCELLA HASTALIĞI'NDAN(YAVRU ATMA HASTALIĞI)  VE BENZERİ HASTALIKLARDAN ARİ ORJİNAL HALEP(ŞAMİ)KEÇİLERİ HALEP KEÇİ ÇİFTLİĞİMİZDEN DİLEDİGİNİZİ ALMAK KAYDIYLA SATILIKTIR.

KAN TESLERİ YAPILMAMIŞ KEÇİLERLE SAKIN İŞE BAŞLAMAYIN!!! BİR TEK BULAŞICI HASTALIK TAŞIYAN(BRUCELLA) BİR KEÇİ ÇİFTLİĞİNİZİN SONUNU GETİRECEKTİR.BRUCELLA (MALTA HUMMASI-PEYNİR HASTALIĞI) HEM HAYVANLARINIZA HEMDE SİZE BULAŞIP HASTA EDER.BRUCELLA ZOONOZ BİR HASTALIKTIR(HAYVANDAN İNSANA BULAŞAN).BRUCELLA BULAŞMIŞ BİR HAYVAN BİR DAHA DAMIZLIKTA KULLANILAMAZ,BRUCELLA KAPAN HAYVAN KANUNEN MEÇBURİ KESİME SEVK EDİLİR.ÇİFTLİĞİNİZE FARKINA VARMADAN GETİRDİĞİNİZ BRUCELLALI HAYVANLAR,AHIRINIZDAKİ DİĞER SAĞLAM HAYVANLARA DA HASTALIĞI BULAŞTIRACAKTIR.HASTALIĞI PARAYLA SATIN ALMAYIN.KAN ANALİZLERİ YAPILMAMIŞ BİR HAYVANI HEDİYE OLARAK DAHİ KABUL ETMEYİN.

DIŞARDAN GAYET SAĞLIKLI GÖZÜKEN BİR KEÇİ BRUCELLA TAŞIYICISI OLABİLİR.SATILIK HALEP(ŞAMİ)KEÇİSİ İÇİN ISRARLA KAN TESTİ İSTEYİNİZ!!!(BRUCELLA TEST KİTİ YANILTICI SONUÇLAR VERMEKTEDİR,TEST KİTİ SONUÇLARINA İTİBAR ETMEYİNİZ).MAYIN TARLASINDA YÜRÜMEYİN TORUNOĞLU HALEP KEÇİSİ ÇİFTLİĞİNE GELİN,GÜVENLE KEÇİLERİNİZİ SATIN ALIN. VETERİNER HEKİM CENGİZ TORUN KLİNİSYEN,GENETİK ISLAHCI


   

Halep Keçisi Satın Almadan Önce Kaba Yemini Temin Etmelisiniz.

 

Hayvancılıkta olmazsa olmaz olan, yem bitkileri,Kaba Yem Ekilmesidir.İster Koyun Keçi Besleyin,İster İnek Besleyin Gercekten Para Kazanmak İstiyorsanız Tarlanıza Ülkemizde Ekili Çayır Meraların %90'nında Yapay Çayır Mera Olarak bizim tohumlarımız vardır.Yurt Dışından Getirdiğimiz Yem Bitkileri Tohumlarımızı Ekmeden Hayvancılıktan Yeteri Kadar Para Kazanamazsınız!!

 

Halep keçi sürümüz yem bitkisi tarlasında


Halep Keçisi Yetiştiriçiliği Son Derece Karlı Bir İştir.Yeterki Yem Bitkisi Tohumu Ekin.

Halep Keçileri  çayır mera tarlamızda.

Halep Keçileri Web Sitelerimizden Bazıları-Halep Keçisi Hakkında Önemli İnternet Keçi Siteleri,Halep Keçilerimiz İcin Tıklayınız.

www.halepkecisi.info

Satılık Halep(şami,şam,damascus) Keçisi Hakkında,Bilinmeyen Her Şey;

Halep Keçisi Tekemiz(koca kafa)

www.halepciftligi.org

Adana'da Halep(Şami) Keçisi Çiftliğimizde,Damascus (Halep) Keçisi 2 yaşına Yakın ve 1.5 Yaşlı Anne Adayı Çebiç Satışlarımız Devam Etmektedir.2012 Yılı Halep(şami) Oğlak Satışlarımız  Başlamıştır.Halep KeçisiTeke ve Teke Adayı Satışlarımız Sürmektedir.Satılık Keçi,Halep Keçisi Damızlık Gebe Çebiç(hakına) Satışlarımız Başlamıştır.Dış ve İç Parazit Uygulamaları Yapılmış,Lüzum Eden Karma Aşıları Yapılmış,Sistemik Sağlık Muyanesinden Geçmiş,Kalıtsal Bir Kusuru(Nesilden Nesile Yavruya Gecen) Olmayan,Sağlıklı Saf Kan Özel Damızlık Halep Keçisi Almak İçin Tüm Keçi Severleri ve Dostlarını Türkiye'nin En Büyük Halep Keçi Çiftliğine,Adana'ya Halep Çiftlik Ofisimize Davet Ediyoruz.

Keçilerde pire salgını çok önemlidir.Hayvanların kanını emerek onları güçsüz düşüren pireler keçilerin zayıflayıf hastalanmalarına ve verim kayıplarına yol açarlar.Torunoğlu Hayvan Sağlığı Tiç.Ltd.Şti. keçilerde pire salgınına kesin olarak son veren ilaçlar satmaktadır.Bayilik sistemiyle sattığımız bu ilaçları başka bir yerde bulma imkanı yoktur.Satıığımız ilaçlarla bit,pire,kene,sivri sinek,kara sinek ve tarla farasi gibi haşereleri kesin olarak yok etmektedir.İlaç siparişi için:Torunoğlu Hayvan Sağlığı:0322 2398808 0555 9975075 0530  3005273 0532 2664041

www.halepciftigi.info

 

Halep keçisi az semayeyle kolaylıkla başlanabilecek kazancı yüksek bir yatırım sektörüdür.

 

 

  

Hastalıktan Ari Halep Keçisi Satışlarımız Kredili ve Peşin

Olarak Sürmektedir.


Oluşturduğumuz Yapay Çayır Mera  Tarlamızda Otlayan Bir Grup Damascus(Halep) Keçileri Görülmektedir.Şami  keçilerimiz otlamayı çok sever.Şami keçiler otcul bir keçi ırkıdır.

 

Adana Tarla Günleri Fuarına (5-8 Mayıs 2011) Halep Keçileri ve Yem Bitkileri Stantıyla katıldık.

    


Adana'da Tarla Günleri Fuarında HalepKeçisi Ziyaretcilerin ilgi odağı oldu.

Halep Keçisi  Satışları,Halep Keçileri Satın Almak İsteyen Yatırımcıların Dikkatine !!!

Her uzun kulaklı keçi halep(şam)keçisi değildir.Resimlerde halep çiftliğimize ait saf halep-damascus(şami) keçileri görülmektedir.

Firmamızın yaptığı çalışmalar netiçesinde Milletimiz halep keçisine büyük teveçcüh göstermiştir.

 

Yukardaki resimde kamyonlara yüklenmek üzere bekleyen şami(halep) keçilerimiz görülmektedir.

Aşıları muntazam yapılmış sağlıklı,hastalıktan ari binlerce halep(şam) keçilerimiz arasından özenle seçip vermekteyiz.Veteriner hekim olarak tek bir tane bile kusurlu bir keçiyi hiç bir müşterimize vermiyorum.Siz ofisimizde çayınızı yudumlarken anlaşmalı nakliyat firmalarından uygun fiyata aracınızı ayarlıyoruz.Seçilen halep keçilerinin tarım teşkilatından menşe,sağlık raporlarını görevli arkadaşlarımız yaptırmaktadır.Keçileriniz araçlara yüklemesi yapıldıktan sonra sağlık çantasında lüzüm eden ilaçlarıyla birlikte göndermekteyiz. 22 yıl bizzat yoğun klinik yapmış bir veteriner hekim olarak önceliğimiz kalitedir.Kalitenin de önünde sağlığa önem vermekteyiz.Satış sonrasında da yaşam boyu  ücretsiz danışmanlık hizmeti,sürekli veteriner hekimlik desteği ve yetiştiricilik hayvan besleme desteği sağlamaktayız.Torunoğlu Halep Çiftliğinden satın aldığınız yüksek verimli  süt keçilerin haklı gururunu yaşayaçaksınız.

 www.halepkecisi.net

Veteriner Hekim Cengiz Torun Genetik Islahçı

Torunoğlu Halep Keçi  Çiftliği

Seçilen kusursuz halep keçiler özenle tırlara yüklenerek,yurtiçi ve yurtdışı alıcılarına teslim edilmek üzere yola çıkarılır.

Yukardaki resimde çiftliğimize damızlık halep keçisi satın almak için gelen Kırgızistan'lı misafirlerimiz görülmektedir.

Peşin Ve Banka Kredili olara Halep(şami) Keçi Satışlarımız Devam etmektedir.

 

 Halep(Şami)Keçisi bizim yeril süt keçisi ırkımızdır.

 

DAMASKUS ,ŞAMİ  KEÇİSİ,HALEP KEÇİSİ HAKKINDA TÜM BİLİNMİYEN BİLGİLER,

Sütcü Ve Etci Halep(damascus,şami) Keçisi

Halep Keçisinin Gizemli Dünyasına Hoş Geldiniz!!!

Halep  Keçisi'nin:Damaskus Keçisi,Şam Keçisi,Şami Keçisi,Aleppo Keçisi,Baladi Keçisi,Damascene,Mente,Çukurova Keçisi gibi bir çok ismi vardır.Halep Keçisinin,Ortadoğu'da çok geniş bir çoğrafyada yetiştiriçiliği yapıldığından değişik isimlerle adlandırılmışlardır.

Halep Keçileri Dünya'nın yeni gözdesidir.

Türk Halep Keçilerine sahip olabilmek bir çok keçi yetiştiricisinin hayellerini süslemektedir.Halep keçi projesi büyük kabül görmektedir.

Halep keçileri güzel zerafetiyle adeta bir ceylanı cağrıştırmaktadır.

(Damascus Goats,Şam Goats,Shami Goats,Chami Goats,Aleppo Goats,Syria Goats,Baladi Goats,Damascene Goats,Halep Goats,Mente Goats)

 

Halep  Keçisi Özellikleri

Dişilerde Canlı Ağırlık                       50-60 kg

Erkeklerde Canlı Ağırlık                  90-130 kg iyi bakıldığında 140 kg

Halep Keçisi Erkek Çebiç Et Randımanı    %56-%57

Halep Keçileri et verimi boer keçilerinden daha yüksektir.Hindistan halep teke spermasıyla boer keçilerini suni tohumlama yapmaktadır.O nedenle halep keçisi Dünyanın en ünlü et keçisi boerleri geride bırakmıştır.Halep keçisi fiyatları Ülkemizde ve Dünya'da hızla yükselmektedir.

Halep Keçisinde Suni Tohumlamaya Şimdilik Lüzum Yoktur.Çünkü Halep Keçisi Saf Bir Keçi Irkıdır.Saanen Keçisi Gibi Melez(kırma) Değildir.

Oğlak   Doğum Ağırlığı (üçüz-ikiz oğlak )                 3.5 - 5.5 kg

Dört Aylık Dişi Oğlak Canlı Ağırlığı       30-32 kg

Dört Aylık Erkek Oğlak Canlı Ağırlığı    35 kg

Oğlaklarda Günlük Canlı Ağırlık Artışı  200-300 gr

Laktasyon Süt Verimi                     700-1000-seleksiyonda 1500 kg 

280 günlük ortalama süt verimi        3 - 6 kg yer yer 8.5 kg dünya şampiyonu halep keçisi 12 kg süt vermektedir.

Laktasyon(sağım)Süresi                           280-300 gün

Sütte Yağ Oranı                            %3.5-4.0

Bir Doğumdaki  Oğlak Sayısı              2,2 - 2.5

İlk Doğumda oğlak sayısı                   1.5-1.7

Gebelik Süresi   5 ay          yaklaşık 150-155 gün

Halep Keçilerinde çiftleşme- halep keçileri hemen hemen her mevsim çiftleşebilir.Yaklaşık 12 ayın 10 ayında çiftleşir,mayıs - temuz ayları arası hariç.Halep Keçisi her mevsim çiftleşme yeteneği olan bir süt keçisi ırkıdır.

Çoğunlukla Bulunduğu Bölge - Çukurova Bölgesi 

 Dünyada Halep Keçisi Talep Durumu  -  Yoğun Talep Görmektedir.

Halep Keçisi Ne yer ? Arpa ezmesi,keçi süt yemi,mercimeksamanı,kuruot,yaprak,çalı, yem bitkilerini severek yer.Ayrıntılar için    ww.torunoglutohumculuk.com

web sitemize bakınız.

Halep Keçisi Ne Kadar Yem Yer ? En fazla 1-1.5 kg yiyebilir.Halep keçileri saanen keçileri gibi obur hayvanlar olmayıp kanaatkar keçilerdir.

Halep Keçisi Mısır Silajı Yermi ? Mısır silajı keçiler için son derece sakıncalı bir yemdir,keçilere verilmemelidir.Keçilerde yavru atma ve telefatlara neden olur.Mısır silajı içinde zararlı bakteriler gelişir.

Yeşil arpa hasılının bir besleyiçiliği yoktur halep keçisi ve diğer keçi ırklarına,küçükbaş hayvancılığa ve büyükbaş hayvancılığa bir katkısı yoktur.Arpa hasılının enerji,protein,vitamin,minarel madde ve kuru madde değerleri çok düşüktür.Enerjiyle kapalı makinalarda üretilen gasilmatik sisteminden elde edilen yeşil arpanın hayvanda kardan çok zararı vardır.Sekizyüz bin kilometre kareye yakın büyüklüğü olan bir ülkede tarlaları bırakıp,sözüm ona makinalarda yeşil arpa yetiştirmeyi  tavsiye etmek,deli saçması bir uygulamadır,Türk Çiftçisi'nin zekasıyla alay etmek demektir.

Halep Keçisi 8 ayda bir doğum yapabilir.Yani 2 yılda 3 doğum yaptırılabilinir.Ama doğru olan keçileri yılda bir doğum yaptırmaktır.Bu kural tüm keçiler için gecerlidir.Sekiz ayda bir doğum keçileri aşırı yıpratır ve süt kaybına yol acar.Hiç bir keçi ırkı 6 ayda bir doğum yapamaz. Yine çebiçleri 1.5 yaşından daha erken çiftleştirmemek gerekir.Aksi takdirde keçilerin boyu küçük kalır,hayat boyu daha az süt,et ve yavru verir.

Türkiye'nin her yerinde halep keçisi çiftliklerinin kurulmasında iklimsel bir engel yoktur.Halep keçisi Kars,İzmir,Bolu,Eskişehir,Ankara'da yetiştiriciliği yapılır.Antalya,Adana,Hatay,Kilis,Gaziantep gibi çok sıcak illerimizdede yetiştiriciliği yapılır.Bu bölgelere çok sayıda halep süt keçisi çiftlikleri kurdurmaktayız.Halep keçisi almak istiyorum diye halep keçi yatırımcıları bizi aramaktadırlar.Artık halep keçisi yetiştirme kültürü hızla ülke geneline yayılmaktadır.

Halep Keçisi barınakları nasıl olmalı ? Halep keçileri kuru sıcak ve havadar ağıllarda yatmayı sever.Halep Keçileri için ağıl yapımında çiftcilerimize yol göstermektedir.

Yukardaki resimde çiftlikteki halep keçisi  etci erkek çebiçlerimiz görülmektedir.

Halep çiftliğimizdeki damızlık saf kan tekeler.

 

Halep Keçisi kombine(çift yönlü) verimli olması nedeniyle Dünya'da ve Ülkemizde en çok tercih edilen keçi durumundadır.Damascus keçisi adıyla bilinen halep keçisi dünyada çok ünlü keçi ırkıdır.

Halep Keçisi Yetiştiriçiliği ve Halep Keçisi Özellikleri

Halep Keçileri(damascus goats) Dünya'da en çok süt veren, bir kaç keçi ırkından birisidir.Gurur duyaçağımız nokta,Damaskus Keçisinin kendi ülkemizin keçi ırkı olmasıdır.Dünya'da son yıllarda halep keçisi süt ve et veriminde zirveye oturmuş dün yanın en yüksek kombine(çift yönlü)verimli keçisi olmuştur. 

        Halep  Keçisi(Şam Keçisi,Şami,Damaskus Keçisi

Halep Keçi Irkı öncelikle Türkiye,Suriye,Lübnan,Arap ülkeleri,Kıbrıs ve Türkiye’de yetiştirilir.Son yıllarda Dünya'da 30 dan fazla ülkede aktif halep keçi yetiştiriçiliğine başlanmıştır.

Halep(şami) keçilerinde meme gövdeye sıkıca bağlanmıştır.Elle sağıma ve makinalı sağıma uygun yapıdadır.Halep Keçisi süt verimi çok yüksektir.Adeta halep (şami) keçisi küçük bir süt fabrikasıdır.

 

Aşagıdaki haritada Halep(Damaskus) Keçisinin,coğrafi olarak tarihte ilk ortaya çıkdığı bölgeler gösterilmiştir.Buradan Dünya'ya yayılmıştır.

 

 

Tarihte Damaskus(Halep) Keçilerinin Türkiyede,Doğu Akdeniz'den Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne,oradan tüm Toros Dağları boyunca Eğe Bölgesine kadar yaygın yetiştiriçiliği yapılmıştır.Yüksek et ve süt verimine sahip Halep Keçisi Ülkemizde en çok aranılan süt keçisi ve et keçisi olmuştur.Son yıllarda Halep Keçisi yetiştiriçiliği Ülke geneline hızla yayılmaktadır.

Yabancı keçi politikası(saanen keçisi) iflas etmiş,yerini Milli Keçilere bilhassa Halep Keçisine bırakmıştır.Halep Keçisiyle ilgili büyüklerimizin bize anlattıkları hep güzel anıları vardır.Anadolu'da Milli bir keçi beslerken iflas etmiş tek bir çiftçi bulamazsınız ama,ecnebi keçisi(saanen)beslemeye çalışırken iflas etmiş sayısız insanımızın hazin öykülerini bilmeyen yoktur.Türk'e Ata'sından miras kalmış halep keçisi ve diğer keçilerimiz birer hazine değerindedir.Keşke zenginliklerimizin kıymetini kaybetmeden bilebilsek!!! 

 

Türkiye'nin en soğuk yerlerinden biri olan Sivas,Erzurum ve Kars ayrıca en sıcak vilayetlerimizden olan Adana'da hiç zorlanmadan uyum sağlaya bilmektedir.Halep Keçisi Toros Dağları ve Amanos Dağları'nın karla kaplı sırtlarından,Çukurova'nın düz arazilerinde,Ege ve İçanadolu Bölgesinin bozkırlarında ne bulursa yiyen kanatkar bir süt keçisidir.Şami(şam) Keçisi  bozuk meralarda dikenlerle dahi beslenebilir.

 

Halep keçilerini anız tarlalarında ekonomik olarak beslemek mümkündür..

 

  Keçiler susuzluğa deveden sonra en dayanıklı hayvanlardır,ve günde 10 litre su içebilirler.Halep (Şami) Keçileri Dünyada susuzluğa en dayanıklı,bir kaç keçi ırkından birisidir

Halep Keçileri Güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına karşın diğer keçi ırklarına karşın 2 kat  daha fazla zırhla donatılmıştır.Kısa sürede değişen sert meterolojik hava koşullarına çok iyi uyum sağlaması Şami(damascus) Keçilerini Dünyada tartışılmaz kılmaktadır.Yağmur ve soğuktan korunmada çok maharetlidir.İnsan yaşam tarzına çok hızlı uyum sağlaması Şam Keçilerini eşsiz bir ekzotik hayvan yapmaktadır.Damascus Keçileri sessiz,nazik güzel görünüşlün bir süt keçisidir.Şami Keçisini gören biri uzun süre gözlerini bu keçiden ayıramaz.Az gıda ve kötü meralarda beslenmede diğer keçi ırklarına göre büyük bir üstünlüğe sahiptir. Halep Keçileri iyi çalışan bir gıda fabrikası gibidir.Halep (Damascus) Keçileri çok amaçlı beslenen bir keçi ırkımızdır.

 

Halep Keçilerinde ana renk kırmızı,kahverengi,siyahtır.Bununla birlikte beyaz,gri ve bej renk değişik tonlarını her zaman görmek mümkündür.Yetiştiriçi seçtiğ tekelerle sürü rengini istediği yöne doğru doğan oğlaklar üzerinde yönlendirebilir.

 Halep keçi ve tekeleri sakin huylu asil hayvanlardır.İnsanlara  zarar vermezler.Çok yüksek çanlı ağırlığa(130-140 kg) ulaşırlar.Et randımanları (%52) yüksektir.

Ülkemizde keçi eti tüketimi daha çok Muğla'dan Mardin'e kadar Toros Dağları'nın güney yüzündeki şehirlerde olmaktadır.Keçi besiçiliğinde,erkek besi çebiç ve tekelerin en kolay değerlendirme yöntemi kurbanda güney vilayetlerimize getirerek satmaktır.Dünyada keçi eti koyun etinin 1 kaç katı daha pahalı satılırken Ülkemizde koyun eti fiyatına satılmaktadır.Keçi eti yenmesi insanda rahatsızlık yapar yalanıyla Türk Milleti bilinçli olarak en kıymetli besininden mahrum bırakılmıştır.Ecnebinin hormonlu ithal sığır etlerini insanımıza yedirilmiştir.Halbuki Türklerin en temel besinini,keçi ürünleri oluşturmaktadır.Hep birlikte sağlıklı dengeli beslenmek için keçi eti,keçi peyniri ve keçi sütü tüketmeye başlayalım !!!

Damaskus Keçileri uzun yürüyüşlere son derece dayanıklı  bir keçi ırkıdır.Arazide Halep Keçisi otlatan çobanlarıların mutlaka merkepleri vardır.Damascus Keçilerinin güdümünü genelde merkep ve atla yapmaktadırlar.

Damascus (şami) keçileri çölde dikenlerle bile beslenebilen dünyanın en kanaatkar keçileridir.Halep keçisine tüm Dünya'da ve Ülkemizde büyük bir talep vardır.

Yukardaki resimde çiflikte halep keçilerimiz görülmektedir.

Satılık Halep(Şami,Damascus,Şam,Damascene) Keçisi arayan çok sayıda çiftçi keçi yatırmlarını hızla hayata geçirmeye çalışmaktadırlar.

Çöl ikliminde bile hayatta kalabilen Dünya'nın en seçkin süt keçileridir.Hatırlanacağı üzeri çöl,gündüz aşırı sıcaktır,gece de aşırı soğuktur.O nedenle Doğu Anadolu Bölgesinde sorunsuz yetiştiriçiliği yapılabilmektedir.Halep Keçisi(Şam Keçisi) her tür iklim ve arazi yapısında yetiştiriçiliği yapılabilmektedir.

Halep Keçilerinin hem deniz seviyesinde,hem de karlı dağlarda rahatlıkla yetiştiriçiliği yapılmaktadır.Kışın Şami Keçisinin kılları arasında soğuktan koruyan kaşmir(yün vari) tabakası gelişir.Kaşmir halep keçinin soğuk iklimlerde zorlanmadan hayatta kalmasını sağlar.Ayrıca ilkbaharda kaşmir,kıllar taranarak kaşmir alıcılarına iyi bir fiyata satılabilinir.Yine şam(şami) keçisinin kılları yazın kırkım makinalarıyla kırkılarak kıl  dokuma tezgahlarına satılır.Halep keçileri kırkılmazsa kendi kendine kıllarını atarak yeni bir gömleğe bürünür.

Şam(şami-halep) keçileri kayalık ve sarp arazilerde zorlanmadan otlayabilirler.

 

 

Halep Keçileri sıcak ve soğuk bölgelerde sorunsuz beslenir.Bununla beraber her bölgeye uyum sağlama yeteneği vardır.

 

Atalarımız Orta Doğununun dumanla kaplı dağlarında tarihte yaygın olarak Şam (Halep Keçileri) Keçileri beslemişlerdir.Bu keçilerin tiçaretini geçmişte Halep'li,Şam'lı tüçcarlar yaptığından ismi Şam,Halep,Şami Keçisi kalmıştır.Halep Keçisi Suriye ve diğer bazı ülkelerde de yetiştirilmekle beraber özbe öz Türk Milli Keçi Irkıdır.Damascus(Halep) Keçisinin asıl gen kaynagı Türkiye'dedir.En yüksek verimli Halep Keçileri Türkiye'de yetiştirilmektedir.Suriye ve diğer arap ülkelerinde yetiştirilen halep(şami) keçileri verim yönünden Türk Halep Keçisine göre oldukca düşüktür.Tarım Bakanlığı'mızın sıkı aşı politikasıyla Türk Halep Keçisi'nde bulaşıçı hastalık riski yok denecek kadar azdır.Türk hayvan sağlığını,tehdit eden hastalıklar komşu ülkeler İran,Irak ve Suriyeden ülkemize girmektedir.O nedenle Devletimizin tavizsiz hayvan sağlığı koruma politikası takdire şayandır.Veteriner Hekim ve Veteriner Sağlık Teknisyeni- Tekniker tüm Tarım Teşkilat'ı personeli özveriyle çalışmaktadırlar.Halep(sami) keçisi talep eden ülkeler,verim ve sağlık yönünden Türkiye'yi tercih etmektedirler.

Halep keçisi köpekler gibi eğitilebilen bir hayvandır.Köpekl gibi insana kuyruk sallayarak sahibine sevgisini açık seçik belli eder.Sahibinden ilginc bir çok komut alır.Bu haliyle halep keçisine eğitilebilen tek keçi ırkı diyebiliriz.

Damascus goat yada Şam keçisi olarak bilinen kahverengi veya kırmızı renkte sütçü bir varyetesinin yanında Halep, Member yada Filistin keçisi olarak bilinen başka bir varyetesi vardır.

Şami(Damascus) Keçileri,Dünyanın bir çok ülkesinde çok aranılan bir süt keçisidir.

 

Yabancı ülkelerin eline geçen Halep Keçisi ticaretini tekrar ana vatanı Türkiye'ye getirmek birinci önceliğimizdir.Dünyanın bir çok ülkesinden firmamız Damascus(şami,halep) Keçi siparişi almaktadır.

Yukardaki resimde Afrika'ya götürülen  Halep Keçilerimiz görülmektedir.Yaz aylarında yarı açık keçi çiftliğinde  Halep (şami) Keçilerinin yetiştiriçiliğ rahatlıkla yapıla bilmektedir.Tüm keçi ırklarının yetiştiriçiliğinde temel pirensib kışın keçi ağıllarının sıcak ve kuru olmasıdır.Şami keçi,saanen keçi ve kıl keçisi başta olmak üzere keçi ırklarının tamamı soğuk ve rutubetli ağıllarda hastalanır ve yavru atarlar.Sağlıklı doğan oğlaklar sebebsiz yere telef olurlar.Telafatsız bir keçi yetiştiriçiliği için ağıl (barınak) çok önemlidir.Keçi ağılı mutlaka tavanlı ve ısı yalıtımlı olmalıdır.Keçi ırkları gece istirahat halinde üşürler.Bu nedenle ağılın sıcak olması bir zorunluluktur.Tavan yüksekliği 3 m'yi geçmemelidir.

     

    

Süt Keçisi Halepler,sakin huylu sevimli hayvanlardır.Yüksek verimli Damascus(Halep-Şami) Keçilerinde hem boynuzluluk hem de boynuzsuzluk ırk özelliğidir.Vücut uzun kıllarla kaplıdır.

 Kulaklar çok uzun(27-32cm),geniş ve sarkıktır. Boyun altında genelde küpeler vardır.Sütcü karekterli bir tip yapsına sahiptir.İri cüsseli bir hayvandır.

 

 

 Halep keçilerinin bazı çeşitlerinde    (varyete) burun düzdür.Bazı varyelerde alt cene üst ceneden belirgin şekilde öndedir.Burun dış bükey ve uzun kıllarla kaplıdır.Bu çeşite Şami Keçi(shami,chami) denmektedir. 

 Sol tarafdaki resimde kulağı kesilmiş bir şami keçi görülmektedir.Bazı keçi yetiştiriçileri kulak kesmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir.

Halep Keçilerindeki siyah renk,ressesif bir gene bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

 

 Sütcü Damascus,Şam Keçilerinin göz rengi genelde eladır.Damascus Keçileri çok güzel gözlere sahiptir.Damascene(Halep) Keçileri Dünya'nın en uysal keçisidir.Halep  keçilerinin sürü yönetimi kolaydır.Keçi çobanı arazide kalabalık Aleppo(Halep) Keçilerini tek başına otlatabilir.

Halep(şami) keçileri dünyada en çok et ve süt veren bir kaç keçi ırkından biridir.Türkiye'de süt veriminde Halep Keçisi birincidir.Süt ve et veriminde,yavru veriminde halep keçileri saanen keçilerine büyük fark atmaktadırlar. Hatırlanacağı üzere Türkiye'deki saanen keçilerinin tamamı kıl keçisi ve maltız (malta) keçisi melezleridir.

 Halep keçisi beslemek keçide kendi kendimize yetmek demektir.Bağımsızlık demektir.Kendi insanımızın refah düzeyinin yükselmesi demektir.

Damaskus Keçisine  K.K.T.C'de çok önem verilmektedir.Ercan Devlet Üretme Çiftliği'nde 800 başlık ari bir Damascus Keçi sürüsü oluşturulmuştur.Halep Keçileri Kıbrıs'lı keçi yetiştiriçileri için yaşamsal bir öneme sahiptir.Yakın bir gelecekte K.K.T.C Şami(halep) Keçilerinin merkez üssü olmaya aday gözükmektedir.

    

 Beşparmak Dağları şami(damascus) keçi yetiştiriçiliği için son derece uygun bir bitki örtüsüne sahiptir.K.K.T.C bir ada devleti olduğundan hastalıklardan ari Halep Keçileri yetiştirmek için doğal korunak oluşturmaktadır.Kıbrıslı Türk Çiftcisi'nin ürettiği Damaskus Keçilerini Türkiye'nin Dünya pazarına ulaştırması gerekmektedir.Korsan Rum Devletinin Kıbrıslı Türklere uyguladığı 30 yıllık ambargo kırılmalıdır.

 

Ayrıca K.K.T.C'de çok sayıda özel Halep Keçisi (shami goats) çiftlikleri kurulmuştur.K.K.T.C. Tarım Bakanlığı Halep Keçisi projesine büyük önem vermektedir.

K.K.T.C ve Türkiye Halep Kecisi Konusunda işbirliği yaptığında, Dünyada Keçicilikte büyük bir güç haline gelebiliriz.İki ülkede de saf Halep Keçisi sürüleri bulunmaktadır.Ayrıca K.K.TC. nin bağızsızlığının Dünyaya tanıtılmasında Halep Keçileri büyük bir rol üstlenebilirler.Düşününki,her iki ülkede onbinlerce Halep Keçisi Çiftlikleri kurulduğunu,(zaten hali hazırda çok sayıda kurulmaktadır) Halep-Damaskus Keçileri yurt dışına ihraç ettiğimizi,Türk Keçi Yetiştiriçisinin refah düzeyi hızla yükselecektir.Yurt dışından gemiler dolusu bizden halep Keçisi istenmektedir.Halep(şami) keçileri yüksek fiyata alıcı bulmaktadır.

Halep Keçisi resim galerisindeki 2009 tarihli tüm resimler,K.K.T.C deki Halep Keçisi yetiştiriçilerine ait çiftliklerde tarafımızdan çekilmiştir

Halep Keçisi(damascus) yetitiriçileri Türkiye'de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde keçi yetiştiriçiliğinden iyi paralar kazanmaktadırlar.Şami keçisi besiçiliğinde yurt dışı pazarı bize sonuna kadar açıkken enerjimizi saanen melezlerinde beyhude harcamak Türkiye'ye çok şey kaybettirmektetir.Halep Keçisi pazarını yabancı ülkelere elimizle teslim etmekteyiz.Benim milli keçi ırkımdan ecnebinin çiftcisi para kazanacak,bizim çiftçimiz de ecnebinin melez saanenlerini ıslah edebilmek için akla karayı sececek.Açilen Milli Keçi Politikası yürürlüğe konmalıdır.Şu Ata Sözünü birdaha söyletmeyelim,''Atı alan  üsküdarı geçti.''

 Halep Keçisi Videoları

Şami(halep,şam) Keçi videolar uzun olduğundan,bilgisayarınıza ilk defada yüklemede biraz zaman gecebilir.Halep Keçileri videolarında önce yürüt,sonra durdur daha sonra tekrar yürüt tuşuna basınız.şami Keçi videosu kendi kendine otomatik açılmaz.2. videoda bir sağımda 6 lt süt veren Damascus Keçilerini göreceksiniz.Halep keçisi videolarını izlemek için ana sayfada videolar bölümüne bakınız.Bu arada halep keçisi yetiştiriçiliği bilgilerini okuyunuz

Yukardaki resimde toplu halde Halep dişi çebiçler yem yerken görülmektedir.Halep Keçileri çebiçleri ilk açık kızgınlıkları 220 gün - 270 günlük iken gösterirler.

 

Halep Keçileri sütçü özelliğinin yanında aynı zamanda etçi özelliğe de sahiptir.Verim yönünden Şam Keçisi(Damascus Keçisi) simental inekleri gibi kombine verimli hayvanlardır.Halep Keçisi(shami goats)Dünyanın en iyi süt keçisi,aynı zamanda dünyanın en iyi et keçilerinden birisidir.

Etçi Halep Keçileri

Halep Tekeler 130 kg canlı ağırlığa ulaşabilirler.Bu canlı ağırlık etçi Boer Keçisi ağırlığıdır.Bu yönüyle Damascus(Şam) Keçileri,hem sütcü,hemde etci,çift yönlü verimli(kombine) keçi ırkıdır.Keçi besiçiliği yapan,yetiştiriçiler ve kurbanlık  besleyen besiçiler tarafından,Halep Keçisi erkek çebiç ve tekeleri büyük rağbet görmektedir.

 Keçi eti kolesterol bakımından tavuk etinden daha düşük değere sahiptir.Halep Keçisi etinde koku ve sasılık yoktur.

 

 

Halep Keçisi eti leziz ve tüketiçiler tarafından çok rağbet görür.

 

Şami(shami goats) Keçilerinde ,diğer keçi ırklarında ve koyun ırklarında tekeler aynı sürüde kendi kızlarıyla kesinlikle damızlıkta (çiftleştirmede) kullanılmamalıdır.Çünkü akrabalık ırk özelliklerini bozmaktadır ve verimleri aşağıya düşürmektedir.Türkiye'de büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta ileri derecede akrabalık oluşmuştur.Buna mani olmak için başka sürülerden daha önce hiç aşımda kullanılmamış hastalık riski olmayan,en yüksek et,süt verimli ve en fazla yavru verimli hayvanların erkek yavruları damızlıkta kullanılmalıdır.

Aşağıdaki tabloda keçi etiyle,diğer hayvan etlerinin kıyaslamalı istatistik değerleri verilmiştir.

 

Comparison of goat meat to other meats:

3oz Cooked
 Calories  Fat (g)
 Saturated Fat (g)
 Protein (g)
Iron (mg)
 Goat (1)  122  2.58  .79  23  3.2
 Beef (2)
 245  16  6.8  23  2.9
 Pork (2)
 310  24  8.7  21  2.7
 Lamb (2)
 235  16  7.3  22  1.4
 Chicken (2)
 120  3.5  1.1  21  1.5

From: "Use of Goat Milk and Goat Meat as Therapeutic Aids in Cardiovascular Diseases," Dr. John R. Addizzo, M.D., Staten Island Medical Center, New York.

Sources: (1) USDA Handbook #8, 1989; (2) Nutritive value of foods, Home and Garden Bulletin Number 72, USDA, Washington DC, US Government Printing Office, 1981.

 

 

 Halep kebabı çok lezizdir.Kebab ustaları kasaplardan ısrarla halep keçisi çebiç etleri talep etmektedirler.Malum keçi eti kolestrol bakımından tavuk etinden daha düşüktür.Keçi eti koyun eti gibi yağlı değildir.Halep Keçisinin etinde sasılık ve koku olmaz.

 

 

 Çiftliğimize ziyarete gelen müşterilerimiz halep kavurması yerken görülmektedir.

 Son yıllarda sütçü özelliğinin öne çıkmasıyla,yetiştiriçiliği tüm yurt sathına hızla yayılmaktadır.Halep keçisi fiyatları yoğun talep nedeniyle sürekli artış göstermekte ve halep keçisi yetiştiricilerine iyi para kazandırmaktadır.

 

 

 Keçi süt alkali, inek süt asidiktir. Keçi sütü düşük kolesterol ve yüksek kalsiyum, fosfor ve vitamin A içerir.

 

 

·        Keçi sütü doğal homojenleştirici ve çok kolay sindirilebilir. Yağ kürecikleri küçük ve inek sütündeki gibi topak oluşturmaz. Keçi sütü 20 dakikadan daha az bir sürede sindirilir(hazmedilir). İnek sütünün sindirimi hemen hemen bir gün sürebilir.Çocuklarımızın dengeli beslenmesi açısından keçi sütünün inek sütüne karşı büyük bir üstünlüğü vardır.İnek sütüne karşı Türk çocuklarının %10'nun alerjisi vardır.İnek sütüne bağlı alerjiden bebek ölümleri meydana gelmektedir.Keçi sütünde alerjik etkenler yoktur..O nedenle her çocuk sahibi aile mutlaka çocuklarına keçi sütü içermelidir. 

 

 Halep Keçisi sütlerinde koku olmaz,bebekler ve yetişkinler tarafından severek içilir.Keçi sütü yurdumuzda 2-4 tl arasında alıcı bulmaktadır.Doğrudan,tüketiciler,dondurmacılar,pastaneciler,mandıracılar ve bebek maması imalatcıları tarafından satın alınmaktadır.

  Halep Keçisi sütü yağlı bir süttür.Yağ oranı,Saanen süt yağ oranından çok daha yüksektir.Halep Keçisi sütünden,çok peynir ve tere yağ çıkar.Keçi sütünden en yüksek kazanç,keçi peyniri yapılarak elde edilmektedir.Şuan ülkemizde keçi peynirinin kg.fiyatı 20- 40 tl.dir.

 

Şami(Halep) süt keçilerinin kaliteli yoğurdu olur.

Yoğurtu tarihte Türkler bulmuşlardır.Atalarımızın yaptığı bu buluş,insan beslenmesinde bu güne kadar keşfidilen devrim niteliğindeki tek buluştur.Bu buluşa saygı olarak dünyanın her tarafında yoğurt,yogurt olarak isimlendirilmektedir.

Milli Keçi Irklarımız ve Halep- Şami-Şam  Keçileri yaşam tarzı olarak tamamen organik üretime uygundur.Damaskus Keçileri,organik keçi yoğurtu,organik keçi sütü,organik keçi peyniri ve organik keçi eti üretimi yapacak yatırımcılar aramaktadır.  

 

Damascus,Şami Keçilerinin sütlerinden lezzetli tere yağı,bol miktarda elde edilir.En besleyeci,en leziz süt ve yoğurt pastörize olmayan ev yapımı geleneksel olanlarıdır.

 

 

 

Halep Keçisi tere yağı sofraların vazgeçilmezidir.

 

Halep Keçileri hem uzun kulaklı,hemde kısa dürük kulaklı olabilir.

 

 

 

Dayanıklı ve sürü idaresi çok kolaydır.Süt kalitesi saanen keçilere göre daha iyidir.Halep(şam) Keçilerinin süt verimi Türkiye'deki mevcut saanenlerden çok daha yüksektir(1.5 - 2 kat).

Yine bir batındaki(bir doğumdaki) oğlak sayısı Saanen

Keçilerinden daha fazladır.Halep (damascus) Keçilerinde doğum başı oğlak sayısı 2.2 - 2.5 tir.İkizlik ve üçüzlük oranı çok yüksektir

 

 

 Halep Keçileri üretken bir keçi ırkıdır.Türkiye'nin en fazla yavru veren keçisidir.

Halep Keçileri hastalıklara ve telefatlara karşı dayanıklı bir keçi ırkımızdır.Oğlak kayıpları saanen keçileri ve diğer süt keçilerine göre çok daha azdır.

Yukardaki resimde yeni doğum yapmış bir halep keçisi görülmektedir.Yavru zarları oğlak üzerinde belirgin şekilde gözükmektedir.İlk yarım saatte anne sütü(colostrum) yavruya zaman geçirilmeden emzirilmelidir.Oğlağın göbek bağı bağlanıp tentürdiyodla ilaçlanmalıdır.

 

Yukardaki resimde beşiz yavru yapmış Halep Keçisi (damascus goat) görülmektedir.Türkiye'de Şami Keçilerinde(damascus goats) bir doğumda tesbit edilen en yüksek yavru sayısı 7 adettir(7 diz).

 

İyi bakım besleme koşullarında Halep Keçileri yukardaki tablodaki verim değerlerinin üstünde daha yüksek verimlere ulaşmaktadır.Halep Keçileri uzun kıllara sahiptir.Meme çevresinde uzun kıllara sahip olduğu için meme büyüklüğü dışardan çok iyi anlaşılmaz.meme çevresindeki uzun kıllar memeyi dış fiziki etkilere karşı korur.Saanen Keçisi kısa kıllara sahip olduğu için arazide otlarken meme yapısı çalı ve dış etkili yaralanmalara daha açıktır.

 

 Halep(damaskus) Keçisi uzun bacaklara ve sağlam tırnak yapısına sahiptir.

 

 Şam Keçileri(şami)hem açık arazide,hemde kapalı ağıl koşullarında beslenebilir.Halep Keçisi Saanenler gibi obur değildir.Çok fazla yem tüketimi yoktur.Sağmal bir halep(şami) keçi en çok 1 kg. yem tüketebilir.

Keçiler için kuru ot tüketimi bilhassa Şami(halep) keçileri için çok önemlidir.Keçilerin geviş almaları  sağlıklı olduklarının en büyük işaretidir.Uzun balyalanmış kuru ot yiyen keçi,koyun ve inekler düzenli geviş getirerek yedikleri gıdayı ete süte yapağıya dönüştürürler.Kısa toz samanı küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar geviş getiremedikleri ve sindiremedikleri için hastalanırlar.O nedenle hayvan yetiştiriçilerimiz küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarına büyük parcalı ot ve sap balyaları vermeleri hayvan sağlığı için yaşamsal bir öneme sahiptir.

Halep(şami) Keçi otcul bir keçi ırkıdır.Ormana çok fazla hüçüm etmez,ormana herhangi bir zarar vermez.Tarlayan ekilen yapay mera  yem bitkilerinde otlatılarak masrafsız  beslenebilinir.

                                                                                                      

Türkiye'de Halep(Şam Keçisi) Keçisinin tanıtımı yeteri kadar yapılmadığından halkımız Halep Keçileri hakında çok fazla bilgiye sahip değildir.

[02097+for+blog.jpg]

Halep Keçileri Malezya,Endonezya,Hindistan'a kadar bir çok ülkeye gönderilmiş,oralarda da yetiştiriçiliği yaygınlaşmış durumdadır.Türkiye'de yerli keçi ırklarımıza düşmanlık yapıla dursun,Dünyada bu gün Halep Keçileri 19 ülkede yaygın yetiştiriçiliği yapılmaktadır.

[02098+for+blog.jpg]

 

 

Hindistan'da Halep Keçisi Hakkında,

 

 

 

Yukardaki resimde Hindistan'da ızgaralı yerden yüksek halep keçi ağılı görülmektedir.

Maharashtra Keçi ve Koyun Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Suriye Türkiye-Suriye İkili İşbirliği programı kapsamında Şam keçisi dondurulmuş sperması ithal etti.Bu Suriye hükümetine keçi ve koyun spermlerin dondurma tekniği aktarmanın karşılığında getirildi.Sperma dondurma Suriye'de Enstitüsü Dr Pradip Ghalsasi danışmanlık veteriner tarafından Eylül 2000'de yapıldı.

 

Hindistan'da Halep Keçisi(damascus) teke spermasını etçi boer keçisinin et verimini artırmak amaçıyla bir projede kullanmaktadırlar.Şami Keçiler,etçi Boer Keçileri kadar,hatta daha fazla günlük canlı ağırlık artışı sağlamakta ve Boer Keçilerinin ulaştığı canlı ağırlığa rahatlıkla ulaşabilmektedir.Halep Keçileri 130 -140 kg canlı ağırlığa rahatlıkla ulaşabilmektedir.

 

 

Halep Keçileri çok uysal insan dostu keçilerdir.Sahiplerine çok düşkünlerdir.İnsanlara çabuk alışırlar.

 

Koyundan daha uysal keçi ırkıdır.Koyunlarla beraber yayılır,koyun sürüsünden hiç ayrılmazlar.Koyun sürüsü sahipleri ek hiç bir iş güçüne ihtiyaç duymadan Halep Keçisini koyunlarıyla birlikte besleyebilirler.

 

 

 

Halep Keçilerini beslemek çok kolaydır.Tarlaya ekilen bir yapay merada rahatlıkla otlatılır.Çalı,diken,ot ,kurumuş ağaç yaparaklarına kadar hiç bir şeyi seçmeden yiyen ender bir keçi ırkıdır.Halep,Şami,Keçileri Türk Keçi Irkları ve Dünya Keçi Irkları içinde keşfedilmeyi bekleyen saklı bir inci,paha biçilemiyen bir hazine gibidir.

 

 

Şam Keçilerinin sağımları çok kolaydır.Elle sağım ve makinalı sağımda hiç zorluk çıkarmazlar.

Yukardaki resimde Halep Keçisi dişi çebiçleri görülmektedir.Şam(halep) keçileri derin uykuya yatabilirler.Halep keçileri atlar gibi ayakta uyuma yetenegine sahiptir.Bazı damascus keçilerinin nadiren de olsa ayakta uyudukları gözlenir.

Halep Keçileri için inatcı keçi,keçi inadı gibi kavramlar gecerli değildir.Uysal ve sevecenlikte Dünya'da üstüne başka bir keçi yoktur.

Halep Keçileri Türkiye'nin en yüksek süt veren keçi ırkıdır.Süt keçisi Halep Keçileri keçi yetiştiriçileri tarafından büyük rağbet görmektedir.Halep keçilerine keçi yetiştiriçilerinin yönelmesinde,dayanıklı hastalıklara karşı dirençli,çok yüksek süt vermesi,süt kalitesinin mükembel olması,bir batında doğan oğlak sayısının çok olması ve bakım ve beslemesinin kolay olması,etkili olmaktadır.

Küçük bahceli evlerde süt ihtiyacı karşılamak için yaygın yetiştiriçiliği yapılmaktadır.Bir tek halep keçisi bir ailenin tüm süt,yoğurt ve peynir ihtiyacını karşılar.Erkek halep keçisi çebiçlerini kurbanlık olarak ve dişi halep keçisi çebiçlerini de damızlık olarak değerlendirilir.Halep Keçileri,sakin yaratılışlı keçiler oldu için çevreye çok fazla meleyerek rahatsızlık vermezler.Halep keçisi bir evin balkonunda bile beslenebilir.Sessiz sakin huylu keçilerdir.Sürü idaresi ve keçi güdümü en kolay olan keçi ırkımızdır.

   Şami(shami),Halep Keçilerinin Dünya'daki bazı önemli keçi ırkları ve saf saanen keçileriyle kıyaslamalı verim değerleri aşağıda tabloda verilmiştir.Bu tabloda saaf saanenlerle halep(shami) keçilerinin aynı süt verimine sahip oldukları görülmektedir.Türkiye'de ise halep keçisi saanen  keçilerinden yaklaşık 2 kat  yüksek verim vermektedir.Yine saanen keçisine göre halep keçisi erkekleri daha yüksek canlı ağırlığa ulaşmaktadırlar. 

 

                 
  Goat Breeds Comparison    
             
Goat Breed Kacang Jamnapari Anglo Nubian Saanen Boer Shami
Originated from Malaysia/Indonesia India Egypt/India Switzerland Africa  Syria /  Cyprus
Weight at birth            
Male 1.6 Kg 3.0-4.0 kg 3.5 kg 3.0 kg 3.0-4.0 kg 4.0 kg
Female 1.8 Kg 3.0-4.0 kg 3.9 kg 3.3 kg 3.0-4.0 kg 4.0 kg
Weight at 4-5 months old            
Male 11 kg 21 kg NA NA 35 kg 35 kg
Female 07 kg 16 kg NA NA 30 kg 30 kg
Weight on maturity            
Male 25-30 kg 68-91 kg 70-85 kg 68-91 kg 90-130 kg 90-130 kg
Female 20-25 kg 36-63 kg 55-70 kg 30-63 kg 80-100 kg 60-90 kg
Height 50-60 cm 100 cm 80 cm 80-90 cm 80 cm 100 cm
Milk Production 0.2-0.3 kg/day 1.5 kg/day 2.0 kg/day 3.0-5.0 kg/day 1.5-2.5 kg/day 3.0-5.0 kg/day

 

Yukardaki tabloda,Dünya'daki bazı önemli keçi ırklarına dayir verim değerleri verilmiştir.Kaynak Malezya Veteriner Dairesi

Halep Keçilerine ayit bazı verim değerleri aşağıda belirtilmiştir

 

 

 

 

 

 

Resimlerde bronzdan yapılmış ikiz oğlaklı Halep(Damascus Goats) Keçisi heykeli görülmektedir.

 

Başka milletler Halep Keçimizin heykelini dikerken bizde esamesi bile okunmamaktadır.Soruyorum kaç tane üniversitemizin çiftliklerinde Halep Keçisi,Kilis Keçisi,Honamlı Keçisi,Kıl Keçisi,Norduz Keçisi ve diğer milli keçi ırklarımız beslenmektedir? Ancak,eçnebi keçileriyle zaman harcanmak yerine,kendi milli keçilerimize sahip çıkmak daha doğru olaçaktır..Konuya duyarlı hocalarımızı ve Tarım Bakanlığı'nı,Hayvancılık Araştırma Enstitü'lerimizi bilhassa TİGEM'leri göreve davet ediyoruz.

 

 

 

 

        DSC_0794.jpg picture by elyrizal

 DSC_0797.jpg picture by elyrizal

   DSC_0792.jpg picture by elyrizal

Halep keçilerinin ünü Dünya'da her gecen gün hızla yayılmaktadır.Avrupa süt keçilerinin bir çoğundan daha yüksek süt vermektedir.Yaşam direnci Dünya'daki bir çok keçi ırkından daha yüksektir.

[0209+for+blog.jpg]

Damaskus Keçileri sakin huylu hayvanlar olduklarından sağımları çok kolaydır.Makinalı sağıma çabuk uyum sağlarlar

[02095+for+blog.jpg]

 

Halep Keçileri(shami) sağım esnasında görülmektedir.

[02092+for+blog.jpg]

Türkiye'de son yılarda Halep Keçisi en çok aranılan süt keçisi olmuştur.

[02093+for+blog.jpg]

Damascuslar her çeşit keçi sağım makinasıyla(sabit sistem veya arabalı)kolaylıkla sağılırlar.

[02094+for+blog.jpg]

Şami Keçisi tam otomatik ve yarı otomatik keçi sağım makinalarıyla kolaylıkla sağımları yapılabilmektedir.

 

 Damascus (halep) keçileri uysal olduklarından sağım anında sağımcıyı tekmelemezler.

 

 Keçi yetiştiriçiliğinde en önemli kural keçilerin kuru temiz ağıllarda yatırılmasıdır.Aşağıdaki resimde tahta ızgaralı bir halep keçisi ağılı görülmektedir.Keçilerin dışkı ve idrarı ızgara aralığından ağıl tabanına akmaktadır.Böylece keçilerin yatakları kuru kalmaktadır.Islak barınaklar keçilerde akçiğer rahatsızlıkları için ve ağız yaraları için uygun bir ortam oluştururlar.

 DSC_0796.jpg picture by elyrizal      

Growth data of Damascus Goats(shami goats):

 

Trait                                       Males            

 

 Birth weight (kg)                4.7                     

Weaning weight (kg)        18.8                 

Pre-weaning (kg)             0.199               

15 week weight (kg)          29.2   

Post-weaning (kg)           0.154                

Yearly weight                      60                     

Adult weight                        75   

 

Trait                                       Females                   

            

 Birth weight (kg)                 4.4                   

Weaning weight (kg)         16.6            

Pre-weaning (kg)              0.175   

15 week weight (kg)           24.6

Post-weaning (kg)            0.118   

Yearly weight                         55 

Adult weight                           65

 

Trait                                       Singles                     

            

 Birth weight (kg)                 5.1                   

Weaning weight (kg)         19.6            

Pre-weaning (kg)              0.207   

15 week weight (kg)           28.9

Post-weaning (kg)            0.155   

Yearly weight                         - 

Adult weight                           -

 

 

Trait                                       Twins            

            

 Birth weight (kg)                  4.5                   

Weaning weight (kg)          16.9            

Pre-weaning (kg)              0.178   

15 week weight (kg)           26.6

Post-weaning (kg)            0.140   

Yearly weight                         - 

Adult weight                           -

 

Trait                                       Multiples                  

            

 Birth weight (kg)                  3.9                   

Weaning weight (kg)          15.9            

Pre-weaning (kg)              0.173   

15 week weight (kg)           25.3

Post-weaning (kg)            0.133   

Yearly weight                         - 

Adult weight 

 

 

 

 

 

Adana'daki şami keçisi(şam-halep) çiftliğimize tüm keçi yetiştiriçilerimizi davet ediyorum.Keçi çiftliğinizde diğer keçi ırklarıyla melezlemeden şami keçi yetiştiriçiliğine başlamak çok kazançlı bir iştir. Et ve süt veriminde Dünya'da 1 numara olan bu keçiye (halep keçi) yatırım,projesi yapmak geleceğe yatırım yapmaktır. 

 

Firmamızın yaptığı çalışmalar netiçesinde Milletimiz halep keçisine büyük teveçcüh göstermiştir.Bunu fırsat bilen kötü niyetli kişiler halep(şami) keçileriyle hiç bir ilgisi olmayan keçi ırklarını ve kilis keçisini,halep keçisi diye satarak çiftçilerimiz aldatılmaktadır.Bu kişilerin aldatıcı yayımlarına karşı uyanık olmalıdırlar.

 

 Halep Keçisi Satışı Yaptığımız Vilayetler:

 

 BİNGÖL,NİĞDE,BİLECİK,NEVŞEHİR,BALIKESİR,MUŞ,AYDIN,MUĞLA

HAKKARİ,BAYBURT,GÜMÜŞHANE,AKSARAY,GİRESUN,ZONGULDAK,GAZİANTEP,YOZGAT,ESKİŞEHİR,VAN,ERZURUM,UŞAK,ERZİNCAN,

ŞANLIURFA,ELAZIĞ,TUNCELİ,EDİRNE,TRABZON,DİYARBAKIR,TOKAT,

DENİZLİ,TEKİRDAĞ,ÇORUM,SİVAS,ÇANKIRI,SİNOP,ÇANAKKALE,SİİRT,BURSA,SAMSUN,BURDUR,SAKARYA,BOLU,RİZE,BİTLİS,ORDU,

İSTANBUL,ŞIRNAK,MERSİN,BATMAN,ISPARTA,KIRIKKALE,HATAY,KARAMAN

KIRKLARELİ,KİLİS KIRŞEHİR,OSMANİYE,DÜZCE,KARABÜK,KAYSERİ,YALOVA,KASTAMONU,IĞDIR,KARS,ARDAHAN,İZMİR,BARTIN,

ARTVİN,MARDİN,ANTALYA,KAHRAMANMARAŞ,ANKARA,MANİSA,AMASYA,MALATYA,AĞRI,

KÜTAHYA,AFYONKARAHİSAR,KONYA,ADIYAMAN,KOCAELİ,ADANA

 

 Orman Bakanlığı'na Çağrı!!!

 Türk Milli Keçileri (kıl  keçisi,honamlı keçisi,tiftik keçisi,kilis keçisi abaza keçisi,gürcü keçisi,maltız keçisi ,norduz ve halep keçisi) ormanlara zarar  vermez.Yeterki keçi yetiştiriçisi eğitilsin,çobanın elinden baltası keskisi alınsın ama keçisi değil.Yem bitkisi tohumları ve ot balyası desteği sağlansın.Ormanlarımızın ve dağlarımızın bekçileri yiğit yörükler keçi düşmanlığı üzerinden yurtlarından sürülmesin.

Orman Bakanlığı'nın yaptığına bakın! Efendim yerli keçiler orman düşmanı,saanen keçisi(misyoner keçisi) orman dostu ! Güldürmeyin insanı,bilim adamlarımızdan Cemil Tölü Bey'in yaptığı bir araştırmada ormana en fazla zarar veren keçi olarak saanen keçisini tesbit etmiştir.Saanen keçisine orman serbest,kıl keçisi ve diğer milli keçilere orman yasak,keçinin rengi siyahsa(kıl) en ağır para çezasına çarptırılıyorsun,keçinin rengi beyazsa(saanen) ormanın en diplerine kadar serbest ve baş taçısın.Bu ne biçim bir çifte standart,bu ne biçim bir mantık.Bu uygulamayı kınıyoruz.Vijdana ve insafa davet davet ediyoruz.

Balta girmemiş asırlık ormanlarımızı Orman Teşkilatının motorlu testerelerle kısa sürede yok edip,ormanlık alanları dozerlerle sürüp geriye dönüşümsüz olarak tüm biyolojik çeşitliğimizi nasıl yok ettiğinizi haykırıyoruz.Ormanı keçi değil insan yok eder.Ormanlarımıza asıl zararı sizin tıraşlama yıkım projeniz  vermektedir.Dağlarda bir tek asırlık andaç ağaç bırakmadınız.

Adana'da tıraşlama yöntemiyle tüm bitki örtüsü kesilmiş ve dözerle sürülüp yeniden ağaçlandırılmaya çalışılan ve kesimden sonra erezyona maruz kalmış orman sahası

Ağaçları kesilmiş ve sürülmüş ormanlık alan.

Bundan 50 yıl önce keçi nüfusu şuankinin en az 5-10 katı daha fazlaydı.Elli yıl önce istatistik rakamlarına lütfen bir bakınız,ormanlarımız o günden bu güne ne kadar azaldığını bir görün.Demekki ormanı keçi yok etmemiş.Vahşi tıraşlama yöntemini açımasızca uygulamaktan vazgeçin.Çam dikeceğiz diye her şeyi kesip yok ettiniz.Nerde ormanlardaki renga renk çiçekler,çicek soğanları ? Nerde çalı bitkileri?Nerde orman meyveleri? Nerde otlar,çayırlar endemik bitki ve böçekler.Nerde orman hayvanları? Arılar ve kuşlar toptan ormanları terkedip gittiler.Tüm orman canlılarının yaşam döngüsünü bozdunuz.Ağaç dikmek için tıraşlayıp tarla yaptığınız dağlarda siz ağaç yetiştirene kadar topraklar erezyonla akıp gitti denizlere gölllere.Geleçek nesillerimize gösteremeyeçeğimiz bitki örtümüz yok oldu .Dünyanın yaratılışından bu yana var olan bu güzellikleri yok etmeye hakkınız yok.

Daha önce gökyüzü görünmeyen, bir damla yağmur suyunun  bile akmadığı ormanlık alanların kesimden sonraki sel ve erezyona uğramış hali.(Adana Karaisalı Hacılı Mevki)

Kesimden sonra kamyonlarla götürülen tomruklar

Ormanlarımızı tıraşlayıp,dozerle sürme alışkanlıklarınızı bırakın, istirham ediyoruz.Ormanlardan ağaç keserken seyreltme yöntemine gidilmesi ve sürekli ormanların keçiye serbest olmasını istiyoruz.Allah'ın yaprak ve ot yesin diye yarattığı keçiye ormanları yasaklamak bu ülkeye yapılaçak en büyük kötülüktür.Ormanların kralı keçiyle uğraşmak yerine Anadolu Bozkır'larını yeşillendirin lütfen.Anadoluyu vatan yapan sahipsiz yörüklere dokunmayın! Keçilerimize özgürlük Türk Milletine özgürlük demektir.Yaşasın Türk Milleti,yaşasın Türkiye Cumhuriyeti !!! 

 

 

                         -

 

Tarihi   Uyarı!!!

 
Tarım Bakanlığı,Orman Bakanlığı,Kaymakamlıklar bu günlerde harıl harıl saanen keçisi projeleri yapmakla meşguller.Hatta baskıyla Milli Keçi Irkları sürülerine saanen teke dağıtarak Halep Keçisi,Kilis Keçisi,Honamlı Keçisi,Abaza Keçisi,Gürcü Keçisi,Norduz Keçisi,Tiftik Keçisi ve Kıl Keçisi sürülerini Saanen kırması ve Saanen melezleri haline dönüştürme gibi tarihi büyük bir yanlışa koşarak gitmektedirler.

Sadece yukardaki milli keçi ırklarımızın saf yetiştiriçiliği yapılan vilayetlerde zorla Tarım Bakanlığı'nın baskısıyla keçi ırklarımız saanen kırmaları haline dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

Çanakkale'deki saanen melezlerini saflaştırdınız da sıra diğer vilayetlere mi geldi? Yahu en az 20 yıldır saanen kırmalarını,suni tohumlama yaptırsanız bile,saf saanen keçilere sahip olamazsınız.Çukurova'da 40 yıldır Güney Kırmızı(G.A.K) sığırlarımızı hostein ineklere cevirmek için proje yürütülüyor hala tam olarak sonuca ulaşılmış değil.

Saanen Keçisinin anavatanı İsviçre'de 10 larca farklı İsviçre Keçisi beslenmektedir.İsviçreliler diğer keçi ırklarını saanen melezleri haline dönüştürme gibi bir yanlışın içinde yer almıyorlar.Her keçi ırkının verimi ne olursa olsa olsun,o ırkı melezlemeden saf yetiştiriçiliğini yapmaktadırlar.Bir ırkı başka bir ırkla melezlemeden,seleksiyon(eleme )yöntemiyle ve üstün vasıflı  teke katarak doğan oğlakların verimlerini ciddi şekilde yükseltmek mümkün.

Saanen Keçiler gittiği her çiftlikte sahibini kısa sürede zengin eden,tılısımlı,yedi veren bir keçi ırkı olarak olarak takdim edilmektedir.Saanenlerden daha çok süt veren Halep Keçimizi, Kilis Keçimizi,Honamlı Keçimizi yok etmeye çalışmak tam bir akıl tutulmasıdır.Tabir caizseTürk Çiftcisi'ne deli gömleği giydirmektir.

Saanen Keçilerinin iklimsel uyum sorunları nedeniyle çok büyük telefatlar verdiğinden,oğlak ölümlerinin ürkütücü rakamlara ulaştığından,bir çok çiftçinin oçağına incir ağacı diktiğinden niçin kimse bahsetmez ?

İnternet şarlatanlarının yazdıkları ucube saanen keçi efsanelerine inanmak mümkün değildir.Saanen keçisini yılda 
iki defa doğum yaptırmadan tutunda bir sürü saçmalıkla Türk Çiftçisi'nin aklıyla alay etmektedirler.  
   
 

 

1


Saanen projesinin temelinde bu keçiyi Türkiye'ye Dünya Kiliseler Birliği'nin misyonerlik çalışması için getirmesi ve hiristiyanlık propoğandası yapma gerceği yatmaktadır.Misyonerlik için devlete hediye edilmesi,çoğaltılmasını sağlayıp,sürekli perde gerisinde basın yoluyla saanen keçisi propoğandası yapılmaktadır,burdaki temel amaç misyonerlik için mevzi kazanmak ve milli keçi ırklarımızı saanen melezleri haline dönüştürülerek yok edilmek amaçlanmaktadır.Türkiye'yi keçiçilikte batının açık pazarı haline dönüştürmek amaçlanmaktadır.Yine Kıl Keçisini ormandan kovdurarak Yörük Kültürünü yok etmek,dolayısıyla Türk düşmanlığı yapmak asıl amaçtır. Yani 1 taşla 2 kuş vurmak değil,bir çok kuşu aynı anda vurmak niyetindeler.

Acı olan bu yıkım projesini kamuoyuna sinsice kabul ettirilip,Türk'e düşmanlığı yineTürk eliyle yaptırmaktır.

Arkasından misyonerler ey Türk insanı bu gün keçiçilikten para kazanıyorsanız bunu kiliseye borçlusunuz gelin size aş iş veren kilseyi memmun edin istavroz çıkarıp hiristiyan olun demeye getirmektedirler.

Keçilerinin iklimsel uyum sorunları nedeniyle çok büyük telefatlar verdiğinden,oğlak ölümlerinin ürkütücü rakamlara ulaştığından,bir çok çiftçinin oçağına incir ağacı diktiğinden niçin kimse bahsetmez ?

İnternet şarlatanlarının yazdıkları ucube saanen keçi efsanelerine inanmak mümkün değildir.Saanen keçisini yılda 
iki defa doğum yaptırmadan tutunda bir sürü saçmalıkla Türk Çiftçisi'nin aklıyla alay etmektedirler.  
   
 

 

1


Saanen projesinin temelinde bu keçiyi Türkiye'ye Dünya Kiliseler Birliği'nin misyonerlik çalışması için getirmesi ve hiristiyanlık propoğandası yapma gerceği yatmaktadır.Misyonerlik için devlete hediye edilmesi,çoğaltılmasını sağlayıp,sürekli perde gerisinde basın yoluyla saanen keçisi propoğandası yapılmaktadır,burdaki temel amaç misyonerlik için mevzi kazanmak ve milli keçi ırklarımızı saanen melezleri haline dönüştürülerek yok edilmek amaçlanmaktadır


Unutulmamalıdır ki emperyalis batılı ülkeler sömürgeleştirdikleri ülkelerde sömürülerini perdelemek için kilise araçılığıyla keçi dağıtmaktadırlar.Yeraltı ve yerüstü tüm zenginliklerini yağmaladıkları Afrika başta olmak üzere,Dünyanın bir çok bölgesinde kirli çehrelerini şirin göstermek için keçi dağıtmayı tütsücü papazlar araçılığıyla gayet güzel başarmaktadırlar.Yaşam tarzı göçebelik olan,keçiçi Türk Milletine,papazlar saanen keçisi dağıtmaya başlamışsa,tehlikenin büyüklüğünü siz düşünün.Tereciye tere satmak hemde zehirlisinden.
Tiftik keçimizi bizden alabilmek için akla hayele gelmeyen yöntemler kullanan batılı ülkeler,tiftik keçimizi götürüp Osmanlı dokuma tezgahlarını susturup iflas eden Osmanlı'yı kapitülasyonlara boyun eğdiren,Sömürgeci batılı ülkelerin,Osmanlı İmparatorluğunu nasıl yıktıkları unutulmamalıdır.Batı emperyalizmi  bir keçinin arkasına saklanacak kadar korkaktır.Güçü yettiğinde Irak ve Afganistanda olduğu gibi 5 milyon müslümanı boğazlaya bilmekte,adres Mustafa Kemal Atatürk'ün Ülkesi olunca bir keçi (saanen)den medet umaçak kadar çaresizdir.Yeterki kendi güçümüzün farkına varalım.
Papaz Keçisine Türk Milleti'nin ihtiyacı yoktur.

Keçiçilikte Dünyada kendimize bir yer edineceksek milli keçi ırklarımızın yetiştiriçiliğini yapmaya meçburuz.Türk Milleti zeka,çeviklik ve kuvvetini yetiştirdiği keçileriyle kazanmışken,en güzel en besleyiçi gıdalarını keçiden elde etmiş,Milletimiz'i bundan mahrum etmenin altında,Türk Milletine alanen düşmanlık yatmaktadır.

Devlet kurumlarımızı uyarıyoruz,hesapsız kitapsız başlattığınız keçi ırklarımızı saanenleştirme projenizin dönüşü ve telafisi mümkün değil,çok geç olmadan lütfen,bu yanlışdan vazgeçin .Yoksa neslini yok ettiğimiz,bir çok keçi ırkımızı,torunlarımıza ancak kitaplarda resmini göstermek durumunda kalacağız.


Saanen Keçisi Tarihcesi ve Saanen Gerceği


1982 de “Dünya Kiliseler Birliği” nin Van 100. Yıl Üniversitesi ve Tarım Bakanlığının İldeki ilgili kurumlarına hibe ettiği Saanen ırkı keçiler Üvecik
 Çiftçi ve Teknik Eleman Eğitim Merkezi’ne getirilmiştir(Çanakkale).Buradan çoğaltılıp yaygınlaştırılmıştır.


 Ülkemizde niçin saanen kırmalarının cilalanıp sürekli propogandasının yapıldığının,diğer milli keçi ırklarımızdan hiç bahsedilmediği şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.Kendi milli keçilerini yok ettirme projesinin,Kıl Keçisi ormanı yok ediyor kuyruklu yalanının altında,Dünya Kiliseler Birliği'nin ayak izlerini görmekteyiz.

Olağan mezrasında Saanen Keçi yetiştiriçiliğine bir diyeçeğimiz yoktur.Hatta saanen Keçilerinin saflık oranlarını yükseltmek için,yurt dışından Saanen teke sperması getirmiş bulunmaktayız.Tarihi uyarı yaptığımız nokta,tüm Milli Keçi ırklarımızı saanen melezleri haline dönüştürme projesine yani Saanenleştirmeye karşı çıkıyoruz.

Şimdi benzer bir tehlike koyunculukta baş gösterdi.Ülkemiz Milli Koyun ırkları Romanov Melezleri haline dönüştürülmek istenmektedir.Halbuki Romanov Koyundan çok daha yüksek verimli koyun ırklarımız varken,birileri romanov melezleriyle(malum Türkiye'de saf romanov yoktur) milli koyun ırklarımızı,melezin melezi yapma niyetindeler.Niçin? para için,yazık,çok yazık.Tekrar ediyorum haycancılıkta Dünyada söz sahibi olmak istiyorsak Milli Koyun,Keçi,Sığır Irklarımızla bunu başarabiliriz.Ala sığırla(hostein) Cukurova'da Güney Kırmızı(GAK) Sığır Irkımızın nasıl yok edilğinin hazin öyküsünü bilmeyen yoktur.

Şimdi Angus Sığırı modası başladı.Birileri Angus Sığırını çilalayıp durmakta halbuki et veriminde,Piedmontese,Şerolais ve Belçika Mavisi sığırlarının canlı ağırlık artışının yanında,Angusların esamesi bile okunmaz.20 yıllık meslek hayatım boyunca Angus Sığırı suni tohumlamasına hep soğuk baktım.Yaptığımız Angus tohumlamasında  diğer et sığırları ırklarına göre daha az verim aldıkÇünkü canlı ağırlık artışı diğer et sğırlarına göre çok daha düşük.Ama sanki en fazla et verimi angustaymış gibi bir hava estirilmektedir.Halkımız bu kandırmacaya karşı uyanık olmalıdır.

Sonuç olarak bize şunu kabule zorlamaktadırlar.Bir hayvan ırkı Türk'e aitse kötü,eçnebiye aitse iyi,güzeldir,baş taçı yapılmalıdır.Biz diyoruz ki,atalarımız 10 binlerce yıl gözü gibi koruyarak bize kadar getirdiği hayvan ırklarımızı,milli hayvan gen kaynaklarımızı bizden sonraki nesillerimize ulaştırmakla mükellefiz.Aksi takdirde tüm gen kaynaklarımızı kaybedeçeğiz,ahirette atalarımızın iki eli yakamızda olaçaktır.

Tüm Milli Sığır Irkları'mız yabancı sığır ırklarıyla holstein,montofon,simental,jerseyle yok edilip göbek bağıyla yabancılara nasıl bağlandığımız hatırdan çıkarılmamalıdır.Sürekli yurt dışından damızlık ve kesimlik sığır ithalatına verdiğimiz paralar bilhassa,ithal boğa spermalarına ödediğimiz kaynaklar dudak uçuklatmaktadır.Milletimizi bu duruma düşürenleri,milli gen kaynaklarımızı  yabancı ırklara yok ettirenleri kınıyorum.

Hırsız vahşi batı,tiftik keçimizi,kangal ve akbaş köpeklerimizi,doktor balıklarımızı ,bitki tohumlarımızı,tarihi eserlerimizi vs.her şeyimizi çaldıklarını unutmayalım.

Ey Türk Milleti Batı,NATO,(Ülkemizinde üye olmasına rağmen)AB ve ABD bizim can düşmanımızdır.Ülkemizi bölmeye çalışan bu şer ittifakını Ülkemiz'den kovma zamanı daha gelmedi mi? Yogoslavya gibi kaç parçaya bölünmeyi mi bekliyoruz?

Katil oğul Bush Irak ve Afganistan'a saldırırken haçlı seferi başlatıyorum demedi mi ? Amerika Büyük Ortadoğu Projesiyle(BOP) 22 islam Ülkesini parcalayıp haritasını değiştireceğini dünyaya ilan etmedi mi?Bu ülkelerin en başında Ülkemizin olduğunu unutmayalım.Bügün sözde demekrasi kılıfıyla Arap Ülkelerinde çıkarılan isyan ve ayaklanmaları A.B.D ve AB. tezgahlamaktadırlar.Kiralık hainlerini bahane edip Libya'da yaptıkları gibi askeri işgal ve ardından sömürge yapmak.Öldürdükleri müslümansa,ırzına geçtikleri müslüman kadınsa, hiç bir önemi yok,petrol için herşey mübah!Doymak bilmeyen hırslarıyla dünyayı kana bulamak tabi ki öncelik müslümanların! Bakın Irak'da neler yapmadılar. Yarın bölüçüleri kullanarak bize de aynı şeyi yapaçaklar.Bölücülerin başlattıkları sivil iteatsizlik eylemi,bir isyan provasıdır bir ayaklanmadır.Bölücüler gönderden Türk Bayrağı'nı indirip yerlerde çiğnemekteler.Tehlike açık secik geliyorum diyor ama!!!Türk Devleti BOP operasyonlarına karşı koymak zorundadır.BOP.büyük israil projesidir.Aksi takdirde işgal ve bölünme sırası çok yakında bize geleçektir.Bu ülkede kardeş kavgası çıkarma provası yapılmaktadır.Şunu herkes iyi bilsin ki bu büyük ermenistan için yapılan ön çalışmalardır.Dişine kan değmiş bu vampirleri durduramazsak, Ülkemizi felakete sürükleyecekler.Ey Türk İnsanı nihai hedefleri,tarihte bir türlü bileklerini bükemedikleri Mustafa Kemal'in Ülkesi Türkiye'dir.İş işten geçmeden,zaman çok geç olmadan uyan ey Türkoğlu Türk !!! uyan ey Devletim,uyan ey kahraman Türk ordusu(T.S.K)

Tarihte Yolculuk

Trablusgarp Savaşı;

İtalya, 19. yüzyılın sonlarına doğru, bugün Libya adıyla anılan Kuzey Afrika'daki Trablusgarp ve Bingazi'yi ile geçirmeyi planlamıştı. O dönem İngiltere Mısır'a, Fransa da Tunus'a hakim olmuş, İtalya da gözünü Trablusgarp'a dikmişti. İtalya, İngiltere ve Fransa'yla yaptığı gizli ve açık anlaşmalarla Trablusgarp'ı işgal onayını aldıktan sonra, 29 Eylül 1911'de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. 5 Ekim 1911'de Trablus'a asker çıkardı. 20 Ekime kadar peş peşe Tobruk, Derne ve Bingazi İtalyanların eline geçti.

 

 

Mustafa Kemal ATATÜRK Libya çöllerinde İtalyanlarla savaşıyor.

 

 

Osmanlı ordusunun genç subaylarından bir bölümü Trablusgarp'ı savunmak için gönüllü olarak Mısır, Tunus yoluyla cepheye gittiler. Binbaşı Enver Bey, Kolağası Mustafa Kemal, Fuat Bey (Bulca), Nuri Bey (Conker), Fethi Bey (Okyar), Albay Neşet Bey bu subaylar arasındaydı. Enver Bey, Trablus'ta yerli Arapları teşkilatlandırarak savunmaya katılmalarını sağladı ve Askeri birlikleri üç komutanlığı ayırdı. Trablus Komutanlığı : Kurmay Albay Neşet Bey Bingazi Komutanlığı : Kurmay Binbaşı Enver Bey Derne Komutanlığı : Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal Seyahati sırasında binbaşılığa yükselen Mustafa Kemal, 8 Aralık 1911'de Trablusgarp'a geldi. 22 Aralıkta Tobruk Savaşı'nı kazandı. Derne'de 16/17 Ocak 1912 taarruzunda gözünden yaralandı. Bir ay hastanede tedavi gören Mustafa Kemal, 6 Mart 1912'de Derne komutanı oldu. Derne'de başarılı savunma muharebeleri yaptı.

 

Tam 100 yıl sonra tarih bu sefer 1911 değil,tarih 2011 batı emperyalizmi yine sahnede,devletler A.B.D dışında yine aynı(İngiltere,İtalya,Fransa).Tam 100 yıl sonra yine işgal için Bingazi(Libya) deler.100 yıl önce Atatürk ve arkadaşları Lİbya cephesinde vatansever libyalılarla vatan toprağını savunuyorlar.100 yıl sonra bu sefer  Türk donanması batılı zalimlerle birlikte Libya Kuşatmasında yer alıyor.Libya yönetimin devrilmesine yardımcı oluyoruz.Libya'da isyancı hainlerin ilk önce Türk Şantiyelerine saldırdıkları unutulmamalıdır.Türk'ün orda aldığı ihalelere göz koyan batı,çakallarına bizi hedef göstermektedirler.Türk menfeatlarına saldıran kukla hainler Libya'yı ele gecirsin diye şu yaptığımıza bakın?100 yıl önce emperyalist İtalya'yla savaşan  Türk Milleti bu gün onlara yardım ediyoruz.Kardeş müslüman Libya'ya saldırının merkez üssü olarak İzmir'imizi haçlı ordusuna tahsis edityoruz.Kurtuluş savaşımızda senbolleşen İzmiri ne hallere düşürüyoruz.Nerden nereye savruluyoruz? Sanırım Atatürk'ün mezarda kemikleri sızlamıştır. Semboller ve tarihlerle hareket eden batı emperyalizmi acama 2014 te 100 yıl önceki gibi bize mi saldıracak?Libya'da 100 yıllık rövanşa bakınca endileşenmemek elde değil!

 

 

Müslümanın öldürülmesine “yarım kelime katkı”sı olanın, Allah’ın rahmetinden tüm nasibi kesilir. Resulullah(sav) böyle buyurur

 

 

 

 

Nereden nereye geldik!

Basından alıntıdır

 

Putin: Haçlı seferi
Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Libya operasyonuyla ilgili olarak BM ve ABD’ye çok sert eleştirilerde bulundu. Putin, BM’nin 1973 No’lu kararının Ortaçağ’da yapılan Haçlı Seferleri çağrısına benzediğini söyledi. Rusya Başbakanı, Kaddafi rejiminin demokrasi dışı olduğunu ancak bu durumun askeri müdahaleyi meşrulaştırmadığını söyledi. Putin’in kullandığı “Haçlı Seferleri” ifadesi akıllara Libya lideri Kaddafi’nin operasyon başladıktan sonra telefonla yaptığı açıklamayı getirdi. Kaddafi konuşmasında, operasyonun yeni bir Haçlı Savaşı olduğunu söyleyerek halkın silahlandırılacağını bildirmişti.

Basından alıntıdır.

ŞEHİTLER

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, 
             mezardan çıkmanın vaktidir! 
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, 
             Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler 
             Dumlupınar'dakiler de elbet 
             ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler, 
siz toprak altında ulu köklerimizsiniz 
             yatarsınız al kanlar içinde. 
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, 
             siz toprak altında derin uykudayken 
                       düşmanı çağırdılar, 
                                   satıldık, uyanın! 
Biz toprak üstünde derin uykulardayız, 
             kalkıp uyandırın bizi! 
                             uyandırın bizi! 
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, 
             mezardan çıkmanın vaktidir! 
  
  
                                                            1959

 

Nazım Hikmet Ran

Kuş gribi tezgahıyla devlet eliyle tavuklarımızı diri diri yakıp kanatlı gen kaynaklarımızı yok ettiler.Bu nasıl bir iştir ,nasıl bir akıl tutulmasıdır?

 

Domuz gribiyle halkımızı sokaklarda maskeyle dolaşmaya zorlayanları,dağlarda keneler üzerinden Milletimize yapılan psikolojik asimetrik savaşa bakın!

 

Gün diriliş günüdür,gerceği görme,öze dönme günüdür.Yerli koyun-keçi ve sığır ırklarımız,tavuk gen kaynaklarımız tamamen yok olmadan çiftliklerimizde tüm Türk Hayvan yetiştiriçilerini Milli ırklarımızı beslemeye ve onlara sahip çıkmaya davet ediyorum.

Emperyalist sömürgeçi batılı tohum firmaları,halkımızın elindeki Atalarımızdan bize miras kalan sebze ve tarla bitkisi tohumlarımızı sinsice nasıl yok oluşun eşiğine getirdikleri,Türk Çiftcisi'ne nasıl kısır hibrit tohumları ekmeye mecbur ettikleri hatırdan çıkarılmamalıdır.Genetiği değiştirilmiş (GDO) tohumlarla geriye dönüşümsüz tarlalarımız kirletilmek istenmektedir.Gözü doymayan batılı tohum firmaları gıdamıza saldırmaktadırlar.Domatesin,salatalığın kavunun,karpuzun eski günlerdeki lezzetini ve burcu burcu kokusunu özlüyoruz.Lezzetinden yenmiyen mısır unu ekmeğini arıyoruz. Türk Milletinden ,önemle istirham ediyorum elinizde olan milli tohumları bir hazine gibi saklayıp koruyun.Dedelerimizden miras kalan bitki tohumlarımızı çoğaltın,birbirinizle paylaşın tarlalarınıza bu tohumları ekin.Hibrit tohumlarla yan yana yakın mesafelere ekip tozlaşmayla bozulmasına izin vermeyin.

Tohum gen kaynaklarımızı çalan,tohum toplayan yabancı ecnebi casuslarına tohumlarınızı kaptırmayın.Bilhasa Doğu Karedenizde yaşayan vatandaşlarımız İsrail'li tohum çasuslarına karşı çok dikkatli olmalıdır.Böyle bir durumda  jandarma  156 ve 155 polis hattına haber verilmelidir.

Aksi takdirde Batının Genetiği değiştirilmiş(GDO'lu) tohumlarına bir servet ödeyerek fakirleşip ve toplu halde kansere yakalanacağız.Hindistan'lı  200 000 çiftçiyi batılı tohum firmalarının ifllas ettirip intihara sürükledikleri (öldürdükleri) unutulmamalıdır.Eski A.B.D Dış İşleri Bakan'ı 

Henry Kissinger’ın  “Petrolün kontrolüyle bütün bölge ve kıtaları, gıdanın kontrolüyle de bütün insanları kontrol edebilirsiniz'' demektedir. Her Türk evini,ambarını bir milli tohum bankası haline dönüştürmelidir.Tohum gen kaynaklarımızı ne pahasına olursa olsun korumak zorundayız.Tohumlarımızı eğer,torunlarımıza ulaştıramazsak,hazin bir son Türk Milleti'ni beklemektedir.

 Yaşasın Türk Milleti,Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti,Yaşasın Kahraman Türk Ordusu,Yaşasın K.K.T.C. ve Türk Birliği !!!

 

Veteriner Hekim Cengiz Torun

Adana Osmaniye Kahramanmaraş Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Eski Başkanı.

 

 

Sayfanın sonuna doğru Tohumda Dönen Dolaplar başlıklı bölümü lütfen okuyunuz

 

 

    

 
   

 

 SHAMİ (HALEP-DAMASCUS) GOATS

Breed Characteristics and History
The Shami is a multi-purpose goat historically providing its owner with milk, meat, hair and fine leather. If she receives proper care and quality feed the doe is able to produce large quantities of milk, and many are particularly noted for their ability to kid triplets or even quadruplets. Additionally, the typical Shami is characterized by an especially noble conformation and bearing that conquers the heart of all that see her. And finally, her quiet and gentle nature is another important reason that her owner and his family may choose to keep her.

 Shami milk has proven to be markedly rich in protein and fat, its quality and composition changing according to the food the doe receives. The ability to produce milk under the radically, rapidly changing weather conditions between cold to hot and the relatively high amounts of milk solids found in her milk has made the Shami the preferred goat breed of the Middle East.

Today the Shami is often kept as an exotic pet because of her intrinsic beauty and ability to adapt to human lifestyles, but traditionally her role has been that of a small food factory - her easily digestible milk used as a food for the raising of infants, to meet the dietary needs of elderly or sensitive persons who have problems digesting normal food, and as a proven home remedy for curing blisters, mouth sores, and more. The milk is typically cultured to produce labaneh, leben, yogurt, and other fresh cheeses for home use, and often these products are marketed locally to supplement family income.

 The Shami’s many excellent characteristics make her a successful progenitor for the development and improvement of other caprine breeds - in particular, to improve size, meat, milk production, and body shape.

 The various outcrosses that have been introduced over long periods into the original Shami goat population have given our modern Shami a correspondingly broader genetic base. Even so, the modern Shami retains its ability to pass on its excellent characteristics to goats of other purebred and cross breeds.

While in the distant past the major colors were reddish brown, brown and black, nowadays one may find Shami goats in many different colors. Today one commonly finds grey in many different shades, derivatives of white and beige, and various mixes of white and darker colors. The subject of color is one of style and personal preference, and it seems that every few years the fashion changes and a different color is in vogue.

Additional traits of the Shami goat include long legs, long lines in both neck and body, a small Roman-nosed (convex) head, and long ears that hang down from the upper part of the skull; all these contributing to a unique appearance of nobility and pride.

 The true Shami is beautifully clad in a longhaired double coat, offering protection from the rain and the cold on the one hand, and from the harsh ultra-violet rays of the sun, on the other. She is typically able to survive and thrive on scarce pasture and little feed.

The height of the Shami doe taken from the shoulder in a straight line to the ground measures about 75 cm or more, her weight ranges from between 60 - 80 kg according to her size, the way she was raised, and her body condition. Bucks are typically much larger and heavier than does.

Without a doubt the most striking characteristic of the breed is its specially shaped head - which is clearly convex on the bridge of the nose; the very expressive eyes, and the long ears carried close to the head and gracefully falling downward.

In the past, the Shami goat was used to create the Nubian, Indian, and other goat breeds - in particular, it was used to establish the Anglo-Nubian, and in all likelihood is the source of the breed’s long ears and Roman nose. The Nubian’s shorter coat resulted from crossing Shami goats with British shorthaired breeds.

Modern Breed Standard & Notes on Selection
Below is a description of the ideal Shami goat that we use as our breed standard:

 General Appearance - A goat possessing a particularly aristocratic bearing, arresting beauty, great nobility, and charisma coupled with a strong body structure, long legs and height. Although many of these traits cannot be strictly measured by measuring tape, they are, nonetheless, strikingly obvious to even the most casual observer, and impossible to ignore.

Body Condition and Color - Body condition should be muscular and full, not too thin and not too fat. All colors are acceptable, the shade and markings according to the preference of the breeder and market demands.

Coat - Double and long (as necessary), lustrous and in good condition, free of foreign debris, parasites, etc.

 The Head - The most recognizable characteristic of the breed. Convex (extreme Roman-nosed) in front, with upper and lower jaws meeting squarely and correctly. Goats with long, protruding lower jaws find it more difficult to nurse and graze; animals displaying this characteristic are less acceptable. Very long ears are placed at the upper part of the skull and fall downward at the sides of the head. The head size should be in correct proportion to the body and attached to a long, highly carried neck. Too large of a head lessens the nobility of the Shami.

Eyes - Full of expression and with tight eyelid to protect the eye from dust and debris. The preferred iris color is milk white with a black pupil in the center of the eye, but brown, pinky brown, and black are also acceptable. (Today, at the writing of this standard, the majority of our breeders prefer the white color).

The Neck must be long and attach cleanly into high Withers which flow smoothly into the back.

The Back must be straight and strong, neither convex nor concave.

The Loins are the portion of the spine not supported by ribs and should give the appearance of great strength. These attach to a wide, generous croup.

The Croup continues the topline, and should have a gently sloping appearance, to allow for easy kidding. Too steep a slope is undesirable.

Normally the Tail is carried gaily, vertically to the ground.

The Limbs should appear powerful with strong bone and well developed musculature apparent from both front and behind. They should be straight and parallel, showing especially great width from behind to allow the development of a well-attached udder capable of great milk production. From the front the build should also appear wide, with straight, parallel legs that offer both stability and room to encompass a well-developed chest, with plenty of space for heart and lungs.

Distinguishing male from female - Sexual differences between doe and buck should be immediately obvious.

 The Female (doe) - should appear finer than the male (buck), with the long and fine neck indicative of good dairy character. Both fore and hind legs should appear strong, but correspondingly finer and more delicate than the male’s.

The doe must have a well-developed digestive system with a large rumen allowing for large food capacity and good ability to utilize feed for maximum milk production. A heavy, meaty doe will utilize her food for meat production rather than milk production.

In order to produce a modern doe which both represents the original ancient beauty and the ultilitarian advantages of the Shami, we must pay great attention to the development of a well-attached, wide udder, velvety smooth on the outside and spongy and soft from within. We select for teats that point downward and not to the sides, since both hand and machine milking are done in a downward direction - proper teat placement means that no milk is left in the lower portion of the udder. When the teats are pointing sideways, one must push with the hands each and every milking in order to get the last ½ liter of milk.

In our country, until recently, the selection of does based on proper teat placement and structure has been largely ignored - the area given most attention has remained the head. Even today a doe with a nice head will sell for more money than a good dairy goat with a less typical head - even if she gives less milk.

Recording daily milk yields and keeping individual production records is a very new phenomenon in our local goat industry. In contrast to our well-established dairy cattle industry where we can most precisely rank dairy bull performance, our dairy goat industry is in its infancy. Most bucks used to date have not sired enough daughters to allow us to accurately measure their breeding value.

 The buck’s power, strength and size should be immediately apparent. The head should be very typical, with a strikingly convex foreface and an especially expressive eye (white color preferred). The ears must be very long and made of soft flexible skin, carried close to the head, and fall downward.

The buck’s neck often appears somewhat shorter than that of the doe, but this is an optical illusion - it is its comparative massiveness and thickness that make it appear so. As a rule, bucks with long necks pass on better dairy character to their offspring.

Overall, the buck’s body structure should show more massive muscling than that of the doe.

One must look for large, well-developed testicles with a squarer build and largest development at the bottom. All four limbs should appear broad and powerful with strong hooves, preferably dark in color.

 The most important distinguishing factor and mark of excellence of both buck and doe is their ability to pass on his or her good traits to their offspring. When making breeding choices, one must always be certain that the buck and doe do not share identical faults so as to not strengthen these faults in future generations.

 

satılık halep keçisi,halep keçisi satışı,halep keçisi satanlar,şam keçisi,şam keçileri,şam keçisi satışı,şam keçisi satanlar,şam keçisi nerde bulunur,şam keçisi nerde yaşar,damaskus goats,damascus keçisi,damascus keçisi satışı,damascus keçisi satanlar,şami keçisi,şamil ,suriye keçisi,keçici,keçi severler,halep keçisi yetiştiriçiliği,aleppo keçisi,aleppo goats,cyprus shami goats,uzun kulak keçisi,kaba kulak keçisi,kilis keçisi,halep keçisi projesi,şam keçisi projesi,damascus keçisi projesi,saanen keçisi projesi,halep keçisi oğlak satışı halep keçisi,çebiç satışı,saanen,saanen goats,saanens goats,goat,goatsi,damascus,shami goats,chami goats,halep keçisi çiftlikleri,halep keçisi yetiştirenler,halep keçisi fiyatları,halep keçisi özellikleri,halep keçi fiyatları,halep keçisi satılık,halep keçisi süt verimi,halep keçisi çiftliği,halep keçisi adana,şami keçi,şami keçisi,şamil keçisi,şami keçileri,şamil keçileri,şami keçileri satılık,şami keçi satışı,şami keçi satanlar,şami keçi fiyatları,suriye keçisi,suriye keçi fiyatları,syria goats,damascene keçisi,damascene keçisi satışı,damascene keçisi fiyatları,halep keçisi kooperatifleri,keçi kooperatifleri,halep keçisi ıslah projesi,şamil keçi satışı,şamil keçiler,şamil oğlak satışı,şamil  keçi yanlış kavram doğrusu şami keçisi,mente keçisi,kilis keçisi,saanen keçisi,damascus teke satışı,damascus çebiç satanlar,halep keçisi,şami keçisi,damaskus keçisi satanlar,damascus halep keçi yetiştiriçiliğ,halep keçisi ilanları,şami keçisi ianları,keçi besiçiliği,şam keçisi satışı,halep keçi fiyatları,halep keçisi oğlak fiyatları

 

Kilis Keçisi,Halep Keçisi,Damascus,Şam Keçisi,Şami Keçisi Oğlak,Çebiç,Keçi - Teke Satışı ,Torunoğlu Halep (şami) Keçi Çifttliğinde Devam E tmektedir.

Halep keçisi,halep keçisi fiyatları,halep keçileri,halep keçisi satılık,halep keçisi bakımı,halep keçisi satışı,halep keçi fiyatları,halep keçisi süt verimi,halep keçisi yetiştiriçiliği,halep keçisi satanlar,halep çebiç fiyatı,fiyatları,oğlak fiyatı,halep keçisi teke fiyatı,

Kilis keçisi,kilis keçileri,kilis keçisi yetiştiriçiliği,kilis oğlak satışı,kilis keçisi çebiç fiyatı,kilis keçisi teke fiyatı,kilis tekesi et verimi,kilis keçisi süt verimi,kilis keçisi yavru verimi,oğlak verimi,kilis keçi fiyatları,kilis kebabı,kilis birlik,kilis kooperatifi,kilis keçisi satanlar,kilis keçi,keçi kilis,damızlık birliği,kilis keçisi özelllikleri,satılık kilis keçileri,satlık kilis keçisi tekeleri,satılık kilis keçisi oğlakları,kilis keçisine kredi varmı,

şami keçi,şami keçileri,şami keçi fiyatı,şami keçisi oğlak satışı,şami keçisi teke fiyatları,şami keçisi et verimi,şami keçisi süt verimi,şami keçisi yetiştiriçili,saanen keçisi,kilisd keçisi,sami keçi,satılık şami keçiler,sami çebiçler,şami oğlaklar,saf kan şami keçisi,damızlık şami keçileri,şami keçisi özllikleri,şami keçi projesi,şami keçi bakımı,şami keçisi çiftliği,şami keçi çiftliği,satılık şami keçisi,satılık şami keçi,şami keçisi fiyatları,keçi yatırımı,keçi türleri,keçi ırkları,keçi çobanı,kaval,yörük,kıl çadır,,yörük çadırı,caramba mix yem bitkilerini denedinizmi,yem bitkisi tohumları torunoğlu tohumculuktan alınır,şami keçi yetiştiriçiliği,

saanen keçisi,saanen keçi,sanen keçisi,sanen keçileri,zana keçisi,satılık sahibinden saanenler,saanen keçi projesi,saanen teke sperması,saanen keçisi süt verimi,saanen yetiştiriçiliği

 TOHUMDA DÖNEN DOLAPLARI İBRETLİK OLARAK OKUYUNUZ

Biyo-Silah Terminatör Tohumlar (1-5) / Naci KAPTAN
gönderen Kutadgu Bilig » Pzt Eyl 28, 2009 22:23

BİYO-SİLAH TERMİNATÖR TOHUMLAR - 1

Omphalotus olearius ve yeşil devrim


Tohum

Dörtnala haberci ilkyazdan
Aşağıdan inceden beyazdan
Dumanı tüten sıcak tohum
Dolan kara toprağı dolan
Ulaş yeryüzüne ak tohum
Hay gücüne kurban olduğum
Dağ taş dinlemezim hey aman
Göster o gül yüzünü göster
Önce yeşil yeşil bak tohum
Sonra sarı sarı gülüver
Donansın donansın daneler .

Melih Cevdet Anday


Omphalotus olearius ve tohum savaşları

Tebere Nillus II.VII ;

Omphalotus olearius

Ol ülkenin kralı Nillus adaletli idi. Ama Kraliçesi Tebere çok hırslı ve kendisini beğenmiş idi. Kraliçe, sınırdaş ülkenin genç ve yakışıklı generaline aşık olmuş ve onun isteği ile. kocası olan kralı öldürme planı yapmışlardı. Sonra Ülkeyi birlikte yöneteceklerdi!

Veya kraliçe öyle sanıyordu !!!

***

Adam rüzgârla yarışan doru atıyla, Kara ormanı geçti. O adam ki kara pelerini içinde, ince uzun boylu idi. Kale duvarı dibine vardı, Daracık bir kaya arasından girdi, Gölge gibi gizli dehlizlerden akarak geçip, karanlık bir aralıktan sarayın mutfak odunluğuna vardı.

Sadece gözleri görünüyordu. Parlak ve ürkütücü idi.

**

Mutfak ocaği başinda şişman bir adam var idi.

Adam korkmuş ve heyecanli idi.

Kara pelerinli adam elindeki torbayi uzatti ve ürkütücü bir fisıltiyla dedi ki ;

"Bunlari azar azar kralin yemeğine koyacaksin,kraliçe Tebere'nin emridir."

Yine geldiği gibi karanliklara karişarak gölge olup kayboldu.

***

En göze batmayacak ölüm ise yavaş yavaş zehirlemek olacakti.

"YAVAŞ YAVAŞ ZEHİRLEMEK " !!!

Torbada Omphalotus olearius adini taşiyan çok zehirli bir mantar türü vardi.

Sarayin aşçisina zenginlik vaadi verilmiş, gözü de korkutulmuştu.

Omphalotus olearius, azar azar yemeklere konulacaktı.

Kurulmuş olan ölüm tuzaği işlemeye başlamıştı !

***

Tarih içinde nice komplolar ve cinayetlerde kimbilir ne kadar ve ne tür zehirler ve zehirli besin maddeleri yemeklere katilarak verildi, bilemeyiz .

Ama çok kullanilmiş olduğu kesindir.

***

İnsanoğlu hirs ve sonsuz istekleriyle, ele geçirmek istediklerini almak için başta taş, sopa,mizrak.ok ve gelişen zaman içinde daha öldürücü,yok edici silahlar yaparak, savaşarak, istila ederek amacina ulaşmayi denemiştir.

Savaşlarda komşu veya uzak ülkeler yine silah gücüyle istila edilmiş.,zenginlikleri yağma edilmiş,istilaci güçler bu toprak ve ülkeleri yönetir hale gelmişlerdir.

Gelişen zaman içinde uluslararasi hukukun, medeniyetle birlikte toplumlarin yönetim sistemi olarak kabulunden sonra ,güçlü ülkeler , zenginliğini talan ederek ele geçirecekleri ülkeleri istila edebilmek ve doğal kaynaklarinii yağmalamak için "güçlü gerekçeler " yaratmak ve bulmak zorunda olmuşlardir.

Ikinci Dünya Harbi sürecinde Alman'lar propoganda ve sistematik psikolojik harbin gücünü keşfetmişler, İngiliz’ler ise bunu Devlet politikasi haline getirmişlerdir.

ABD ise tüm bunlarin yaninda zorbaca davranmayi da seçmiştir.

Bu durum daha sonra gelişmiş olan ülkelerin genel politikasi olmuştur.

Yoksul ve az gelişmiş, yöneticilerini kendilerinin atayabildiği ülkeleri ,ardina siğindiği sahte gerekçelerle askeri güçle işgal ederek veya sistematik olarak borçlandirip ekonomik işgal yoluyla ele geçirir olmuşlardir.

Uluslararasi hukuk kurallari , Gelişmiş olan emperyalist Dünya ülkelerini , daha kapali yöntemlerle ve hukuka uygun gözüken ,daha az masrafli , daha etkin ,İSTİLA METODLARIYLA ELE GEÇİRMEK ,İSTİLA EDİLEN ÜLKELERİN DOĞAL KAYNAKLARI KONTROL ETME GÜCÜNÜ SOĞUK SAVAŞ YAPMADAN KAZANMAK politikalarına yönlendirmiştir.

Sizlere bu yazi dizini ile anlatabilmeye çalişacağim GIDA SAVAŞLARI da istila ve doğal kaynaklari elde edebilmek için gelişen bilim ve teknolojinin klasik silahlarla yapila gelmiş olan savaş türünü nasil değiştirmiş olduğu ve toplumlari nasil etkileyerek yok oluşa götürebileceğinin ve bu modelleme içinde Türkiye'mizin konumunun sunumudur.

Melezleştirilmiş ,Genetiği ile oynanmiş tohumlarlarla birlikte Ülkemizdeki tarimin planli olarak nasil yok edildiğini de bu sunum içinde irdelemek yararli olacaktir.

***

“Petrolun kontrolü ile bütün bölge ve kıtaları, gıdanın konrolüyle bütün insanları kontrol edebilirsiniz " Henry Kissinger 1970


Ölüm tohumlari

Rockefeller, Carnegie, Harriman ve diğer zengin elit aileler tarafından fonlanan öjenik (üstün ırk yaratma) lobisinin 1920'den beri biricik amacı "negatif öjenik"tir. "Negatif ojenik" istenmeyen soyların sistemli bir şekilde yok edilmesidir.

***

Rockefeller Vakfi 1946`da adı yeşil olan `Yeşil Devrim`i başlattı.

Bu sözde `Yeşil Devrim` aslında neydi?

Veya bu devrim dedikleri şey,gerçekten yeşil mi idi ?

1960`larda Rockefeller`in çalıştığı Meksika ve Hindistan gibi ülkelerde daha çok ürün veren ıslah edilmiş tohum çeşitleriyle açlık sorununu büyük ölçüde çözmeyi vaat ediyordu.

Rockefeller 1971'de Uluslararası Tarım Araştırmalarında Küresel Danışmanlık Grubu olan CGIAR'ı kurdu. CGIAR, üçüncü dünya ülkelerinin bilim adamlarının ve agronomistlerinin (tarım uzmanı) "modern tarım ürünü" kavramlarında uzmanlaşmaları ve ABD'de öğrendiklerini ülkelerine götürmeleri ile yakından ilgilendi.

GDO'lu "Gen Devrimi"nin yaygınlaşması için paha biçilmez bir etki şebekesi oluşturdular. CGIAR, daha etkin olabilmek için BM Gıda ve Tarım Örgütünü (FAO), BM İlerleme Programı'nı ve Dünya Bankası'nı da işin içine dâhil etti.

Yıllar sonra Yeşil Devrim`in aslında Rockefeller ailesinin ileride tekelleştirebilecekleri yeni bir alanın geliştirme planı olduğu ortaya çıktı; aynen yarım yüzyıl önce petrol endüstrisi işinde tekelleşme yolunda yaptıkları operasyonlar gibi bir şey.

Günümüzün teknolojisi ,zehirli mantar Omphalotus olearius'un ve nicelerinin benzerlerini ,tohumlarin içine yerleştirdi !!!

Sebze,tahil ve meyvalar birer silah haline getiriliyor.

Biyo-silah tohumdan üretilen gidalar yüzlerce çeşidi , cicili ambalajlariyla market raflarinda yerlerini aldilar.

Üzücü olan şudur ki ;

Bu ürünler çocuk mamalarindan tutun da , yetişkinlerin de kullandiği gida ürünlerinde var ve çeşit sayisi ise 800 civarinda.

Bu tür gida ambalajlarinda ise UYARI yok !!!

Ne yazik ki buna karşi bireysel önlem alabilme gücümüz de yok.

Toplumunun sağlik ve geleceğini,topraklarinin verimini,üretilen gida ürünlerinin sağliğa zararli olmamasini savunabilmek artik Devletlerin ve yöneticilerin işidir.

Emperyalizmin öldürü ve yok edici , sahiplenici hirsi , Üretici ana tanriça Kybele'nin yerini aldi.

İçinde ölüm taşiyan tohumlar,geri kalmiş ülkelere önce destek ve yardim olarak veriliyor.Sonra da lisansa bağlanarak bu tohumlarin kullanilmasi zorunlu hale getiriliyor !

21.Yüzyilda artik tank,top,füze vb yok edici silahlar yerine ,genetiği değiştirilmiş olan tohum/gidalar kullanilmaktadir.

Böylece toplumlarin bedensel/zihinsel sağliğini ve gelişimini olumsuz etkilemek ve ülkelerin tarimsal ekonomik kaynaklarini yok ederek üretim kapasiteleri de düşürerek denetim altina almak ve ülkeleri fakirleştirerek bağimli kilmak,yönetilebilir duruma getirmek mümkün hale gelmiştir.

Çocuklarını koruyamayan toplumun tiksindirici yüzü

Güzel bir dünya isteğimiz salt kendi çevremizden, çocuğumuzdan ibaret kalmakta! Yazıyoruz, söylüyoruz, isyan ediyoruz, ama biliyoruz ki sessiz bir toplumun bütün suç ortaklığını da yaşıyoruz.

Bebek şampuanı, bezi, maması reklamlarını izlerken bir gülümseme belirir yüzümüzde. Gereksinimleri karşılansın diye çaresiz bekleyen yavrucaklar için, diğerleri, ekran önü yavruları, tanıtım yapmaktadırlar. Eğer gördüğümüz bebeğe içimiz ısınmışsa uzun süre bakarız beyaz cama. Muhtemelen o sırada bilinçaltımıza kazınır satılan ürünün markası.

Hadi diyelim ki bebekler için hazırlanmış ürünlerde onların bulunması katlanılabilir sayılsın… (Hoş katlanılamaz ya, neyse…) Peki ya diğerleri…

Örneğin bir turizm firması, bir emlak yatırım bürosu niçin kullanır bebekleri, çocukları? Güzel resim verirler, yüzlerdeki masum, sevecen, içten ifade bizi çekip, içine alır ve biz, farkında olmadan o insancıklar eliyle az sonra nakit akışı sağlayacak müşteriye döneriz de, ondan! Burada bir ahlaki ölçüt aramak dangalaklıktır elbet!


GDO`LAR EVİMİZE SİNSİCE GİRİYOR…

Tanıtımlar çoğunlukla ürünlerin içeriğine yönelik bilgi vermezler. Söz gelimi bir ayçiçeği yağı tanıtımında dünyada yapılan araştırma sonuçlarından söz edilmez. Söz konusu madde insanın ömrünü azaltan, doğrudan kanser yapan azılı bir katildir aslında. Oysa biz ekranda samanlığı seyran olmuş bir aile görürüz ve masalarında ayçiçeği yağı bulunur. Baş aktör çocuklardır. Çocuklar kendi fotoğraflarıyla hem anne-babaları, hem de kardeşlerini zehirlemek için kullanılmaktadır. O sırada ekrandaki yavrunun sömürülmesi de cabasıdır.

Bir bebek maması firmasının ürünlerinde Genetiği Değiştirilmiş Organizma kullanıldığını çok iyi biliyorum sözgelimi! Ancak yasalar izin vermediği için size bu firmanın kimliğini açıklayamıyorum. GDO`ların ne tür sıkıntılar yarattığından söz edebilirim, ancak hangi üründe bunların kullanıldığını ticaret/rekabet her ne haltsa, o yasalar nedeniyle açıklamam olanaksız. İşin alçakça olan yanı, o bebek mamasının satışı için, bir ajanstan getirtilmiş bir bebeğin kullanılmasıdır! Her şeyi satın alınır kılan kapitalist ahlak(sızlık) önce ekrandan sızar evimize, sonra ürüne döner.*1*

*1* Enver Aysever / 2009-06-07 Birgün http://www.birgun.net


--------------------------------------------------------------------------------


BİYO-SİLAH TERMİNATÖR TOHUMLAR 2

ARILAR NEREYE GİTTİLER ?

HOROZ İBİĞİ OTU NEREDEN GELDİ ?

Size sorularım var;

Arılar neden kayboluyor?

Neden kitle halinde ölüyorlar.?

Bir gram bal için 120 bin çiçek dolaşiyor ari.

Hem bal yapiyor,hem de polenlerle döllenmeyi sağliyor.

Beslenme zincirinde yaşamin devamliliğini sağliyor.

Böylesi işçiyi hiç bir yerde bulmak olasi değildir.

İşte bu çalişkan işçiler kitleler halinde ölüyorlar.

Hem de dünyanin farkli bölgelerinde !!!

Einstein demişti ki ;

"Eğer arilar yok olursa,insanlik da yok olur !!! "

Neden kanser vakalari çoğaliyor ?

Komşunun ilköğretime giden 7 yaşinda kizi ,neden ergenlikle bu erken yaşta tanişti ?

Ölü ve premature doğumlar artıyor mu ?

Neden doğurganlık azalıyor ?

Bunlara yanıtınız var mı ?

Var ise, söyleyin bakalım;

Hindistan'da 200 bin çiftçi neden intihar etti?

Karpuzdaki kabak tadi nereden geliyor?

Domates ile kuzey bölgelerde yaşayan soğuk su baliğinin ilintisi nedir?

Yaz, kiş sebzeleri, artik neden her mevsim tezgahlarda?

Salatalık, buzdolabında neden su gibi oluyor, çürüyor?

Mısır ve soya’nın yapısında, balık ve akrep genlerinin işi ne ?

Görüntüsü ve rengi çok güzel olan sebze ve meyvelerin neden tadlari kayboldu

Meyvalarin, sebzelerin damağımızı okşayan lezzetini kim çaldı ?

Sakın ola demeyin ki "ağzimizin tadi kaçti" !!!

Aslinda kaçan, insanliğin ağiz tadi değil, tehlikede olan sağliği ve az gelişmiş olan toplumlarin geleceğidir !!!. Dünya çok büyük bir tehditle karşi karşiya.

Bu tehlike , insanliğin temel gereksinimi olan GIDA ile toplumlara aktariliyor.

Geri kalmiş ve gelişmekte olan ülke insanlarinin varliklari tehlikededir.

Ve bu tehdit biyolojik bir silahla gerçekleştiriliyor !!!


Genleriyle oynanmiş tarim ürünleri...

Sanmayalim ki tehdit altinda olan sadece insanliğin geleceği ve gida kantrolu ile yönetilebilir olmasi değildir.

Bir diğer tehlike de ,tarim alanlarinin melez bitkilerle istila edilmesi ve üretiminin, yönetici güçler tarafindan denetlenerek, azaltilip, topraklarin tarim alani vasfindan çikmasi ve kullanilamaz hale gelmesidir.

Onlara göre,dünyadaki tüm zenginlikler, güçlü olanlara aittir. Süratle çoğalmakta olan az gelişmiş veya geri kalmiş toplumlar "bir çekirge sürüsüdür" ve etkin bir biyosilah olan tarim ürünlerinin genleriyle oynanarak, gidanin güç ve etkisiyle bilimsel yönden üreyemez ve hastalikli hale getirilerek yok edilmelidirler.


TRANSGENİK TARIM ALANLARINDAKİ BEKLENMEYEN GELİŞMELER

Amerika Birleşik Devletleri'nde, 5000 hektar transgenik soya ekim alanı üreticiler tarafından terkedilmek zorunda kaldı ve 50 bin hektar daha ciddi tehdit altında.

Bu durum, Dünyanın en büyük yağmacısı olarak bilinen Monsanto devine karşı durmaya karar veren bir "yabani ot"tan kaynaklanıyor. Küstah, mutasyona uğramış bu bitki hızla yayılarak, "hiçbir yabani bitkinin direnemediği", glifosfat bazlı total herbisit Roundup'a meydan okuyor.

2004 yılında Georgia eyaletinde Atlanta'ya yaklaşık 130 km mesafede Macon şehrinde bir çiftçi, soya alanında bazı horozibik sürgünlerinin, tarlasını ıslattığı Roundup'a direndiklerini farketti.

Bu yayılmacı yabani otun kurbanı alanlar, "hiçbir yabani otun direnemediği" Roundup'a dirençlilik geni almış Roundup Ready tohumları ile ekilmişti.

O günden bugüne, durum ağırlaştı ve olay diğer eyaletlere de -Güney ve
Kuzey Caroline, Arkansas, Tennesee ve Missouri- yayıldı.

Dorset'te Winfrith'de yerleşik bir İngiliz örgütünden (Centre for Ecology and Hydrology) bilim adamlarına göre, GDO bitki ve bazı istenmeyen otlar (horozibiği gibi) arasında gen alışverişi gerçekleşmişti.

Bu saptama, genetiği değiştirilmiş bir bitki ile değiştirilmemiş bir bitki arasında melezlemenin "imkânsız" olduğunu ısrarla iddia eden GDO savunucularını n kesin ve iyimser iddialarının tersini söylüyor.

Tarımsal sorunlar konusunda uzman İngiliz genetik bilimci Brian Johnson'e göre: "Milyonlarca olasılık içinde tek bir çaprazlamanın başarılı olması yeterli. Bu gerçekleştiği anda, yeni bitki çok büyük bir seçilim avantajına sahip olur ve hızla çoğalır. Alanda kullanılan glifosfat ve amonyum bazlı güçlü herbisit, otlar üzerinde ağır baskı
uygulamış, bu da uyum hızını artırmıştır." Böylece, herbisitlere dirençlilik geni, içinde bulunduğu ve korumakla yükümlü bir tohumdan, horozibiğine geçerek, artık yok etmesi imkânsız bir melez bitkinin doğumuna neden olmuş gibi görülüyor.

Tek çözüm, eskiden yaptığımız gibi yabani otları elle yolmak, ancak alanların genişliği düşünülürse bu her zaman mümkün değil. Ayrıca, derin köklü olan bu otları yolmak hayli zor ve işte 5000 hektar alan öylece tümüyle terk edildi. *1*


Kaynakçalar

*1* Çeviren: Zeynep Bilgi Bulus / 24 Temmuz 2009
http://groups.google.com/group/pembedom ... 4df?hl=tr#


--------------------------------------------------------------------------------


BİYO-SİLAH TERMİNATÖR TOHUMLAR 3

Kendimizin çıkarlarımızdan fedakarlık ederek dünyanın iyiliği için lüksümüzden vazgeçeceğimiz konusunda kandırmamıza hiç gerek yok." Seorge Kennan, 1948


Bu, güç devrimi tarihinin de ötesindedir, hatta bilim dâhi bu azınlığın hizmetine sokulmuştur. 1948'de Kennan'in da kendi notlarında tavsiye ettiği gibi, herhangi bir fedakârlık veya dünyanın iyiliği düşünülmeden acımasız politikalar uygulandı,

Ölüm tohumları

Sizlere belki duymuş ve hatta okumuş olduğunuz önemli bir kitap ve yazarından bahsetmek istiyorum;

Gazeteci F. William Engdahl, 'Ölüm Tohumları' eserinde GDO adı verilen "şeytan planının" tüm ayrıntılarını açıklıyor.

Amerika üzerinden insanlığı kontrol altına almak, bazı milletleri kısırlaştırarak yok etmek gibi çok kirli planları olan şirketlerin içyüzünü deşifre edilen eserin 'giriş' bölümü aşağidadir. 'Ölüm Tohumları' herkesin üzerinde çokça düşünerek okuması gereken bir şaheser.

"Biz dünya nüfusunun %6.3'ünü oluşturuyoruz ama zenginliğinin yarısına sahibiz. Bu farklılık özellikle bizler ve Asyalılar kadar büyük. Böyle bir durumda kıskanılma ve gücenilme gibi bir durumda olamayız. Gelecek dönemdeki asil görevimiz, ulusal güvenliğimize bir zarar getirmeden bu farklılık durumunu sürdürebileceğimiz bir ilişki kalıbı tasarlamaktır. Bunu yapmak için de tüm duygusallık ve hayallerden uzak durup dünyanın her yerindeki ulusal hedeflerimize odaklanmalıyız. Kendimizi çıkarlarımızdan fedakarlık ederek dünyanın iyiliği için lüksümüzden vazgeçeceğimiz konusunda kandırmamıza hiç gerek yok." Seorge Kennan, 1948

Bu kitap küçük bir sosyo-politik elit zümre tarafından 2.Dünya Savaşı sonrasında Vaşington'da ele alınmış bir proje ile ilgilidir. Bu, Kennan'in "farklılık durumunu sürdürebilmek" tümcesinin nasıl hayata geçirildiğinin anlatılmamış hikâyesidir. Aynı zamanda bir avuç insanın savaş sonrası tüm kaynaklara ve güce sahip oluşunun da hikâyesidir.

Bu, güç devrimi tarihinin de ötesindedir, hattâ bilim dâhi bu azınlığın hizmetine sokulmuştur. 1948'de Kennan'in da kendi notlarında tavsiye ettiği gibi, herhangi bir fedakârlık veya dünyanın iyiliği düşünülmeden acımasız politikalar uygulandı,

Seleflerinin aksine İngiliz imparatorluğu içindeki hâkim guruplar, yeni beliren 'Amerikan eliti, kendilerini savaştan sonra, "Amerikan Yüzyıh"nın şafağında ilan ettiler ve hitap yeteneklerini, dünyanın iyiliği için düşüncesini kendi amaçlarına uygun şekilde kullandılar. Onların Amerikan Yüzyılı daha yumuşak ve kibar bir imparatorluk olarak sömürgecilikten kurtuluş, demokrasi, ekonomik gelişme ve özgürlük kisvesi altında diğer ulusların kaderlerine hükmedebilen, Büyük İskender'den sonraki en büyük küresel imparatorluktu.

Bu kitap "Bir Savaş Yüzyılı:

Anglo-Amerikan Petrol Politikaları ve Yeni Dünya Düzeni" adlı kitabın bir devamı niteliğindedir. Petrolden sonra ikinci bir "kırmızı hattı" takip eder. İnsanın yaşamını sürdürebilmesinde en temel ihtiyacı olan günlük ekmeğinin karşılanmasını konu alır. 70'ler boyunca bu Amerikan elitin menfaatine hizmet eden kişi, hayatı boyunca 'güç dengesi1 politikalarının bir uygulayıcısı olan Henry Kissinger'di. Ve dünya hâkimiyeti konusundaki şu fikrini açıklamıştır;

"Petrolü kontrol edersen ulusları kontrol edersin, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin."

"Küresel yiyeceği kontrol etme plânı" 1930'ların başlarına, savaşın patlak vermesinden önceye dayanır. Bu organizasyon belli başlı bazı ailelerin servetlerini korumak amacıyla seçilmiş özel kuruluşların yardımlarıyla maddi olarak destek görmüştür. Bu aileler güç ve zenginliklerini doğu sahili boyunca Boston, Vaşington, New York ve Philedelphia'ya yerleştirmişti. Bu sebeple egemen medya kuruluşları sıkça onlara atıfta bulunmuş, zaman zaman alay konusu etmişlerse de genellikle övmüşlerdir.
Savaşla birlikte Amerikan gücünün ağırlık merkezi doğu sahilinden Seattle, Houston, Las Vegas, Atlanta ve Miami gibi bölgelere dağıldı. Sonradan da Asya, Japonya ve Latin Amerika'ya.

2.Dünya savaşından bir süre önce bir aile diğerlerine göre daha fazla öne çıkmıştır. Bu ailenin serveti, uğruna kan dökülen ve savaşılan 'kara altın' petrole dayanıyordu. Bu aileyle ilgili olağandışı olan ise ailenin sadece petrole değil, diğer başka alanlarda da yatırım yapmaya karar vermesi olmuştur. Psikoloji, tıp, gençlerin eğitimi, tarım, biyoloji ve biyolojinin tarımsal uygulamalarına yatırım yapmışlardır. Çoğu kişinin fark etmediği devasa bir büyüme ve gelişme göstermişler, servetlerini de o ölçüde büyütmüşlerdir.

Bu kitapta ele alınan ana konu olan 'genetiği değiştirilmiş organizmalar' ya da GDO'nun tarihi, dönemin güçlü ailelerinden olan Rockefeller ailesinin (ve 4 kardeşin - David, Nelson,

John ve Laurance) tarihiyle paralellik göstermektedir -ki savaşın Amerikan zaferiyle bitmesinden sonraki 30 yıl süresince güç evrimine bu insanlar yön vermiştir. Gücün tamamı ellerindedir ancak işin maliyeti tüm dünyayı etkilemiştir.

Bundan 30 yıl önce, erk Rockefeller ailesinin etrafında toplanmıştı. Bugün ise 4 kardeşin 3'ü çeşitli nedenlerle vefat etmiştir. Tüm amaçları, daha sonraları Pentagon'un 'tam spektrum egemenlik' adı vereceği, gerektiğinde askeri gücün de devreye sokulabileceği küresel hâkimiyetti. Projeleri o günlerdeki küçük bir güç gurubundan bugün hayal bile edemeyecekleri, tüm gezegenin geleceği hakkında inisiyatif sahibi oldukları bir noktaya evirildi.

Kalıtım mühendisliği ile bitki ve diğer canlı organizmaların patentlenmesi tarihinin anlaşılabilmesi için 2.Dünya savaşını takip eden yıllardaki Amerikan gücünün dünyada nasıl yayıldığına bakmak gerekir.

George Kennan, Henry Luce, Averell Harriman ve hepsinden önce Rockefeller kardeşlerin tarım sektöründe başlattığı 'yeşil devrim' sayesinde Petro-kimyasal gübre, petrol ve enerji ürünlerine bağımlılık arttı. Onların o günlerde yaptıkları bugünün genetiğini değiştirme tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Yüzyılın başında gerçekleşen 4 çokuluslu dev şirket birleşerek dünya üzerindeki çoğu insanın temel besinlerinin (pirinç, soya fasulyesi, buğday, mısır ve hatta bazı sebze ve meyveler ile pamuk) kontrolünü ellerine geçirdiler. Hastalığa dayanıklı kümes ürünleri, genetiği değiştirilmiş, güya kuş gribine dayanıklı ürünler ve geni değiştirilmiş domuz ve sığır üretimi için çaba sarf etmişlerdir.

Dört özel şirketin üçünün Pentagonla kimyasal savaş araştırmaları konusunda sıkı bağları vardı. Dördüncü şirket aslen İsviçre kökenli olmasına rağmen İngiliz kontrolü altındaydı. Petrolde olduğu gibi GDO tarım projesi de bir Anglo-Amerikan küresel plânıdır

Mayıs 2003'te Bağdat'taki acımasız Amerikan bombardımanının dumanı dağıldığında ABD başkanı GDO projesini stratejik bir konu haline getirdi ve ABD'nin savaş sonrası öncelikli dış politika gündemini oluşturdu. Dünyanın ikinci en büyük tarım üreticisi konumunda bulunan AB, bu küresel plânın önünde zorlu bir engel teşkil etmekteydi.

Her ne kadar Almanya, Yunanistan, Fransa ve Avusturya gibi AB ülkeleri diğer dünya uluslarına benzer şekilde GDO ekimine sağlık ve bilimsel nedenlerle karşı çıksalar da, 2006 yılı başlarında Dünya Ticaret Örgütü (WTO), AB'ni toplu GDO üretimi için kapılarını açmaya zorladı.

ABD ve İngiliz ordularının Irak'ı işgaliyle birlikte Vaşington, bu ülkeye genetiği değiştirilmiş tohumları ABD Tarım Bakanlığının bir cömertliği olarak göndermeye karar verdi. İlk büyük çaplı deney 90'ların başında çok uzun zamandır Rockefeller ailesinin bozduğu ve yolsuzlukla başı dertte olan Arjantin'de zaten yapılmıştı.

İlerleyen sayfalarda da göreceğiniz gibi GDO'nun yaygınlaşması ve çoğalması uğruna politik tehdit, hükümet baskısı, yalan, rüşvet yöntemleri kullanılmış ve hatta cinayetler bile işlenmiştir. Okurken bir suç romanı hissine kapılmanız sürpriz olmayacak.

Tarımsal verimlilik ve dünyanın yiyecek sorunlarını çözme adı altında işlenen bu suçlar, bu küçük zümrenin amaçları doğrultusunda önemsizdir. Yapılan bunca şeyin hedefinde sadece para ve kâr yoktur. Nihayetinde bu güçlü aileler kimlerin merkez bankalarının başlarında duracağına karar verirler. Para onların yaratmaları ya da yok etmeleri için emirlerindedir.

Amaçları daha önceki despot ve diktatörlerin hayal ettikleri gibi mutlak dünya hâkimiyetidir. Kontrol edilmezlerse 10-20 yıl içerisinde bu hedeflerine ulaşmaları işten bile değil. Bu sebeple bu gerçeğin duyurulması ve herkes tarafından bilinmesi büyük önem arz etmektedir.

(Bu metin Gazeteci F. William Engdahl’ın 'Ölüm Tohumları' adlı eserinin giriş bölümüdür.


--------------------------------------------------------------------------------


BİYO-SİLAH TERMİNATÖR TOHUMLAR 4

Değerli okur,

Irak'ın işgalinden önce ;

Ebu Garib hapishanesinin mahzenlerinde saklanmakta olan Mezopotamya'nin tarimciliğinda binlerce yildir varliğini devam ettirmiş olan tohumları kayboldu !!!

Bu tohumlar nerede?

Ebu Garib'de binlerce yılda geliştirilen buğday tohumu çeşitlerinin yer aldığı bir tohum bankası bulunuyordu.Amerikan bombardımanından sonra o tohum mahzeni tarihe karıştı. Artık kimse o tohumların nerede olduğunu bilmiyor!

Transgenik tohumun ana üreticisi ABD olduğu düşünülürse , acaba Ebu garip hapishanesinde kaybolan tohumlar nereye gitmiş olabilir ?

Büyük bir olasilikla Tohumlarin genleriyle oynayan ABD şirketlerinin birisinin elinde veya

Svalbard Tohum depolama barinağindadir!

Svalbard Küresel Tohum Deposu ise ,Global Crop Diversity Trust (GCDT- Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü) tarafindan yönetilmektedir.

Bu örgütün başında Kanadalı Margaret Catley-Carlson vardir.

Carlson kimdir derseniz ?

Önceleri (Population Council) başkanıydı. Bu konsey John D. Rockefeller'ın nüfus popülasyonunu düşürmek amacıyla 1952'de kurduğu, aile planlaması adı altında gelişmekte olan ülkelerde kısırlaştırma çalışmaları yürüten bir konseydir.

Kisirlaştirma çalişmasinda bulunan kişiler küresel tohum depolarini da kontrol eder durumdadir !!

Günümüzde tohum hem çok değerli hem de önemli bir silah haline gelmiştir.

Tüm dünyada safliğini koruyan tohum çeşitleri Yeşil Devrim sonucunda birkaç dünya ülkesinin elinde toplanmakta ve toplanilan yerel, değerli tohumlar yerine "sahte" diyebileceğimiz genlerinle oynanmiş tohumlar verilmektedir.

Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci F. William Engdahl'ın istenmeyen ırkları kısırlaştırma planının ayrıntılarını açıkladığı ürpertici iddialarla şok olacaksınız!


"Norveç 'Teki Tohum Deposu Dünyayı Ele Geçirme Planının Bir Parçası"

Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci F. William Engdahl, tarım sektörünü elinde tutan GDO devlerinin insanlık için gerçek bir kıyamet yaratacağını söylüyor. İddiaları son derece ürkütücü.

Norveç'teki küresel tohum deposuyla amaçlanan arî üstün ırk yaratmak mı yoksa istenmeyen ırkları yiyeceklerle kısırlaştırmak mı?

"Kıyamet tohum deposu" olarak da bilinen Svalbard hariç dünyadaki diğer tohum depolarını bekleyen "kıyamet"i kim koparacak? Engdahl sorularımızı yanıtladı.

Yeni Aktüel Dergisini 29 Kasım - 5 Aralık 2007 tarihli 125. sayısında "Kıyamet Kapısı" başlığıyla kapak konusu olarak işlediğimiz ve 26 Şubat 2008'de tamamlanacağını duyurduğumuz "proje", tamamlandı. Norveç'in kuzeyindeki Spitsbergen adasında "Svalbard Küresel Tohum Deposu" adı verilen o ambar, Mart 2008 itibariyle resmen faaliyete başladı.

Donmuş bir dağın 130 metre altına inşa edilen ambarda şu anda dünyanın dört bir yanından yaklaşık 3 milyon farklı tohum özel ambalajlarda saklanıyor.Kuzey Kutbu'na 1100 kilometre uzaklıkta olan buzdağı ambarında bazı dayanıklı tohumlar 1000 yıl kadar bozulmadan kalabilecek.

Her türlü nükleer saldırıya, patlamaya ve depreme dayanıklı olan bu tohum deposuna "kıyamet tohum deposu" da deniyor. Dünya üzerindeki tüm tohum çeşitlerini biraraya getirmeyi hedefleyen ambarın amacı, gelecekte dünyanın başına gelebilecek nükleer savaş, meteor düşmesi veya iklim değişimi gibi bir felaket durumunda, tohum çeşitliliğinin korunmasını sağlamak.

Buraya kadar her şey gayet iyi niyetli görünüyor. Ancak Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci F. William Engdahl'ın bu proje ile ilgili dehşet verici şüpheleri var.

Engdahl, tarım sektörünü ellerinde tutan GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) devlerinin bizim bilmediğimiz bir şeyler bildiklerini düşünüyor. Spitsbergen'in buzlaşmış kayalıklarının altında "dünyayı ekonomik ve genetik olarak ele geçirme" planlarının yattığını iddia eden Engdahl, teorisini ambar projesi finansörlerinin kimlikleri ve geçmişleri hakkında ayrıntılı hatırlatmalar yaparak ispatlıyor.

İlk baskısı 2007'de yapılan, Nisan 2009'da Türkçe'ye çevrilen "Ölüm Tohumları/ Kalıtımın Değiştirilmesinin Arkasındaki Karanlık Oyunlar" adlı kitabın da yazarı olan Engdahl ile "kıyamet muhafızları" dediği finansörlerin kimlikleri, neler yaptıkları ve Svalbard Küresel Tohum Deposu üzerindeki hedefleri hakkında konuştuk.


Kıyamet muhafızları

- Svalbard Küresel Tohum Deposu'nun finansörleri kimler?

Öncelikle, bu ambarın Global Crop Diversity Trust (GCDT- Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü) aracılığıyla işletildiğini söylemeliyim. Nisan 2009 rakamlarına göre 123 milyon dolarlık bir finansmanları var. Roma'da kurulan bu örgütün başında Kanadalı Margaret Catley-Carlson bulunuyor. 1998'e dek New York merkezli Nüfus Konseyi'nin de (Population Council) başkanıydı. Bu konsey John D. Rockefeller'ın nüfus popülasyonunu düşürmek amacıyla 1952'de kurduğu, aile planlaması adı altında gelişmekte olan ülkelerde kısırlaştırma çalışmaları yürüten bir konsey.


Diğer GCDT üyeleri arasında Hollywood Dream Works Animation'a başkanlık eden Lewis Coleman da var. Coleman, ABD'nin en büyük Pentagon anlaşmalı askeri endüstri şirketi olan Northrup Grumman Corporation'ın da kurul başkanıydı.

Örgütün finansörleri ise;

- Geçen yıl şirketin aktif yönetiminden çekilerek kurduğu Bill-Melinda Gates Vakfı aracılığıyla kendini Asya ve Afrika'daki çiftçilere yardıma adayacağını beyan eden Microsoft'un kurucusu Bill Gates!

- Dünyanın en büyük patentli GDO tohum ve tarım kimyasalları devi ABD'li DuPont / Pioneer Hi-Bred!

- Yine bir ABD'li GDO devi Monsanto!

- İsviçre menşeli GDO tohum ve tarım kimyasalları şirketi Syngenta!

- 1970'lerde 100 milyon dolarlık bir kaynakla "Yeşil Devrim" diye bilinen tohumda gen devrimini başlatan ve tarımsal değişim ile ideal genetik saflığı sağlama çalışmalarını yürütmek üzere dünyanın en büyük vakıflarından birini kuran petrol devi Rockefeller!

- ABD, İngiltere, Norveç, Almanya, İsviçre ve Kanada'dan da devlet fonları aktarılıyor.

Yani özetle, GDO tohumları az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yayarak tarlalardan orijinal tohumların kökünü kazıyan şirketler, şimdi dünya üzerindeki tüm orijinal tohumları olası bir kıyamet günü için kutuplarda buzdan bir adaya saklıyor.

Dünyanın pek çok ülkesinde "zaten var olan" tohum depolarına ne gibi bir felaket gelecektir ki, Svalbard'a muhtaç kalınacaktır?


Ebu Garib tohumları nerede?

- Nükleer savaş, iklim değişimi veya meteor düşmesinin dışında bir felaketten mi söz ediyorsunuz?

Evet, planlı bir felaketten söz ediyorum. Bunu anlamak için yalnızca 2003 Amerikan bombardımanından sonraki Irak'a bakmak yeterli. Irak medeniyetlerin beşiği ve binlerce yıl önce buğday tarımının doğduğu yerdir.

Ebu Garib'de binlerce yılda geliştirilen buğday tohumu çeşitlerinin yer aldığı bir tohum bankası bulunuyordu. Amerikan bombardımanından sonra o tohum mahzeni tarihe karıştı. Artık kimse o tohumların nerede olduğunu bilmiyor.

Düşünün, dünyadaki tüm tohum çeşitleri NATO destekli Svalbard'da biraraya getirilip kontrol altına alındığında, dünyadaki diğer paha biçilmez tohum bankalarını savaşlar ve terörist eylemler ile yok etmek çok kolay olacak! Sonrasında da Monsanto ve DuPont gibi devler kendi GDO tohumlarını tüm dünya çiftçilerine tek elden sunabilecekler. Yani tüm tohum çeşitlerini ele geçirdikten sonra dünyanın diğer tohum bankalarını, tekel oluşturabilmek amacıyla yok edebilirler.


"Ari ırk yaratma projesi"

- Peki tekel olma arzusunun temelinde yatan tek sebep ekonomik mi?

Hayır. Bunu açıklamak için önce kıyamet muhafızlarının kimliklerinden ve geçmişte neler yaptıklarından biraz söz edelim. Rockefeller 1971'de Uluslararası Tarım Araştırmalarında Küresel Danışmanlık Grubu olan CGIAR'ı kurdu. CGIAR, üçüncü dünya ülkelerinin bilim adamlarının ve agronomistlerinin (tarım uzmanı) "modern tarım ürünü" kavramlarında uzmanlaşmaları ve ABD'de öğrendiklerini ülkelerine götürmeleri ile yakından ilgilendi. GDO'lu "Gen Devrimi"nin yaygınlaşması için paha biçilmez bir etki şebekesi oluşturdular. CGIAR, daha etkin olabilmek için BM Gıda ve Tarım Örgütünü (FAO), BM İlerleme Programı'nı ve Dünya Bankası'nı da işin içine dâhil etti.


"Rockefeller Hitler'in de finansörüydü"

Üstün ırk yaratma projesi tanı ola­rak nasıl bir şey?

Rockefeller Vakfının ve zengin finans kurumlarının 1920'lerden beri genetik olarak üstün ırk yaratmayı meşrulaş­tırmak için kullandıkları öjenik bilimi daha sonradan genetik mühendisliği olarak değiştirilmiştir. Hitler ve Nazi­ler buna ari üstün ırk diyorlardı. Hit­ler'in öjenik çalışmaları da bugün Sval­bard'a milyonlarca dolar akıtan Roc­kefeller Vakfı tarafından finanse edil­mişti. Rockefeller Vakfı, Third Re-Ich's Kaiser VViIhelm Instilutcs'nün ari ırk öjenik çalışmalarını finanse ediyor­du. 2. Dünya Savasında ABD resmi olarak savaşa Hitler Almanya'sının karsısında olarak girerken, Rockefel­ler Standard Oil Group, illegal olarak Alman Luftvvaffe ve VVehrmacht bir­liklerine petrol nakline devam etti. Bununla ilgili ABD Senato araştırma­sı da yapıldı.

Rockefeller Vakfı insanı "gen dizilim­lerine" indirgemeye çalışan sözde mo­leküle! biyoloji bilimini yaratmıştı ve sonunda insan («elliklerini istenen şe­kilde değiştirmeyi amaçlıyorlardı. Hit­ler'in Öjenikçi bilim adamları 2. Dünya Savasından sonra sessi/ce ABD'ye gö­türülmüş ve Çeşitli yaşam formlarının genetik olarak tasarlanması konusun­ da ilk adımları atmışlardır.


Gıdalar ile negatif ojenik

Amaç tarım yani gıdalar üzerinden üstün ırk yaratmak mı?

Aslında daha da kötüsü. Rockefeller, Carnegie, Harriman ve diğer zengin elit aileler tarafından fonlanan öjenik (üstün ırk yaratma) lobisinin 1920'den beri biricik amacı "negatif öjenik"tir. "Negatif ojenik" istenmeyen soyların sistemli bir şekilde yok edilmesidir.

Aile Planlaması Enternasyonalin ku­rucusu, koyu öjenikçi ve Rockefeller ailesinin yakın dostu Margaret Sanger, 1939'da Harlem'de "Negro (Zenci) Projesi" adı altında bir proje başlattı. Bu projenin ne olduğunu bir arkadaşı­na yazdığı mektupta açıkça dile getiri­yordu:

"Negro (Zenci) nüfusu ortadan kaldırmak istiyoruz".


--------------------------------------------------------------------------------


BİYO-SİLAH TERMİNATÖR TOHUMLAR 5

Değerli okur,

Sizleri hayrette bırakacak ve düşündürecek bir bilgiyi , bir KISIRLAŞTIRMA PROJESİNİ aşağida sunuyorum.


"KüçüK bir Kaliforniya biyoteknoloji şirketi olan Epicyte, genetik mühendisliği marifetiyle, yendiğinde erkeği kısırlaş­tıran bir mısır geliştirdiklerini açıkladı."

Bundan da anlaşiliyor ki , tüm insanlik ,özellikle fakir ülkelerin insanlari ,acimasiz emperyalizmin denekleri haline getirilmiştir !!!

Ve toplumsal yok etme başlamiştir.

Kakalak ve böcek toplumlar !!! dünyadan silinmelidir ....

Bu toplumsal yok etmenin silahi ise GIDA olacaktir !!!

Toplumlari kisirlaşmakta kullanilmaya başlanmiş olan mısır , yüzlerce gida maddesinde nişasta olarak katki amaçli kullanilmaktadir.Özetle MISIRin gida sektöründe kullanim sahasi çok geniştir.


20 yıllık kısırlaştırma projesi

Küçük bir Kaliforniya biyoteknoloji şirketi olan Epicyte, genetik mühendisliği marifetiyle, yendiğinde erkeği kısırlaş­tıran bir mısır geliştirdiklerini açıkladı.

Epicyte, Svalbard'ın iki sponsoru olan DuPont ve Syngenta ile teknolojilerini yaymak için ortaklık kurmuştu. Çok il­ginçtir ki Epicyte, genetiği değiştiril­miş sperm öldürücülü mısırı ABD Ta­rım Bakanlığından (USDA) aldığı araştırma fonuyla geliştirmişti.

Toplumun üremesini engelleyecek olan işlem önce erkeği kısırlaştirmak amaciyla spermi öldüren bir katkiyla mısır vasitasiyla kullanima verildi.

Erkeklerin spermleri , döllenme sağlayamayacak duruma getirilmeye başlandi.

Böylece "Negatif ojenik" projesi yürütülmeye başlandi.

Kara baronlar bununla da yetinmediler .

Bir başka uygulamalari da şöyle oldu ;

1990'larda BM Dün­ya Sağlık örgütü, Nikaragua, Meksika ve Filipinler'de 15 ila 45 yaşları arasın­daki milyonlarca kadının tetanoza kar­şı aşılanması için bir kampanya başlat­tı.

Erkekler de tetanoz olabilirdi ama aşı erkeklere yapılmadı.

Bu şüphe uyandırıcı durumdan ötürü Katolik bir kilise organizasyonu olan Comite Pro Vida de Mexico (Meksika Yaşam Komitesi) aşıları test ettirdi. Test sonuç­ları ile, Dünya Sağlık örgütü'nün (WHO) yalnızca çocuk doğuracak yaş­taki kadınlara dağıttığı aşıların Chorionic Gonadotrophin (hCG) içerdiği ortaya çıktı.

Doğal bir hormon olan hCG, tetanoz toksoid taşıyıcılarıyla birleştiğinde kadınların hamile kalma­sını engelleyen antikorları üretiyordu.

Daha sonradan ortaya çıktı ki Rocke­feller Vakfı, Rockefeller Nüfus Kon­seyi, Dünya Bankası ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Dünya Sağlık örgü­tü (WHO) için tetanoz taşıyıcın bir kı­sırlaştırma aşısı üretmek için 1972'de 20 yıllık bir proje başlatmışlardı.

Ayrı­ca Svalbard Kıyamet Tohum Deposu'nun ev sahibi Norveç hükümeti kısırlaştırıcı aşının üretilmesi için 41 mil­yon dolar bağış yapmıştı!

MODERN ÇAĞIN TÜM GERİ KALMİŞ TOPLUMLARI DİĞER DEYİŞLE, ZENCİLERİ KISIRLAŞTIRILMALI VE HATTA HASTA EDİLEREK YAŞAM SÜRELERİ KISALTILMALI VE BÖYLECE ORTADAN KALDIRILMALI İDİ !!!

Bu durumda okullarımızda yapilagelmekte olan ve uzun senelerdir devam eden aşilarin niteliği hakkında düşünmemiz de gerekmez mi ?


Hibrid tohumlarla tekel tuzağı

Rockefeller'in gelişmekte olan ülke­lerde yürüttüğü Yeşil Devrim çalışmalarına bu açıdan bakınca korkunç gö­rünüyor…

Rockefeller Vakfı 1946'da sadece adı yeşil olan "Yeşil Devrim"i başlattı. Neydi Yeşil Devrim? 60'larda Rocke­feller'in çalıştığı Meksika, Hindistan gibi ülkelerde daha çok ürün veren ıs­lah edilmiş tohum çeşitleriyle açlık so­rununu büyük ölçüde çözmeyi vaat ediyordu.

Yıllar sonra.

Yeşil Devrim'in aslında Rockefeller ailesinin ileride tekelleştirebilecekleri bir tarım geliştirme planı olduğu ortaya çıktı; tıpkı yarım yüzyıl önce petrol endüstri­si işinde yaptıkları gibi.

Nasıl tekelleştiler?

Yeşil Devrim gelişmekte olan piyasa­larda yeni hibrid tohumların üretilme­sine dayanıyordu. Hibrid tohumlar üreyemedikleri için çiftçilerin her sene tohum alması gerekiyordu. Hibrid to­hum patentlerinin DuPont / Pioneer Hi-Bred'in ve Monsanto'nun başını çektiği bir avuç dev tohum şirketinin elinde toplanması daha sonra GDO'lu tohum darbesi için yolu açtı. Hibrid to­humlar ve bu tohumların ihtiyaç duy­duğu kimyasal gübreler, çiftçileri tarım ve petro-kimya şirketlerine bağımlı hale getiriyordu. Bu gübreler Rocke­feller kontrolündeki büyük petrol şir­ketlerinin ürünüydü. Ot ve böcek ilaç­lan da petrol ve kimya devleri için ek pazarlar oluşturuyordu.

Yeşil devrim aslında bir "kimyasal darbeydi". Geliş­mekte olan ülkelerin yüksek miktarda­ki gübre ve ilaç girdisini finanse etme­leri mümkün değildi. Bu nedenle Dünya Bankasından kredi notu ala­rak ve ABD hükümetinin garantisi al­tındaki Chase Bank ve diğer New York bankaları aracılığıyla özel borç­lar aldılar.

Sonuç?

Bankalara ve tefecilere borçlanan çift­çiler genellikle topraklarını kaybetti­ler, iş aramak için şehirlere göç ettiler; fabrikaların ucuz işçi açığı da kapan­mış oldu.

Patentli biyolojik silah Peki ya bugün?

Bugün de Gates ve Rockefeller Afri­ka'da Yeşil Devrim adı altında bir projeye daha milyonlar yatırıyor. Amaç yi­ne GDO tohumların ve kimyasalların yaygınlaştırılması. Bunun için pek çok teşvik ve kampanyalara başvuruyorlar.

Büyük bir tekelleşme tehdidiyle kar­şı karşıyayız...

Plan işlerse tüm dünya birkaç tohum devinin kölesi olacak. Washington'dan gelen emirler doğrultusunda Washington'un siyasetlerine karşı olan üçüncü dünya ülkelerine tohum ver­ meme olasılığı da var. Ayrıca pirinç, mısır, buğday ve soya gibi dünyanın temel gıda üretimi için patentli to­humların üretimi korkunç bir biyolo­jik silah olarak da kullanılabilir. Ge­netik müdahalelerle öldürücü gıdala­ra çevrilebilirler. (Yeni Aktüel)

Katil Bush "Irak'ta yeşerdiğinde bütün bölgeye yayılacak demokrasi tohumlarını ekmek için bulunuyoruz" derken mecazi bir ifade kullanmıyordu. Nasıl mı?

Gıda Fiyatlarındaki Yükselmeyle Başlayan Ayaklanmaların Görmezden Gelinen Nedeni: Gdo'lar!

Gıda fiyatlarının artması ve dünyanın bazı bölgelerinin açlık tehdidiyle karşı karşıya kalması bir süredir hararetli tartışmalara neden oluyor. Durumun nedenleri arasında küresel ısınma kaynaklı kuraklık ve beslenme yerine biyoyakıt üretimi için ekim yapılması üzerinde durulurken, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar'ın (GDO) bu süreçteki etkinliğinden fazla bahsedilmiyor. Oysa "dünyada açlığı sona erdirme" iddiasıyla yola çıkan dev şirketlerin genetik mühendislik ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri araştırılmaya devam ederken, tarımdaki sonuçları son günlerde yaşanan ayaklanmalarla kendini göstermeye başladı bile.

Irak'ı bombalamaya başladıktan üç ay sonra, Mayıs 2003'te Başkan Bush GDO'ların stratejik bir konu olarak ABD'nin savaş sonrası dış politikasının önceliği olduğunu vurgularken belki de nadir doğrularından birini söylüyordu.

1970'lerin sonunda başlayan bitkilerin genetik olarak değiştirilmesiyle ilgili çalışmalar 80'lerde düzenleyici hiçbir yasa olmadan hızlandı. Ana aktörse Başkan Yardımcısı "Baba Bush"tu; 1988'de başkan olduğunda da, ABD'de GDO üreten şirketlere serbestlik tanıdı. Pandora'nın kutusu açılırken, bilim adamları uyarıyordu. Bunlara kulak tıkayan Başkan Bush 1992'de noktayı koydu: "Genetiği değiştirilmiş (GD) mısır, soya fasulyesi, pirinç ya da pamuk gibi bitki ve yiyecekler 'büyük ölçüde' doğal olanlara denktir!"

Süt sağlıktır! Yoksa değil midir?

ABD yönetimiyle sıkı bağlantıları olan Monsanto şirketinin piyasaya giren ilk patentli GDO ürünü "rBGH" yani büyüme hormonu içeren süt oldu. Monsanto'nun iddiasına göre rBGH enjekte edilen inekler yüzde 30 daha fazla süt üretecekti. Geçimini bundan kazanan çiftçiler için azımsanmayacak miktardı bu. Üstelik Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bu sütün sağlıklı olduğunu açıklamıştı. Fakat çiftçi ve tüketicilerin bilmediği, bu hormonun inekte IGF-1 adı verilen başka bir hormonu da arttığıydı.

Bilim adamları hayvanlarda insülin benzeri bu büyüme faktörünün artmasının kansere yol açabileceği söylüyordu. Zamanla ineklerin sağlığı bozulmaya başladı. Yürümekte bile zorlanan bu hayvanları iyileştirmek içinse daha fazla antibiyotik verildi. 1990'ların sonunda antibiyotik kullanıcılarının yüzde 70'i artık hayvanlardı! Ve tabii et ve süt tüketen insanlar da antibiyotiğe dirençliydi artık 1991'de FDA'da GDO'larla ilgili politikaları belirlemek üzere yeni bir birim kuruldu.


Naci KAPTAN - MedyaraziGazi Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki;

Hayattaki yegane üstünlüğüm Türk doğmaktır! Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli'yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin.


-------------------------------------------------------------------------------

http://www.guncelmeydan.com/pano/biyo-silah-terminator-tohumlar-1-5-naci-kaptan-t22504.html
http://www.facebook.com/GuncelMeydan1919   alıntıdır teşekkürler.
Kutadgu Bilig
Üye

 


Halep keçisi,satılık halep keçisi,sahibinden satılık halep keçisi fiyatları,halep keçisi fiyatları

 

ARTVİN,MARDİN,ANTALYA,KAHRAMANMARAŞ,ANKARA,MANİSA,AMASYA,MALATYA,AĞRI,

 

KÜTAHYA,AFYONKARAHİSAR,KONYA,ADIYAMAN,KOCAELİ,ADANA

 

DENİZLİ,TEKİRDAĞ,ÇORUM,SİVAS,ÇANKIRI,SİNOP,ÇANAKKALE,SİİRT,BURSA,SAMSUN,BURDUR,SAKARYA,BOLU,RİZE,BİTLİS,ORDU,

 

BİNGÖL,NİĞDE,BİLECİK,NEVŞEHİR,BALIKESİR,MUŞ,AYDIN,MUĞLA

 

HAKKARİ,BAYBURT,GÜMÜŞHANE,AKSARAY,GİRESUN,ZONGULDAK,GAZİANTEP,YOZGAT,ESKİŞEHİR,VAN,ERZURUM,UŞAK,ERZİNCAN,

 

ŞANLIURFA,ELAZIĞ,TUNCELİ,EDİRNE,TRABZON,DİYARBAKIR,TOKAT,

 

KIRKLARELİ,KİLİS KIRŞEHİR,OSMANİYE,DÜZCE,KARABÜK,KAYSERİ,YALOVA,KASTAMONU,IĞDIR,KARS,ARDAHAN,İZMİR,BARTIN,

 

İSTANBUL,ŞIRNAK,MERSİN,BATMAN,ISPARTA,KIRIKKALE,HATAY,KARAMAN

 

 

 


Adana'nın ilçeleri

Aladağ
Ceyhan
Çukurova
Feke
İmamoğlu
Karaisalı
Karataş
Kozan
Pozantı
Saimbeyli
Sarıçam
Seyhan
Tufanbeyli
Yumurtalık
Yüreğir

 

 

 

 

 

 

 


 Adıyaman'ın ilçeleri

 

Besni
Çelikhan
Gerger
Gölbaşı
Kahta
Samsat
Sincik
Tut

 

 

 

 

 

 

 


 Afyonkarahisar'ın ilçeleri

 


Başmakçı
Bayat
Bolvadin
Çay
Çobanlar
Dazkırı
Dinar
Emirdağ
 Evciler
Hocalar
İhsaniye
İscehisar
Kızılören
Sandıklı
Sinanpaşa
Sultandağı
Şuhut

 


]

 

 

 

 

 

 Ağrı'nın ilçeleri

 

Diyadin
Doğubeyazıt
Eleşkirt
Hamur
Patnos
Taşlıçay
Tutak

 

 

 

 

 

 

 


 Aksaray'ın ilçeleri

 

Ağaçören
Aksaray
Eskil
Gülağaç
Güzelyurt
Ortaköy
Sarıyahşi

 


]

 

 

 

 

 

 Amasya'nın ilçeleri

 

Amasya
Göynücek
Gümüşhacıköy
Hamamözü
Merzifon
Suluova
Taşova

 

 

 

 

 

 

 


 Ankara'nın ilçeleri

 

Akyurt
Altındağ
Ayaş
Bala
Beypazarı
Çamlıdere
Çankaya
Çubuk
Elmadağ
Etimesgut
Evren
Gölbaşı
Güdül
 Haymana
Kalecik
Kazan
Keçiören
Kızılcahamam
Mamak
Nallıhan
Polatlı
Pursaklar
Sincan
Şereflikoçhisar
Yenimahalle

 


]

 

 

 

 

 

 Antalyanın ilçeleri

 

Akseki
Aksu
Alanya
Döşemealtı
Elmalı
Finike
Gazipaşa
Gündoğmuş
İbradi
Kale
 Kaş
Kemer
Kepez
Konyaaltı
Korkuteli
Kumluca
Manavgat
Muratpaşa
Serik

 

 

 

 

 

 

 


 Ardahan'ın ilçeleri

 

Ardahan
Çıldır
Damal
Göle
Hanak
Posof

 

 

 

 

 

 

 


 Artvin'in ilçeleri

 

Ardanuç
Arhavi
Artvin
Borçka
Hopa
Murgul
Şavşat
Yusufeli

 

 

 

 

 

 

 


 Aydın'ın ilçeleri

 

Bozdoğan
Buharkent
Çine
Didim
Efeler
Germencik
İncirliova
Karacasu
Karpuzlu
 Koçarlı
Köşk
Kuşadası
Kuyucak
Nazilli
Söke
Sultanhisar
Yenipazar

 

 

 

 

 

 

 


 Balıkesir'in ilçeleri

 

Altıeylül
Ayvalık
Balya
Bandırma
Bigadiç
Burhaniye
Dursunbey
Edremit
Erdek
Gömeç
 Gönen
Havran
İvrindi
Karesi
Kepsut
Manyas
Marmara
Savaştepe
Sındırgı
Susurluk

 


Bartın[kaynağı değiştir]

 

 

 

 

 

 Bartın'ın ilçeleri

 

Amasra
Bartın
Kurucaşile
Ulus

 

 

 

 

 

 

 


 Batman'ın ilçeleri
Beşiri
Gercüş
Hasankeyf
Kozluk
Sason

 

 

 

 

 

 

 


 Bayburt'un ilçeleri

 

Aydıntepe
Bayburt
Demirözü

 


]

 

 

 

 

 

 Bilecik'in ilçeleri
Bozüyük
Gölpazarı
İnhisar
Osmaneli
Pazaryeri
Söğüt
Yenipazar

 

 

 

 

 

 

 


 Bingöl'ün ilçeleri

 

Adaklı
Bingöl
Genç
Karlıova
Kiğı
Solhan
Yayladere
Yedisu

 

 

 

 

 

 

 


 Bitlis'in ilçeleri

 

Adilcevaz
Ahlat
Bitlis
Güroymak
Hizan
Mutki
Tatvan

 

 

 

 

 

 

 


 Bolu'nun ilçeleri
Dörtdivan
Gerede
Göynük
Kıbrıscık
Mengen
Mudurnu
Seben
Yeniçağa

 


Burdur[kaynağı değiştir]

 

 

 

 

 

 Burdur'un ilçeleri

 

Ağlasun
Altınyayla
Bucak
Burdur
Çavdır
Çeltikçi
Gölhisar
Karamanlı
Kemer
Tefenni
Yeşilova

 

 

 

 

 

 

 


 Bursa'nın ilçeleri

 

Büyükorhan
Gemlik
Gürsu
Harmancık
İnegöl
İznik
Karacabey
Keles
Kestel
 Mudanya
Mustafakemalpaşa
Nilüfer
Orhaneli
Orhangazi
Osmangazi
Yenişehir
Yıldırım

 

 

 

 

 

 

 


 Çanakkale'nin ilçeleri

 

Ayvacık
Bayramiç
Biga
Bozcaada
Çan
Çanakkale
Eceabat
Ezine
Gelibolu
Gökçeada
Lapseki
Yenice

 

 

 

 

 

 

 


 Çankırı'nın ilçeleri

 

Atkaracalar
Bayramören
Çankırı
Çerkeş
Eldivan
Ilgaz
Kızılırmak
Korgun
Kurşunlu
Orta
Şabanözü
Yapraklı

 

 

 

 

 

 

 


 Çorum'un ilçeleri

 

Alaca
Bayat
Boğazkale
Çorum
Dodurga
İskilip
Kargı
Laçin
Mecitözü
Oğuzlar
Ortaköy
Osmancık
Sungurlu
Uğurludağ

 

 

 

 

 

 

 


 Denizli'nin ilçeleri
Acıpayam
Babadağ
Baklan
Bekilli
Beyağaç
Bozkurt
Buldan
Çal
Çameli
 Çardak
Çivril
Güney
Honaz
Kale
Merkezefendi
Pamukkale
Sarayköy
Serinhisar
Tavas

 

 

 

 

 

 

 


 Diyarbakır'ın ilçeleri

 

Bağlar
Bismil
Çermik
Çınar
Çüngüş
Dicle
Eğil
Ergani
Hani
Hazro
Kayapınar
Kocaköy
Kulp
Lice
Silvan
Sur
Yenişehir

 

 

 

 

 

 

 


 Düzce'nin ilçeleri

 

Akçakoca
Cumayeri
Çilimli
Düzce
Gölyaka
Gümüşova
Kaynaşlı
Yığılca

 

 

 

 

 

 

 


 Edirne'nin ilçeleri
Enez
Havsa
İpsala
Keşan
Lalapaşa
Meriç
Süloğlu
Uzunköprü

 

 

 

 

 

 

 


 Elazığ'ın ilçeleriAğın
Alacakaya
Arıcak
Baskil
Elazığ
Karakoçan
Keban
Kovancılar
Maden
Palu
Sivrice

 

 

 

 

 

 

 


 Erzincan'ın ilçeleriÇayırlı
Erzincan
İliç
Kemah
Kemaliye
Otlukbeli
Refahiye
Tercan
Üzümlü

 

 

 

 

 

 

 


 Erzurum'un ilçeleri
Aşkale
Aziziye
Çat
Hınıs
Horasan
İspir
Karaçoban
Karayazı
Köprüköy
Narman
 Oltu
Olur
Palandöken
Pasinler
Pazaryolu
Şenkaya
Tekman
Tortum
Uzundere
Yakutiye

 

 

 

 

 

 

 


 Eskişehir'in ilçeleri

 

Alpu
Beylikova
Çifteler
Günyüzü
Han
İnönü
Mahmudiye
Mihalgazi
Mihalıççık
Odunpazarı
Sarıcakaya
Seyitgazi
Sivrihisar
Tepebaşı

 

 

 

 

 

 

 


 Gaziantep'in ilçeleriAraban
İslahiye
Karkamış
Nizip
Nurdağı
Oğuzeli
Şahinbey
Şehitkamil
Yavuzeli

 

 

 

 

 

 

 


 Giresun'un ilçeleriAlucra
Bulancak
Çamoluk
Çanakçı
Dereli
Doğankent
Espiye
Eynesil
Giresun
Görele
Güce
Keşap
Piraziz
Şebinkarahisar
Tirebolu
Yağlıdere

 

 

 

 

 

 

 


 Gümüşhane'nin ilçeleri
Kelkit
Köse
Kürtün
Şiran
Torul

 

 

 

 

 

 

 


 Hakkâri'nin ilçeleri

 

Çukurca
Hakkâri
Şemdinli
Yüksekova

 

 

 

 

 

 

 


 Hatay'ın ilçeleri

 

Altınözü
Arsuz
Antakya
Belen
Defne
Dörtyol
Erzin
Hassa
İskenderun
Kırıkhan
Kumlu
Payas
Reyhanlı
Samandağ
Yayladağı

 

 

 

 

 

 

 


 Iğdır'ın ilçeleri

 

Aralık
Iğdır
Karakoyunlu
Tuzluca

 

 

 

 

 

 

 


 Isparta'nın ilçeler

 

iAksu
Atabey
Eğirdir
Gelendost
Gönen
Isparta
Keçiborlu
Senirkent
Sütçüler
Şarkikaraağaç
Uluborlu
Yalvaç
Yenişarbademli

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İstanbul'un ilçeleri
Adalar
Arnavutköy
Ataşehir
Avcılar
Bağcılar
Bahçelievler
Bakırköy
Başakşehir
Bayrampaşa
Beşiktaş
Beykoz
Beylikdüzü
Beyoğlu
Büyükçekmece
Çatalca
Çekmeköy
Esenler
Esenyurt
Eyüp
Fatih
 Gaziosmanpaşa
Güngören
Kadıköy
Kağıthane
Kartal
Küçükçekmece
Maltepe
Pendik
Sancaktepe
Sarıyer
Silivri
Sultanbeyli
Sultangazi
Şile
Şişli
Tuzla
Ümraniye
Üsküdar
Zeytinburnu

 

 

 

 

 

 

 


İzmir'in ilçeleri

 

Aliağa
Balçova
Bayındır
Bayraklı
Bergama
Beydağ
Bornova
Buca
Çeşme
Çiğli
Dikili
Foça
Gaziemir
Güzelbahçe
Karabağlar
 Karaburun
Karşıyaka
Kemalpaşa
Kınık
Kiraz
Konak
Menderes
Menemen
Narlıdere
Ödemiş
Seferihisar
Selçuk
Tire
Torbalı
Urla

 

 

 

 

 

 

 


 Kahramanmaraş'ın ilçeleri

 

Afşin
Andırın
Çağlayancerit
Dulkadiroğlu
Ekinözü
Elbistan
Göksun
Nurhak
Onikişubat
Pazarcık
Türkoğlu

 

 

 

 

 

 

 


 Karabük'ün ilçeleri

 

Eflani
Eskipazar
Karabük
Ovacık
Safranbolu
Yenice

 

 

 

 

 

 

 


 Karaman'ın ilçeleri

 

Ayrancı
Başyayla
Ermenek
Karaman
Kazımkarabekir
Sarıveliler

 

 

 

 

 

 

 


 Kars'ın ilçeleri

 

Akyaka
Arpaçay
Digor
Kağızman
Kars
Sarıkamış
Selim
Susuz

 

 

 

 

 

 

 


 Kastamonu'nun ilçeleri

 

Abana
Ağlı
Araç
Azdavay
Bozkurt
Cide
Çatalzeytin
Daday
Devrekani
Doğanyurt
 Hanönü
İhsangazi
İnebolu
Kastamonu
Küre
Pınarbaşı
Seydiler
Şenpazar
Taşköprü
Tosya

 

 

 

 

 

 

 


 Kayseri'nin ilçeleri
Akkışla
Bünyan
Develi
Felahiye
Hacılar
İncesu
Kocasinan
Melikgazi
 Özvatan
Pınarbaşı
Sarıoğlan
Sarız
Talas
Tomarza
Yahyalı
Yeşilhisar

 

 

 

 

 

 

 


 Kırıkkale'nin ilçeleri

 

Bahşılı
Balışeyh
Çelebi
Delice
Karakeçili
Keskin
Kırıkkale
Sulakyurt
Yahşihan

 

 

 

 

 

 

 


 Kırklareli'nin ilçeleri

 

Babaeski
Demirköy
Kırklareli
Kofçaz
Lüleburgaz
Pehlivanköy
Pınarhisar
Vize

 


Kırşehir[kaynağı değiştir]

 

 

 

 

 

 Kırşehir'in ilçeleri

 

Akçakent
Akpınar
Boztepe
Çiçekdağı
Kaman
Kırşehir
Mucur

 

 

 

 

 

 

 


 Kilis'in ilçeleri

 

Elbeyli
Kilis
Musabeyli
Polateli

 


]

 

 

 

 

 

 Kocaeli'nin ilçeleri

 

Başiskele
Çayırova
Darıca
Derince
Dilovası
Gebze
Gölcük
İzmit
Kandıra
Karamürsel
Kartepe
Körfez

 

 

 

 

 

 

 


 Konya'nın ilçeleri
Ahırlı
Akören
Akşehir
Altınekin
Beyşehir
Bozkır
Cihanbeyli
Çeltik
Çumra
Derbent
Derebucak
Doğanhisar
Emirgazi
Ereğli
Güneysınır
Hadım
 Halkapınar
Hüyük
Ilgın
Kadınhanı
Karapınar
Karatay
Kulu
Meram
Sarayönü
Selçuklu
Seydişehir
Taşkent
Tuzlukçu
Yalıhüyük
Yeniceoba
Yunak

 

 

 

 

 

 

 


 Kütahya'nın ilçeler

 

iAltıntaş
Aslanapa
Çavdarhisar
Domaniç
Dumlupınar
Emet
Gediz
Hisarcık
Kütahya
Pazarlar
Şaphane
Simav
Tavşanlı

 

 

 

 

 

 

 


 Malatya'nın ilçeleri

 

Akçadağ
Arapgir
Arguvan
Battalgazi
Darende
Doğanşehir
Doğanyol
Hekimhan
Kale
Kuluncak
Pütürge
Yazıhan
Yeşilyurt

 

 

 

 

 

 

 


 Manisa'nın ilçeleri

 

Ahmetli
Akhisar
Alaşehir
Demirci
Gölmarmara
Gördes
Kırkağaç
Köprübaşı
Kula
Salihli
Sarıgöl
Saruhanlı
Selendi
Soma
Şehzadeler
Turgutlu
Yunusemre

 

 

 

 

 

 

 


 Mardin'in ilçeleri

 

Artuklu
Dargeçit
Derik
Kızıltepe
Mazıdağı
Midyat
Nusaybin
Ömerli
Savur
Yeşilli

 

 

 

 

 

 

 


 Mersin'in ilçeler

 

iAkdeniz
Anamur
Aydıncık
Bozyazı
Çamlıyayla
Erdemli
Gülnar
Mezitli
Mut
Silifke
Tarsus
Toroslar
Yenişehir

 

 

 

 

 

 

 


 Muğla'nın ilçeleri

 

Bodrum
Dalaman
Datça
Fethiye
Kavaklıdere
Köyceğiz
Marmaris
Menteşe
Milas
Ortaca
Seydikemer
Ula
Yatağan

 


Muş[kaynağı değiştir]

 

 

 

 

 

 Muş'un ilçeleri

 

Bulanık
Hasköy
Korkut
Malazgirt
Muş
Varto

 


]

 

 

 

 

 

 Nevşehir'in ilçeleri

 

Acıgöl
Avanos
Derinkuyu
Gülşehir
Hacıbektaş
Kozaklı
Nevşehir
Ürgüp

 

 

 

 

 

 

 


 
 Niğde ilinin ilçeleri
Altunhisar
Bor
Çamardı
Çiftlik
Niğde
Ulukışla

 

 

 

 

 

 

 


 Ordu'nun ilçeleri
Akkuş
Altınordu
Aybastı
Çamaş
Çatalpınar
Çaybaşı
Fatsa
Gölköy
Gülyalı
Gürgentepe
İkizce
 Kabadüz
Kabataş
Korgan
Kumru
Mesudiye
Perşembe
Ulubey
Ünye

 

 

 

 

 

 

 


 Osmaniye'nin ilçeleri

 

Bahçe
Düziçi
Hasanbeyli
Kadirli
Osmaniye
Sumbas
Toprakkale

 

 

 

 

 

 

 


 Rize'nin ilçeleri

 

Ardeşen
Çamlıhemşin
Çayeli
Derepazarı
Fındıklı
Güneysu
Hemşin
İkizdere
İyidere
Kalkandere
Pazar
Rize

 

 

 

 

 

 

 


 Sakarya'nın ilçeleri

 

Adapazarı
Akyazı
Arifiye
Erenler
Ferizli
Geyve
Hendek
Karapürçek
Karasu
Kaynarca
Kocaali
Pamukova
Sapanca
Serdivan
Söğütlü
Taraklı

 

 

 

 

 

 Samsun'un ilçeleri

 

Alaçam
Asarcık
Atakum
Ayvacık
Bafra
Canik
Çarşamba
Havza
İlkadım
Kavak
Ladik
Ondokuzmayıs
Salıpazarı
Tekkeköy
Terme
Vezirköprü
Yakakent

 

 

 

 

 

 

 


 Siirt'in ilçeleri

 

Tillo
Baykan
Eruh
Kurtalan
Pervari
Siirt
Şirvan

 

 

 

 

 

 

 


 Sinop'un ilçeleri

 

Ayancık
Boyabat
Dikmen
Durağan
Erfelek
Gerze
Saraydüzü
Sinop
Türkeli

 

 

 

 

 

 

 


 Sivas'ın ilçeleri

 

Akıncılar
Altınyayla
Divriği
Doğanşar
Gemerek
Gölova
Hafik
İmranlı
Kangal
Koyulhisar
Sivas
Suşehri
Şarkışla
Ulaş
Yıldızeli
Zara
Gürün

 

 

 

 

 

Şanlıurfa'nın ilçeleri

 

Akçakale
Birecik
Bozova
Ceylanpınar
Eyyübiye
Halfeti
Haliliye
Harran
Hilvan
Karaköprü
Siverek
Suruç
Viranşehir

 

 

 

 

 

 

 


Şırnak'ın ilçeleri

 

Beytüşşebap
Cizre
Güçlükonak
İdil
Silopi
Şırnak
Uludere

 

 

 

 

 

 

 


 Tekirdağ'ın ilçeleri

 

Çerkezköy
Çorlu
Ergene
Hayrabolu
Kapaklı
Malkara
Marmara Ereğlisi
Muratlı
Saray
Süleymanpaşa
Şarköy

 

 

 

 

 

 

 


 Tokat'ın ilçeleri

 

Almus
Artova
Başçiftlik
Erbaa
Niksar
Pazar
Reşadiye
Sulusaray
Tokat
Turhal
Yeşilyurt
Zile

 

 

 

 

 

 

 


 Trabzon'un ilçeleri
Akçaabat
Araklı
Arsin
Beşikdüzü
Çarşıbaşı
Çaykara
Dernekpazarı
Düzköy
Hayrat
 Köprübaşı
Maçka
Of
Ortahisar
Sürmene
Şalpazarı
Tonya
Vakfıkebir
Yomra

 

 

 

 

 

 Tunceli'nin ilçeleri

 

Çemişgezek
Hozat
Mazgirt
Nazimiye
Ovacık
Pertek
Pülümür
Tunceli

 

 

 

 

 

 

 


 Uşak'ın ilçeleri

 

Banaz
Eşme
Karahallı
Sivaslı
Ulubey
Uşak

 

 

 

 

 

 

 


 Van'ın ilçeleri

 

Bahçesaray
Başkale
Çaldıran
Çatak
Edremit
Erciş
Gevaş
Gürpınar
İpekyolu
Muradiye
Özalp
Saray
Tuşba

 

 

 

 

 

 Yalova'nın ilçeleri

 

Altınova
Armutlu
Çınarcık
Çiftlikköy
Termal
Yalova

 

 

 

 

 

 Yozgat'ın ilçeleri

 

Akdağmadeni
Aydıncık
Boğazlıyan
Çandır
Çayıralan
Çekerek
Kadışehri
Saraykent
Sarıkaya
Sorgun
Şefaatli
Yenifakılı
Yerköy
Yozgat

 

 

 

 

 

 Zonguldak'ın ilçeleri

 

Alaplı
Çaycuma
Devrek
Gökçebey
Kilimli
Kozlu
Karadeniz Ereğli
Zonguldak

 

 

 

 

Facebookta Paylaş